Cevapla
 
Konu Seçenekleri
Eski 17-04-08, 20:17 Çevrimdışı   #1
Rektör
 
CnRaLpEr - ait Avatar
Genel Mesajlar: 11.316
Teşekkür etti: 15.228
Teşekkür edildi: 14.349
RepForum Gücü: 224
Forum Puanı:91132
CnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ödüller:
Akgün Akova

Öz Özgeçmiş

Akgün Akova, adı ve soyadı ile uyaklı olsun diye, Akyazı'da doğdu.

Çocukluk devrinde, ayı oynatıcısı olmak istedi.
Tefin işkence aleti olarak kullanıldığını sonradan öğrendi.

Haritalarda günlerce göçmen kuşların gittiği yerleri aradı.
Onlara yazdığı mektupları göndereceği adresleri bulamadı.

Einstein'la Frankestein 'ın kardeş olmadıklarını anladıkları gün, çocukluk devri sona erdi.
Einstein'ın 'Düşlemek, bilgiden daha önemlidir' dediğini kulaklarıyla duydu.
Oysa Albert amca, bir ışının sırtına binip yeryüzünden çoktan gitmişti.

Akgün Akova canı sıkılınca Gebze Lisesi'ni, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nü
ve İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü'nü bitirdi. Diplomalarını duvara astı.

İlk şiiri, 1984 yılında Milliyet Sanat Dergisi'nde yayınlandı.

Çok cinayet işledi, elini şiire buladı.
Okuyup da etkilendiği tüm şairleri ve sevdiği dizeleri bir bir öldürdü. Kendi oldu.

Bir şiir okuduğu zaman kendine hep "Şair, bu şiirde ne demek istememektedir?" diye sordu.

Yapıtları birçok dile çevrildi, ama o kendine çevrilemedi.
Kendini başkalarına çevirme çabası olarak 1998'te yollara düştü.
Aynı yıl, 'Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü' adlı kitabıyla Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü'nü aldı.
1993'te Truva; 2003'te Dionysos Şiir Ödülleri'ni kazandı.

Seyahat editörlüğü, doğa fotoğrafçılığı ve gezi yazarlığı yaptı.
Üniversite ve özel eğitim kurumlarında 'Yaratıcılık' dersleri verdi.
Türkiye'yi tanıttığı beş bini aşkın fotoğrafı ve dört yüzü aşkın gezi yazısı dergi, kitap ve broşürlerde yayınlandı.
Bu arada 20 kitap yazdı ya da fotoğrafladı!

Bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar böyle şeyler oldu!




Özgeçmiş

Akgün Akova, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nü ve İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü'nü bitirdi.

Bugüne dek altı şiir, üç deneme, beş fotoğraf, beş gezi ve bir tanıtım kitabı olmak üzere yirmi kitabı yayınlanan Akova’ya 1993 Truva ve 2003 Dionysos Şiir Ödülü verildi. Sanatçının gerçekle düşü içiçe geçirerek Saraybosna'yı anlattığı bir bölümün de yer aldığı "Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü", 1998 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü'nü kazandı. Yapıtları birçok dile çevrilen Akova'nın internet sitelerinde ve antolojilerde birçok yazısı ve şiiri bulunuyor.

Sanatçı bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışında üniversite, dernek, şirket ve özel okullarda binden fazla söyleşi ve dia gösterisi gerçekleştirdi, konferanslar verdi. TRT ve Açık Radyo’da sunuculuk, metin yazarlığı ve program yapımcılığı yaptı. Kadir Has Üniversitesi, Akademi İstanbul ve Eyüboğlu Eğitim Kurumları’nda “Yaratıcılık” dersleri verdi.

Türkiye’yi tanıttığı beş bini aşkın fotoğrafı ve dört yüzü aşkın gezi yazısı Voyager, Skylife, National Geographic, Varan Yol Boyunca, Ulusoy Travel, Fotoğraf, Marie Claire Maison, Alive, Leven In Turkije, Doğa ve Gezi dergilerinde yayınlandı. NTV’nin internet portalı ntvmsnbc.com’da Türkiye “Rota”larını yazdı ve fotoğrafladı. “Dört Mevsim Bolu”, “Dört Mevsim Isparta”, "Dört Mevsim Polonezköy" ve "Kırlangıcın Kanadı Datça" projelerini gerçekleştirdi.

Sanatçı 1998 - 2006 arasında Voyager Dergisi'nde seyahat editörü olarak çalıştı.

Şu sıralar National Geographic ve THY'nin Skylife dergilerinde yazı ve fotoğraflarını yayınlıyor; "Dört Mevsim Maçka" ve "Bir Bisikletin İki Tekerleği: Türkiye-Hollanda" çekimlerini sürdürüyor; İstanbul Oyuncak Müzesi'nde ve Eyüboğlu Koleji'nde "Yaratıcılık Seminerleri" veriyor ve birçok firma için özel projeler üretiyor.


Şiir kitapları

SANSÜRTTÜRME ŞAİR ABÜÜÜ (1991), Cem Yayınevi
PEPETYE (1992), Cem Yayınevi
BABA BANA BAĞIRMA(1994), Cem Yayınevi
AŞK VE KUYRUKLUYILDIZ (1997), Çınar Yayınları
SEÇME ŞİİRLER (1998), Çınar Yayınları
SEVDİĞİM KADIN ADLARI GİBİ 1.Kitap (2002), Çınar Yayınları


“Deneme Yanılma / Yanılma Deneme” kitapları

GÜZEL ATLAR ÜLKESİ (1996), Çınar Yayınları
YIKIK BİR ÇOCUK BAHÇESİ GİBİYDİ YÜZÜ (1997), Çınar Yayınları
ELİMİ TUT YETER (1998), Çınar Yayınları


Fotoğraf kitapları

BİR DE BAKTIM Kİ, ÇOCUKLAR... (2001) Eczacıbaşı İlaç Pazarlama, Özel Basım
TURKEY OVER THE RAINBOW (2003) Serono, Özel Basım,
(13. Avrupa Nöroloji Kongresi Armağan Kitabı)
İKİ ŞAİR ARASINDA, İSTANBUL(2006) Sunay Akın’la ortak kitap, Aya Kitap
IŞIĞIN SEVİNCİ TÜRKİYE (2006) Türk Hava Yolları, Özel Basım
KIRLANGICIN KANADI DATÇA (2007) Bülent Sancakdar'la ortak kitap, Datça Belediyesi Yayını


Gezi kitapları

ISPARTA GEZİ REHBERİ (2005) Isparta Valiliği Yayını
TÜRKİYE'NİN EN GÜZEL TATİL YÖRELERİ (2005) Ömer Kokal’la ortak kitap, Novamedya Yayıncılık
KARS 'Beyaz Uykusuz Uzakta' (2006) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
SEVİNCİN KIYISI DATÇA (2007) Datça Belediyesi Yayını
GAZİANTEP 'Dört Yanı Dağlar Bağlar' (2007) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık

Tanıtım Kitabı

LEGENDS OF ANATOLIAN CARPETS (2004) Korhan Halı Yayını, Özel Basım




Baba Bana Bağırma

yol ıslanmasın diye
şemsiye açanlara...

baba bana bağırma
bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
tenorlar kaçtı ses tellerinden
çevreye saçıldı yavru diktatörler
seni ne sopranolar istedi de vermedik baba

baba bana bağırma
bayrak direklerine konan kartalları anlat
uzun uzadıya
nasıl da göremediler avcıları
o keskin gözleriyle vah hah ha
şans yıldızlara özgü bir yalan baba
yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları
çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

hiç unutmadım
sakallarını yüzlerinde
yüzlerini sakallarında unutan adamları
ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın

hiç unutmadım
uzak yakın tüm tuzakları baba
yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
bir gam ağacısın
kar yüküne dayanamayıp kırılan
ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
geri getirmediler
güneşin başına gelenleri
biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba


baba bana bağırma
bir kulağımdan giriyor sözlerin
öbür kulağımı tıkıyor
Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden
Eva'nın peronunda
karanlıktan kuşlar çalan bir tren
bir bıçak kaçağı
tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
burada
bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
burada, tam karşında
hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
yol alırdı saatler
karılarının namuslarını dillerinde saklayan
adamlar vardı bir taraflarda
televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı
Sovyet Rusya'da
kafandaki duvarları
niye cebine koymuyorsun sen baba


baba bana bağırma
farkında değilsin
arkasını ezilenlerin yaladığı
bir posta puludur dünya
bir kara delik yutana kadar uzayda bizi
asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
söylemenin tam sırası
ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
partiler getirdi baba
ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
bir yaşamlık kaygı duruşundayım
yakın tarihimiz için


baba bana bağırma
bacağından vurulursa bir şiir
nereye kadar gidebilir
bana bağırma baba
kendine bağır
yoksa her şey bitebilir


Akgün Akova


  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (6 Kişi)
ẶЙÐ_ЌùŹĠúŇî (08-05-08), cicimix (17-04-08), LeYdS (19-04-08), Olimbera (17-04-08), tuanaa (17-04-08), ~C@dY~ (19-04-08)
Eski 19-04-08, 11:05 Çevrimdışı   #2
Rektör
 
CnRaLpEr - ait Avatar
Genel Mesajlar: 11.316
Teşekkür etti: 15.228
Teşekkür edildi: 14.349
RepForum Gücü: 224
Forum Puanı:91132
CnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazCnRaLpEr tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ödüller:
Akgün Akova

portfolio '98

Akgün Akova, 1962 yılında, adı ve soyadı ile uyaklı
olsun diye, Akyazı'da doğdu.

Çocukluk devrinde, ayı oynatıcısı olmak istedi. Tefin
işkence aleti olarak kullanıldığını sonradan
öğrendi.

Haritalarda günlerce göçmen kuşların gittiği yerleri
aradı. Onlara yazdığı mektupları göndereceği
adresleri bulamadı.

Einstein'la Frankestein'ın kardeş olmadıklarını
anladığı gün, çocukluk devri sona erdi. Einstein'ın,
"Düşlemek, bilgiden daha önemlidir" dediğini
kulaklarıyla duydu. Oysa, Albert amca, bir ışının
sırtına binip çoktan yeryüzünden gitmişti.

Canı sıkılınca, Gebze Lisesi'ni, Hacettepe Üniversitesi
Kimya Mühendisliği Bölümü'nü ve İstanbul
Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü'nü
bitirdi. Diplomalarını duvara astı.

İlk şiiri, 1984 yılında Milliyet Sanat Dergisi'nde
yayınlandı.

Çok cinayet işledi, elini şiire buladı. Okuyup da
etkilendiği tüm şairleri ve sevdiği dizeleri bir bir
öldürdü. Kendi oldu.

Bir şiir okuduğu zaman kendine hep "Şair, bu şiirde ne
demek istememektedir ?" diye sordu. Yapıtlarının bir
bölümü İngilizce, Almanca, Katalanca (İspanya) ve
Boşnakça'ya çevrildi.

"İnsanları seveceksin" sözünü benimsese de, bazen
-şu aralar sık sık- hayvanları insanlardan daha çok
takdir ediyor.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 19-04-08, 12:16 Çevrimdışı   #3
Öğretim üyesi
 
LeYdS - ait Avatar
Genel Mesajlar: 1.188
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 742
RepForum Gücü: 32
Forum Puanı:12009
LeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmış
izninLe...




Ağzında Girit Yasemini


senin ülkende cüceler vardı boyları hüzünden kısalan
donmuş gözyaşları
kurumuş otlar
ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı
hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile
babanın bir beyin cerrahının tamir çantası olduğu
söylentisine gelince
bence kuru iftira
ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor
annense bir şişenin içinde batık gemileri
bekleyip durmuş yıllarca
kiralık kardanadamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün
seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta
a benim caretta carettam
a benim yürek vuruğum
buna da şükür
çünkü
bir yılkı atı gibi
bırakmışlar seni çocuk çocuk suluboya çıkmaz sokakta
keyiflerine bakmışlar gelsin eğlence gitsin ça ça ça

sen küçücükmüşsün
insanlara bakmışsın bakmışsın her yan sönük yıldızlar ormanı
bir şeyleri sevmek istemişsin alışırken dünyaya
dişlerini göstermişler
kırmışlar termometreni
insan insanın kurduymuş bre
kesekağıdına sarmışlar seni
narbülbülün kafese ayçiçeğin çöplüğe
bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
dur demişsin dur hadi dur yaşamım sil baştan
ben demişim

'severim severim sevmesine de seni
eski bir hüzünle
durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'

yaklaşmışım
ve deniz atmışım dudaklarımla dudaklarına

Akgün Akova

Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken.
Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni…….
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
CnRaLpEr (19-04-08)
Eski 19-04-08, 12:17 Çevrimdışı   #4
Öğretim üyesi
 
LeYdS - ait Avatar
Genel Mesajlar: 1.188
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 742
RepForum Gücü: 32
Forum Puanı:12009
LeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmışLeYdS Rep olayını aşmış
DeLinin ÖLümü


ölüm diye mırıldandı gün boyu
sonra duru duru sustu hep
yalan yok, onunla dalga geçtik
nerden bilirdik ki
sıcak bir kumru ölüsü gördüğünü
hem öyle pek eski değil, dün öğle üstü
ardından gök çıldırmış, bunu gören yok
deyin ki yıllardır bir periye aşk dokurdu yeşimle
enikonu balkonunu cin çarpmıştı, duyardık
daha kötüsü kedisi de düşmüştü damdan
düşmüştü de kalmıştı dokuz canına hayret
bir gezgin çoban yıldızını bırakmış eline, söylerdi
nicedir o yıldız çakardı ela gözünde

bir periye aşk dokuyordu hiç usanmadan
aslanağızları geçiyordu, iğneler, dervişler
fırdöndüler, koyun postları, kor bir yelek
simli gelin telleri, tut ki rüzgar gülleri
ölüyordu
yanında duruyor, garipsiyorduk
bir delinin de kumru gibi ölebileceğini

Akgün Akova

Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken.
Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni…….
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
CnRaLpEr (19-04-08)
Cevapla

Konu Seçenekleri

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Powered by vBulletin Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
http://www.zamansiz.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:47 .