| adéle hugo Adéle babası Victor Hugo’nun hışmına uğramış bir kızdır. Yaşadığı yüzyılın belkide en güzel, en yetenekli, en kabiliyetli kızı olarak anlatılır. Fakat dünyanın en liberal, ilerici, özgürlükçü bireyi diye tanımlıyabileceğimiz Victor Hugo kızına karşı oldukça acımasızdır. Hatta bir despottur. Tek isteği kızının evlenmesidir. Adéle çok genç yaşta dönemin en ünlü yazarlarından evlilik teklifleri alır ama bütün bu teklifleri geri çevirir. Piano çalan, resim yapan ve daha sonra yazılar yazan bir bayan olarak evliliği reddeder. Hiç bir zaman babasının denizde boğulan kızına gösterdiği ilgiyi ve sevgiyi görmez. Bütün yeteneklerine rağmen Victor Hugo’nun kızı olmaktan kaynaklanan ağırlığın altında kalır ve ilk defa bu günün tanımına göre şizofren diyebileceğimiz hastalığın pençesine kapılır. Bir çok ünlü yazarın evlilik teklifini reddeden Adéle, yaşamın ironisi olsa gerek, Hugo ailesinin İngiltere’de sürgünde olduğu bir dönemde İngiliz bir askere (Pinson) aşık olur. Adéle’in parasında gözü olan bu asker sonuçta istediğini elde edemeyince kendisini terkeder. Zaten şizofren teşhisi konulmuş Adéle’in durumu gittikçe kötüye gider. Yaklaşık on yıldan fazla umutsuzca bu İngiliz askerin arkasında koşar. Askerin tugayı nereye giderse, o da peşinden gider. Kanada en son durağı olur Adéle’in. Sonuçta Kanada’dan bir yerli kadın tarafından Paris’e getirilir ve Victor Hugo’ya teslim edilir.
Adéle yaşamının geriye kalan kısmını, yaklaşık 40 yıl, bir akıl hastanesinde geçirir ve Fransız toplumunun bu durumdan doğru dürüst haberi olmaz. Hugo ailsinin en son bireyi olarak Adéle 85 yaşında gözlerini yaşama yumduğunda, Fransız toplumu Victor Hugo’nun bir kızı olduğunu bu şekilde öğrenir ve şok olur.
Adéle’in hikayesi babalarının gölgelerinde kalanların hayat hikayesidir. Dışarıya karşı özgürlükçü ama içe karşı tutucu, despot olan bir babanın kızını şizofren etmesidir Adéle’in hikayesi. |