| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Grup Lideri Antikapitalistler ![]() | AHMET SÜREYYA DURNA ![]() ÖZGEÇMİŞİ Gazeteci-Şair Ahmet Süreyya DURNA: Gene de bildiğimden şaşmadım, inadına; “İnadına” diyorsam,inancımın adına!. İfadesiyle,hâl tercümesinde bulunan Gazeteci-Şair Ahmet Süreyya DURNA; 1954 doğumlu olup,Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Nadir köyünde dünyaya geldi.İlk,Orta,Lise ve İmam Hatip Lisesinden sonra Yüksek Öğrenimini tamamladı. İki dönem,bir siyasi partinin İskenderun ilçe başkanlığını yaptı.Uzun süre Akdeniz Bölgesi Basın Ajansı olarak çalıştı.Bazı gazetelerde;belgesel araştırmalarının yanında,kültürel makaleleri yayınlandı.Akit gazetesinde ise,dört yıl köşe yazarlığı icra etti.Bir çok Edebiyat dergilerinde şiirleri neşredildi ve bazı eserleri bestelendi.Aynı zamanda,bu dalda bir çok ödüller aldı. Afşin Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevinde de bulunan Ahmet Süreyya DURNA;daha sonra Vakit Gazetesinde Kültür Sanat sayfasında yazdı. Kendisi,Tekvando milli hakemidir ve şu anda müstear isimle (ulusal basında)hafta içi beş gün yazmaktadır.Sportif faaliyetlerinin dışında, Hat sanatı ve Osmanlı arşivi üzerinde çalışmaları mevcut. Ayrıca, Evliya Çelebi’ nin Seyahatnamesinde ayak bastığı yerlerin tümünü istisnasız dolaşan Ahmet Süreyya DURNA;iyi bir Ortadoğu gözlemcisidir. e-mail :a.sureyyadurnavakit@mynet.com tel/faks:03445113275 PLATONİK AŞK Sanki kaygan bir zeminde Yürüyorum biteviye. Peşimden ağır gölgemi Sürüyorum biteviye. Deli gönlüm dert sahibi Bulanık görünmez dibi. Bir aşkı sarmaşık gibi Sarıyorum biteviye. Gam taşırım harman harman Kesildi dizimde derman. Canan için,can alıp can; Veriyorum biteviye. Aklım oynar "yar" dendi mi Coşar yıkarım bendimi. Kırık aynada kendimi Görüyorum Biteviye. Bağım dökse de gazeli Varsın essin sevda yeli. Hayalimdeki güzeli Arıyorum biteviye. Dilimde gizemli isim Kalbime kazınan resim. Ben Mecnunsam,bu Leyla kim? Soruyorum biteviye Nereye dönsem yönümü Kör aşk kapatır önümü. Günüm tutmuyor günümü Eriyorum biteviye. Ahmet Süreyya DURNA -------------------------------------------------------------------------------- AYRILIK SENDROMU Gecelerin yoğun sessizliğinde, Göz yaşım suluyor uykularımı. İp oldum,eğrildim zaman iğinde, Kâbuslar bölüyor uykularımı. Başımı yastığa koyduğum anda, Sabaha dek,su döverim havanda. Ecinniler sinsin oynar tavanda, Korkular yalıyor uykularımı. Baktığım noktada neler var,neler; Gördüğüm her cisim,beni inceler. Tuhaf vesveseler,kem düşünceler, Cımbızla yoluyor uykularımı. Sanki sağım solum hep dikenli tel, Özel muhafızım,devasa heykel. Göğsümün üstünde bir sihirli el, Burguyla deliyor uykularımı. Aynada yüzümü dişleyen biri!. Yaralı sinemi şişleyen biri!. İliğime kadar işleyen biri!. Askıya alıyor uykularımı. Kaç kez “mâvera”ya gider gelirim, Yorulurda,bir gün düşer ölürüm. Beynimi zonklayan “firkat”,bilirim, Taşlara çalıyor uykularımı. Ahmet Süreyya DURNA -------------------------------------------------------------------------------- DEPRESYON Pusulayı şaşırmışa benzerim Sanki ormanlıkta azana döndüm. Bir meçhul alemde boşa gezerim Sazını kaybetmiş ozana döndüm; Yandım,göyündüm!. *** Met/cezir yaşarım var ile yokta Aradığım görünmüyor ufukta. Uzaklıkta,ıssızlıkta uç nokta, Gidip gelinmeyen fizana döndüm; Yandım,göyündüm!. *** Başıma gaile aldım kimsesiz, Kör karanlıklara daldım kimsesiz. Şimdi ara yerde kaldım kimsesiz. Kendi yuvasını bozana döndüm; Yandım,göyündüm!. *** Meclislerin köşe taşıydım önce Soylu geçmişime göz değdi bence! Gayr-i ihtiyari çaptan düşünce, Ah! kalaysız bakır kazana döndüm; Yandım,göyündüm!. *** Sayılı günlere "tez geçer" derken, Umut dağlarıma kar yağdı erken. Göçmen kuşlarından muştu beklerken, Bahar aylarında hazana döndüm; Yandım,göyündüm!. *** Enseme gaibten bir balyoz indi Al senin layığın "işte bu!" dendi. Aklım iflas etti,aşkım tükendi, Buz üstüne yazı yazana döndüm; Yandım,göyündüm!. Ahmet Süreyya DURNA -------------------------------------------------------------------------------- GENÇLİK EFSANESİ Anafor gibiydik gönül tasında, Gençliğimiz bizden farımadan önce. Çiğ düşerdi üstümüze şafakta, Bağrımıza deli rüzgâr eserdi, Sararıp kurumadan önce; Göğ ekin gibiydik,şu hayat tarlasında, Heyhat!. Ayağı sekili,gözü sürmeli, Alnı sakar,haşarı tay gibiydik. Durup/dinlenmek nedir ki,yorulmak nedir; Bilmezdik,nicedir!. Ve âdetâ bir çelik yay gibiydik; Heyhat!. Sığmazdık kabımıza/kabuğumuza, Heyecanlıydık. Kalaycı körüğünden farksızdı yüreğimiz, Patlamaya hazır volkan gibiydik. Beyine sıçrayan kan gibiydik,doğrusu. Tâbir-i câizse eğer; Çiçeği burnunda delikanlıydık, Heyhat!. Düşünce ufkumuz,tahayyülümüz, Sonsuza açılan kapıydı sanki. İhtilâl yapardık sıfır-üç sularında, Ay ışığında!. Devlerin uykuya daldığı anda, Vira kamçılanan cesaretimiz; Göğsümüzde kargir yapıydı sanki, Heyhat!. Biz idik Zaloğlu Rüstem,evet!. Şâh-ı Merdan Ali biz idik,ahey!. Ya öyle inanırdık, Yada kendimizi öyle sanırdık. Dik bakışlı Aslanların yatağı, Yiğitlerin merkez üssü otağı, Köroğlunun Çamlıbeli biz idik,ahey!. Şahbazları gözünden,gölgesinden tanırdık, Heyhat!. Sonunda anlaşılan,görünen veçhesiyle, Hazin ve gerçek olan; Silüetten ibaretmiş,o netâmeli hayat, Gayrısı yalan. Ömür yıldızımız kaymak üzere, Tadı yok böylece bitkisel yaşamanın; Hava kirli,ekmek küflü,su bayat!. Hâsılı gidip de dönmeyenlerin; Biz de gideceğiz,gittiği yere, Heyhat!. Ahmet Süreyya DURNA Sessiz Sakin Bir Yer Bulsam Koysam Başımı Yalnızlığıma |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |