| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Rektör ![]() | ahmet telli
HAYATI 1946 yılında Eskipazar'da doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdikten sonra, çeşitli eğitim kuruluşlarında öğretmenlik yaptı.12 Eylül' den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. ``1960 sonrası toplumcu şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün bir şairidir. Birinci kuşaktan, özellikle İsmet Özel'den -ses tonu ve sözcük seçimi bakımından-, geniş ölçüde etkilenmiş olduğu gözlemleniyor. Romantik ve başkaldırıcı kişiliği, O'nu bir yanıyla da Attila İlhan şiirine bağlıyor.'' ESERLERİ Şiir Kitapları: Yangın Yılları (1979) , Hüznün İsyan Olur (1979) , Dövüşen Anlatsın (1980) , Saklı Kalan (1982) , Su Çürüdü (1983) , Belki Yine Gelirim (1984) . Her iki kitabındaki yazılarında Telli’nin ilgisi bunlarla da sınırlanmıyor. Yazıları sürekli bir genişleme ve yayılma eğilimi taşıyor. Aziz Nesin, Cemal Süreya, Ceyhun Atuf Kansu, Şenal Sarıhan, Metin Altıok, Behçet Aysan, Tuğrul Keskin, Celal Vardar, Osman Numan Baranus, Nasuh Mahruki, Çerkes Karadağ, Nilgün Marmara, Nazım Hikmet, Cengiz Tuncer, Necati Cumalı, Veysel Çolak, Mehmet Çetin hem birey olarak hem de yazdıkları bağlamında onun için ilgi konusudur. Öte yandan kirlenme, şair ve metafizik, düşünce özgürlüğü ve şiir, gerçekliğin paradigması, intihar, vicdan, müzik, edebiyata karşı televizyon, ulusal kültür sorunu, prometheus, dil, biçem, haklılık, kitaplar, okurlar ve yazarlar, yazar örgütlenmeleri, gelecek, çaresizlik, kuşak olgusu, korku ve cesaret, şiir,dil ve ideoloji, söylenen ve yazılan, şiirin cinsiyeti, muhalif ile yalan, etno, yaratma özgürlüğü ve demokrasi, yılsonu edebiyat değerlendirmeleri, f tipi, Sivas ve daha başka konu ve sorunlar ele aldıklarındandır. Yazdıklarının ve anlattıklarının hepsinde önce insan Ahmet Telli’yi görürüz. Akabinde şiir yazan, konuşan, eyleyen Ahmet Telli’yle karşılaşırız. Şiirinde, yazdıklarında, anlattıklarında birey olarak kendisi vardır. Bakış açısını belirginleştiren de söz konusu bireyliğidir. Her şey kendine göre ve kendincedir. Belki de en çok belirtmek ihtiyacı duyduğu şey bu bireyliğidir. Buysa yazıp söylediklerinin kesinliklerini ortadan kaldırır. Bu bir bakıma başka birinin “öyle değil” deme hakkının teslim edilmesidir. Ama, bunu bir hak olarak gördüğü de pek söylenemez. Çünkü hak gibi bir temellendirmeye karşıdır. Hiçbir hak’kın masum olmadığını bilinç olarak kabul eder. Başka birisinin “öyle değildir” ve “ben böyle düşünüyorum”dan anladığı başka birinin hakkı kesinlikle değildir. “Ben böyle düşünüyorum siz de başka türlü ve başka düşünebilirsiniz.” Buradaki asıl vurgu kendinin ve bir başkasının bireyliğinedir. O bireyliğin içine tutarsız olma gibi bir özelliği bile sığdırır. Yazıp anlattıkları kendine göre yine kendinin bireysel tarihidir. Kendi içindeki bireysel ihtilalin söz ve yazıya düşen yansımasıdır. Toplumsal olana bakarken de yeterince bireysel bir tavırda diretir. O bireysellik de yeterince politiktir.Toplumsal olan karşısında bireysel duruşunda ısrarlıdır. Buysa yazıp anlattıklarının toplumsal yanlarını dumura uğratmış olmaz. Tersine kimi yerde belirginleşmesine, netleşmesine bir imkan olarak belirir. Ama, yazdıklarından hepsinin kendi tercihi ve tavrı olduğunu kolaylıkla çıkarırsınız. Bu yanıyla gerçekten etiktir. O etik tavrı sayesinde toplumsalın içinde büyük bir ihtimalle yalnız bir birey olarak yer alır. Hayatın düşlediği maceralara izin vermemesinden dolayı yazmak onun için başka bir macera olarak önüne çıkar. Kendi deyişiyle okumak ve yazmak kendini gerçekleştirmek için seçtiği alandır.Yazmak sözün eylemle buluştuğu noktadır. Kendi deyişiyle “yazma eylemi söylemek ile eylemek pratiğidir” Şiir, söz ve yazı hayat karşısında kendini gerçekleştirme düzlemi ve alanı olarak karşılık bulur. Ona göre söz ve eylem “kendimiz” olmanın imkanlarını içerir. Hayatı dönüştürerek devrimcileştirir. Ama, aynı düzlem kendini yadsıma ve yıkma imkanıdır kesinlikle meşruiyet kazanmanın yolu değildir. Bu anlamda onun dikkatli sorusuna bir yanıt olacaksa eğer şiir hiçte meşru değildir. Şiir meşruiyeti reddeder. Çünkü yazdığı ve anlattıklarıyla yine kendi deyişiyle “Her türden egemenlikçi ideoloji ile” arasına “eleştirel mesafe koyma” çabasını, kendisiyle, yazma pratiğiyle “hem etik hem estetik bir tartışma olarak” anlar. Kendini yadsıma “zihniyet dünyasının evrilme ve hatta kırılma yerlerine de işaret çabası”nı belirginleştirir. Bunlar kendini gerçekleştirmenin ihtiyaç kabul ettiği bağlamlardır. Kişisel tarihine vurgusunu sağlamlaştırır. Yazılarında ve anlattıklarında bu tarih hem etik hem de estetik göz ardı edilmeden gerçekleşir. Kişisel tarih hem kendine hem de yaşadığı dünyaya yönelik eleştirel bir vurguya ve imlaya sahiptir. Aslına bakılırsa bu yadsımanın gerektirdiği bir eleştirellik, eleştirel bir mesafe ve imladır. Ama yazdıklarındaki imla durdurmaktan, duraklatmaktan çok ilerlemeye yöneltir. Eleştirellikse “kaosun yaratıcı ritmini” arar durur. Kendini gerçekleştirme düşüncesi de kaos talebini çoğaltır. Bir bakıma kendini gerçekleştirme düşüncesi onun kaosudur. Kaos yüzünden bu kendini gerçekleştirme yadsıma, evrilme ve kırılmalarla gerçeklik kazanır. Bütün bunlarsa kendi dilini oluşturmasına yarar. O dil de şiir yazanı delilere yaklaştırır. Çünkü şiir yazan katılmayan ve itaat etmeyendir. Şiir yazan akılla pek ilgili değildir. Sezgi ve duyarlığın cehenneminde akla yer yoktur. Şiir yazanın duyarlığı verili olanı bozar. Bu yüzden de şiir yazan delilere yakındır. Yalnızlığına saldırılmadığı sürece herkesi sever. Çünkü yalnızlığın şiir yazana hatta insana özgü olduğunu önkabul olarak benimser. Şiir yazanın yalnızlığını ortadan kaldırmak gibi bir sorunu da hiç olmaz. Düzyazıları özellikle son yıllara denk gelen düşünüşü ve duruşunun karşılığıdır. Hata ve zaaflarını da içeren bir tarihin sonucudur. Ama, o yadsır. Bir Asuri Kitabesi’den yapılan alıntı yazdıklarını karşısındaki yadsıyıcı tavrını Ben Hiçbir şey Söylemedim’in daha başında belirginleştirir. “Bu son günlerde dünyamız bozuluyor; her tarafta rüşvet ve yozlaşma; herkes kitap yazmak istiyor ve öyle görülüyor ki, dünyanın sonu yaklaşıyor.” Ama, bu bir yandan da bugünün dünyasına ve dünyanın sonuna kişisel bir itirazdır. Yazdıklarının iki kitap olarak ortaya çıkmasıysa tutarsızlığını gösterir. Başka bir deyişle tutarsız olmayı bile bile ister. Ona göre kimse tutarlı olmak durumunda değildir. İlla ifade etmek gerekiyorsa bu yazılar yazan kadar okuyanı da huzursuz eder, şaşırtır. Okur eğer bir takım beklentilerden yola çıkıyorsa büyük bir ihtimalle Ahmet Telli o okuru da baştan yadsımıştır. Bu anlamda şu anda okumakta olduğunuz bu yazı bir değerlendirme yazısı da değildir. İfade etmek istediği bir meramı olmadığı bir şey söylemeye de çalışmamaktadır. Öylesine bir yazıdır ve öylesine okumak gerekir. kaynak amaçlı yazmıştım gerçi ama neyse önemi yok ... bazı şiirleri...... Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Ahmet Telli Anladım Bulutları düşünüyorum, kuşları ve aşkı Tarihleri var da onların, hatta anıları Vatanları olmadı hiç bir zaman, ki onlar Ayışığına karıştılar yeryüzünden göçerek Ve bırakarak metal bir uygarlığı geride Anladım ayaklarımın altındaki dünya değil Çocuk sevinçleri, ipinden koparılmış uçurtmalar Bulutu ve suyu izliyor soluk bir sonsuzluk Anladım yüreğimdeki rüzgarla sürükleniyorum Üşüdüğümü unutuyorum, yalnızlığımı da Yasaksa artık bu ülkeden çıkmamız Vatansız olduğumuzu bilelim diyedir Mayınlayarak ömrümüzün kalan kısmını Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan. Ahmet Telli Aşk Bitti (F.E.S. ve öbürleri için) Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti. Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım Aşk da bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle Kaynak: Çocuksun Sen /Ahmet Telli Halâ Koynumda Resmin Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi, rüzgâr gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Halâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Halâ koynumda resmin Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın 'merhaba' demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Halâ koynumda resmin Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Halâ koynumda resmin Ve halâ sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi Şimdi duvarlarda resmin. Ahmet Telli Bekle Beni Karlar tozarken bekle Ortalık ağarırken bekle Kimseler beklemezken bekle beni -K.Simonov I Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın dizboyu otlar üstünde koş koşabildiğince ve sakın yitirme neşeyi Kırların sessizliğinde yüreğinin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer ayır ve bekle beni küçüğüm Doğa pervasızdır biraz bakarsın en olmaz yerde masmavi bir su fışkırır ve suyun ışıldayan göğsünde sevincin nilüferleri Bahar şaşırtmasın seni sırtüstü uzan bir gölgeye suların, kuşların sesini dinle ve bekle beni orada döneceğim küçüğüm II Mapusane türküleri hüzünlüdür biraz belki her dinleyişinde yüreğin burkulmakta için sızlamaktadır Ama acılara alışılmaz birşeyler var değişecek birşeyler var değiştirmemiz gereken önce acılardan başlanacak Beş on yıl dediğin pek kolay geçmeyebilir üstelik bu savaş bu kahredici kıyım bitmeyebilir daha uzun süre Ama sen sahip çıkarak yaşama ve sevince bekle beni küçüğüm acılar bitecek bir gün sevgiler çiçek açacak Mapusane türküleri hüzünlüyse de biraz yüreğin burkulmasın için sızlamasın sakın ve bekle beni küçüğüm III Kış kıyamet bir gün bakarsın çıkıp gelmişim varsın azgınlaşsın tipi ve uğuldayadursun dışardaki rüzgâr Sakın şaşırma küçüğüm üşümüş bir serçe gibi titremesin ellerin apansız çıkıp geleceğim kış kıyamet de olsa bir gün Uğuldayan bu rüzgâr bu delice yağan kar ürkütmesin seni direnmektir artık bekleyişin öbür adı Sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni küçüğüm Kaynak: Saklı Kalan /Ahmet Telli Hüznün İsyan Olur DELİ KUŞ Deli kuş bilir misin nedir türküler kadar sevdalanmak duyabilmek yüreğinde bir depremin uğultusunu Suya düsen bir karanfilse yüreğin bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir devinmez yüreğinin magması çatlamaz sabrın kara taşı unutma YAK SEVDANIN ÇIRASINI Ne hüzünler kurtarır seni ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi ve ne de acının ses duvarındaki yorgun ve bıkkın bekleyişler Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır verecektir en olgun meyvelerini mutlaka yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü Yak sevdanın çırasını türkülerle barajını yıkan bir ırmak gibi katil hayata Hüznün isyana dönsün artık bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu evde kalmış bir cinsellik değildir çünkü dünya SEVDALAR DUMAN OLMAYACAK Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yani hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde Yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları sarılsın bir an öfkenin gökgürültüsüyle beyninin her hücresi bir gerilla gibi kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın ve bir hançer gibi saplansın puştlukların ihanetlerin bağrına Bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar ve cehennemleşen yalnızlığın Sevdalar duman olmayacak o zaman Hüznün isyan olmuştur çünkü Hüznün isyan olmalıdır Kaynak: Kalbim Unut Bu Şiiri /Ahmet Telli Sıyrılıp Gelen Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman Suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını usulca yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için Ve gözleri uzak yamaçlarda aranıp dururken bir şeyleri sessiz ve sakin beklemekte bekledikçe bileylenen yürek Belli ki dağların, denizlerin ve göllerin üzerinden sıyrılıp gelmektedir seher Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat Kaynak: Su Çürüdü /Ahmet Telli Soluk Soluğa - II Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu soyları tükenen birer çılgındırlar Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında Ölümle alay ederler sanki Nerde beklenirse ordaydılar bir kez bile gecikmediler ömür boyu Neydi onları ordan oraya savurup duran şey Onları daima yalnız kılan neydi bu yaşam denilen gürültüde Her dilden bir adları vardı onların ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar Sarışındılar belki de esmer yani birçok yüzün bileşkesi Ne altın arayıcısıydılar ne de aylak bir gezgin Vurulup düşseler de her kuşatmada serüvencidir onlar ve hiç ölmezler Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa Bulurlar heder olmanın bir yolunu Onlar ki bu dünyada kahraman olmaya mahkumdurlar Sislenen anılar kaldı bize onlardan renkleri bozlulup duran solgun anılar Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi vurulup düştükçe ışığını karartan O serüvenlerin günlüğü tutulmadı yazılmadı o insanların destan şiiri Parça parça ettirilseler bir kartala (ki sanırım böyle oldu sonları) Fışkırır yüreklerinden başarısız ihtilallerin yangınları Kaynak: Su Çürüdü /Ahmet Telli Konu troçki tarafından (12-02-07 Saat 20:13 ) de değiştirilmiştir.. |
|
| Mesaja teşekkür eden: (15 Kişi) |
| | #3 |
| Rektör ![]()
Mesajlar: 11.316
Teşekkür etti: 15.228
Teşekkür edildi: 14.349
Forum Gücü: 224 Forum Puanı:91132 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Teşekkür ederim ! Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet Telli |
|
| | #8 |
| Rektör ![]()
Mesajlar: 8.445
Teşekkür etti: 6.507
Teşekkür edildi: 6.660
Forum Gücü: 66 Forum Puanı:16538 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | teşekkür ederim gökcan ![]() teşekkürler şişedeki balık ![]() |
|
| | #9 |
| Grup Lideri Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 7.260
Teşekkür etti: 13.648
Teşekkür edildi: 8.406
Forum Gücü: 155 Forum Puanı:63890 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ahmet Telli hayatı ve şiirleri ![]() 1946’da Çankiri’nin Eskipazar ilçesinde dogdu. Hasanoglan ve Pazarören ögretmen okullarinda egitim gördü. Bir dönem köy ögretmenligi yapti. Ardindan Gazi Egitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çesitli liselerde ögretmenlik yapti. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldi. AKBABALAR KELEBEKLER Yüreği ağzında bir çocuk Gibi alırken kalemi elime Beceriksiz, acemi ve olasıya Yapayalnızım her defasında Bu sonuncu olsun diyorum Ömrümün eksiksiz tek şiiri Yazılsın artık kırk yaşımın Ve bir aşkın bittiği bu gece Akbabalar bin yıl kelebekler Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk Da kısa ömürlüdür, başlar Gibi biter yaşanmışsa eğer Yaşanan ne varsa hoşgörünün Bir parçasıdır artık ama ben Yine de yakabilirim bu gece Bütün anılarımı bir şiir için Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa Dostlarım da terkedilmiştir yangın Sürüp dururken yurdumda ki o zaman Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin Sabaha karşı dilim paslı Beynim keçeleşmiştir ve yangın Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor Bütün sözcükler. Umut yoktur Yüreğim diyorum, kekeme Alıngan, serseri yüreğim Sen nerden bilebilirsin Bir şiirin nasıl yazıldığını -------------------------------------------------------------------------------- PÜLÜMÜR ZENCİSİ Gizemli tamtamları bırakıp afrika'da şehvetle giriyor doğanın koynuna öpüşken dudaklarıyla topluyor yıldızları sokuyor pülümür gençlerinin rüyalarına Güneşle nerededir bir büyü çözülmesi mi bu Akşam öyle uzak öyle yakın ki memeleri sevişmek gelir insanın usuna aralıksız delirtir dokundukça uzaklaşması pülümür zencisinin -------------------------------------------------------------------------------- İMLASIZ Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. S. Beckett Ayağı kayan bir çocuk Kadar şaşkınım, bilemedim Düz yolda yürümenin imlâsını Kanayan dizlerime bakıp da Ağlamayı öğrenemediğim gibi Sevgilisi değildim kadınlarımın Bir papağan tüneğiydim belki Ama birkaç sözcük öğrendiysem Kadınlardan öğrendim, yine de Bilemedim sevgilim diyebilmeyi Büyülendim ama büyüyemedim Aklım ermedi aynalara ve suya Yüzümü gösterip kalbimi neden Sakladıklarını öğrenemedim Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada -------------------------------------------------------------------------------- BELKİ YİNE GELİRİM Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler. Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi Tükürsek cinayet sayılıyor artık Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum Okuduğum bütün kitaplar paramparça Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği Dizginlerini koparan bir at sanki bu Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün... Sessiz Sakin Bir Yer Bulsam Koysam Başımı Yalnızlığıma |
|
| | #10 |
| Öğretim üyesi ![]()
Mesajlar: 1.188
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 742
Forum Gücü: 32 Forum Puanı:12009 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
BELKİ YİNE GELİRİM Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler. Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi Tükürsek cinayet sayılıyor artık Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum Okuduğum bütün kitaplar paramparça Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği Dizginlerini koparan bir at sanki bu Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün... AHMET TELLİ Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken. Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni……. |
|
| Mesaja teşekkür eden: | troçki (01-10-07) |
| | #11 |
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 591
Teşekkür etti: 956
Teşekkür edildi: 626
Forum Gücü: 10 Forum Puanı:1079 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ahmet Telli 1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel'den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir. |
|
| | #12 |
| Yard. Doçent ![]()
Mesajlar: 1.607
Teşekkür etti: 1.097
Teşekkür edildi: 1.192
Forum Gücü: 25 Forum Puanı:7342 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ÇOCUKSUN SEN Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil AHMET TELLİ kalbinde belirsiz bir yolun kuşkusu titrek sesinde umutların avuntusu bir mendil eski bir resim bulduğum tahta masasında bilmeden unuttuğu gözyasları doldurmus giderken boslugu |
|
| | #13 |
| Rektör ![]()
Mesajlar: 8.445
Teşekkür etti: 6.507
Teşekkür edildi: 6.660
Forum Gücü: 66 Forum Puanı:16538 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | benim için en iyi şairlerin ilkidir .. ''kavgadan uzak kalmışsan , sevdadan da uzaksın demektir '' şişedeki balık ![]() |
|
| | #14 |
| Muhabir Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 4.769
Teşekkür etti: 3.029
Teşekkür edildi: 4.140
Forum Gücü: 113 Forum Puanı:46786 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bu yaz İzmir Fuarı'nda sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı saymama sebebiyet veren üstad. Şiirlerinin güzelliği yüzüne vurmuş,övgülere mütevazice bir tebessümle cevap veren,sıcaklığıyla kendisine hayran bırakan şair. İmzalı kitabını ömür boyunca saklayacağım. ''Çocuksun sen'' ve ''Kalbim katlanma bu dünyaya'' şiirleriyle ustalığını büyük ölçüde ortaya koymuştur. Seviyorum! ![]() ... '' İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben...'' |
|
| Mesaja teşekkür eden: | troçki (13-06-08) |
| | #15 | |
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 516
Teşekkür etti: 469
Teşekkür edildi: 341
Forum Gücü: 9 Forum Puanı:3930 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
![]() tesekkurler bilgi icin , onemli sairlerdendir. ....... “Cellat uyandı yatağında bir gece “Tanrım” dedi, “Bu ne zor bilmece! Öldükçe çoğalıyor adamlar ben tükenmekteyim öldürdükçe” ![]() | |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |