| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Doçent Genç Kuvvet ![]() | Devsol
devsol nedir amacı neydi yaptıları neydi_?
Biz Horon Kadar Karadeniz Zeybek Kadar Egeyiz Karşılama kadar Trakyalıyız Halay Kadar Bar Kadar Semah kadar Doğuluyuz Güneydoğuluyuz Anadoluyuz BİZ BÜYÜK TÜRK MİLLETİYİZ..! |
|
| | #2 |
| Doçent Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 2.536
Teşekkür etti: 1.258
Teşekkür edildi: 1.345
Forum Gücü: 26 Forum Puanı:7148 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | sonunda bu konuyu acabilmene sevindim ![]() ben en basta senin görüşlerini neler bildigini merak ediom ... ama bir yerden kopyala yapıstır yapmayıp kendi bilgilerinle yazmanı arzu ederim... saygılar... Konu Gıskın tarafından (23-08-07 Saat 20:28 ) de değiştirilmiştir.. |
|
| | #3 |
| Profesör ![]()
Mesajlar: 3.683
Teşekkür etti: 3.112
Teşekkür edildi: 5.245
Forum Gücü: 89 Forum Puanı:36862 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 12 Eylül 1980'de oligarşinin silahlı kuvvetleri yönetime el koydu ve ülkemizde faşist bir cunta dönemi başladı. Bunun pratikteki ilk yansıması, 12 Eylül sabahı sokaklara çıkan tanklar ve meydanları işgal eden askerlerdi. Aynı gün, sendikalardan gençlik örgütlerine, düzen partilerine kadar tüm örgütlenmeler kapatıldı, faaliyetleri yasaklandı. 13 Eylül günü, gençliğin artık ne dernekleri vardı, ne federasyonları. Ama derneklerin ve federasyonların adına askeri savcılıkların hazırladığı iddianamelerde sık sık rastlanıyordu. Cuntac'lar, yüzbinlerce kişiyi gözaltına alıp, ardından onbinlerce kişinin yarg'land'ğ' davalar açt'lar. "Savaş hali hükümleri"ne göre sürdürülen mahkemeler kanıtsız, belgesiz idamlar, onlarca yıllık hapis cezaları yağdırıyordu. S'k'yönetim mahkemelerinde Dev-Genç'liler de "sanık" sandalyelerindeydiler. Devrimci Gençlik Federasyonu'nun, Bursa Dev-Genç'in, Konya Dev-Genç'in, Batı Anadolu Dev-Genç'in... velhasıl her yerdeki Dev-Genç'lerin yöneticileri, üyeleri, cunta mahkemelerinde "yasadışı örgüt üyeliği"nden yargılanıyordu. Çünkü cunta Dev-Genç'in 12 Eylül öncesi faaliyetlerini ve varlığını da yasadışı ilan etmişti. Ülke çapında infazlar, işkenceler, tutuklamalar hüküm sürüyordu artık. Bu ilk saldırı dalgasında, onbinlerce Dev-Genç'li gözaltına alındı, tutuklandı, işkencelerden geçirildi. Cuntan'n estirdiği terörün diğer yüzünde ise yasal, kurumsal düzenlemeler yeral'yordu. Bu düzenlemeler içinde en öncelikli olanlardan biri de (Yüksek Öğretim Kurumu) YÖK oldu. Tüm liseli, üniversiteli gençliği hapishanelere atamazdı cunta. Öyle yapmalıydı ki, gençlik kendisini hapishanede gibi hissetmeliydi. YÖK, işte bunu sağlamak için alel acele kuruldu. Bu amaca uygun olarak YÖK'le birlikte üniversitelerde genel bir k'y'm operasyonu başlat'ld'. Öğrenciler, öğretim görevlileri ve üniversite çalışanları üzerinde aç'k bir terör estirildi. 3 bine yakın öğretim üyesi atıldı veya istifa etmek zorunda bırakıldı. Bunlar tarihimize "1402'likler" olarak geçti. Devrimci-demokrat, ilerici öğrencilerden hapishanelere atılmayanlar, okullardan at'ld'. Üniversitelerin giriş kap'lar' her gün okulla ilişkisi kesilen, aran'r durumda olan öğrencilerin isim listeleri ve fotoğraflar' ile dolduruldu. Öğrenciler amfilerden, dersliklerden askere, polise teslim edildi. Cunta okullarda bir sürek av' başlatm'şt'... Sürek avının öncelikli hedefi ise, tabii ki Dev-Genç'lilerdi. Böyle olması da doğaldı. Cuntanın terörü altında YÖK'e Hayır Kampanyası Devrimci Sol'un cuntaya karşı direniş perspektifiyle hareket eden Dev-Genç, hem okullarda, hem okul dışında cuntaya karşı direniş çizgisini hayata geçirmeye çalışıyordu. Daha 12 Eylül öncesinden mücadelesini gerek kampüslerin çevresinde bulunan semtlerle, gerekse de daha genel anlamda halkın diğer kesimleriyle ve mücadelenin ideolojik, kültürel, askeri diğer alanlarıyla birleştiren Dev-Genç, 12 Eylül Cuntası'na karşı bu örgütlenmesinin ve geleneğinin çok yararını görecekti. Cunta tarafından aranan Dev-Genç'liler okullardan çekilirken, yeni örgütlenmeler kurmaya çalışmaktan da vazgeçilmedi. Üniversitelerde, gençlik örgütlenmeleri arasındaki "insiyatif kavgası" yoktu artık. Çünkü 12 Eylül'ün ardından, daha ilk birkaç ay içinde örgütlü bir gençlik hareketi olarak sadece Dev-Genç kalmıştı okullarda. İstanbul, Ankara, Ege Üniversiteleri'nde cuntaya karşı boykotlar, gösteriler, forumlar ve değişik protesto biçimleri geliştirdi. Mesela bunlardan biri İTÜ'deki boykottu. 12 Ekim 1980 günü Devrimci Sol'un Dev-Genç kökenli kadrolar'ndan Ahmet KARLANGAÇ İstanbul Gayrettepe'de işkencede katledildi. Ayn' günlerde yurtsever bir hareketin kadrosu Ekrem EKŞİ de işkencede katledildi. Ahmet de, Ekrem de İTÜ öğrencisiydiler. Devrimci Gençlik İTÜ öğrencilerini iki devrimcinin katliam'n' protesto etmeye çağ'rd'. İTÜ'nün bütün öğrencileri bu çağr'ya uydu. Bir günlük boykot yap'ld'. Fakat bu tek tek eylemlerin ötesinde, bu dönemin politik açıdan en önemli eylemi, "YÖK'e hayır" kampanyasıdır. Bu kampanya, cuntanın terörünün en azgın biçimde sürdüğü 1981 sonunda örgütlendi. Devrimci Sol'un politik öngörüsünün ve Dev-Genç'in her koşulda direnme geleneğinin de somut bir ifadesi olan bu bu kampanya, YÖK'e karşı ilk direniştir aynı zamanda. "YÖK'e Hayır!" kampanyası örgütlendiğinde, YÖK henüz "anayasal bir kuruluş" olarak resmileşmemişti. Ama Dev-Genç, YÖK'ün amacını, varlığının gençlik açısından taşıdığı anlamı baştan net olarak tespit ederek, o günkü tüm güç koşullara rağmen YÖK'e karşı mücadeleyi başlattı. "Cunta Bilim, Özgürlük Düşman'd'r", "Üniversitelerin Faşistleştirilmesine İzin Vermeyeceğiz" şiarlar', el ilanlar'yla, duvar yaz'lar'yla, pankartlarla duyuruldu. Broşürler, bildiriler ç'kar'l'p öğrencilere, öğretim üyelerine ulaşt'r'ld'... Yine bu kampanya kapsamında Ankara'daki YÖK Merkezi de Dev-Genç taraf'ndan bombalanarak tahrip edildi. Kampanyan'n en etkili eylemlerinden biriydi bu. Cuntac'lar eylemin basın yayın organlarında yay'nlanmas'nı yasaklasalar da üniversitelerde yine de duyuldu haber. YÖK binas'n'n bombalanmas', cuntaya karşı olan tüm gençlik kesimlerinde coşku ile karş'land'. Çünkü bu eylem, her şeye rağmen mücadele sürüyor demenin, cuntanın gençliği teslim alamadığının bir ifadesiydi. Bu eylemin gerçekleştiricilerinden biri Dev-Genç'li İrfan BARLIK't'. Tasfiyeler, ideolojik saldırılar altındaki gençlik Hiç kuşkusuz, 12 Eylül'ün gençlik üzerindeki politikasını tüm boyutlarıyla anlatmak, bu yazının kapsamını aşar. Ama temel bazı noktalara değinilmeden, gençliğin örgütlenmesi sürecinin gelişimini tam yansıtmak da mümkün değildir. Bu anlamda kısaca da olsa, bu sürecin ideolojik, kültürel boyutlarına değinmeliyiz. 12 Eylül, ülkemizde en kapsamlı değişikliklere, yeni kurumsallaşmalara ve yeni bir kültüre yolaçan bir darbedir. Birçok kavram ve kurum, 12 Eylül'le birlikte girdi toplumsal yaşama. YÖK, YHK, DGM, bunlardan bazılarıydı. Cuntanın hazırladığı ve terör ortamında onaylattırdığı 1982 Anayasası'yla da bu kurumlar yasallaştırıldı. Hak gaspları, örgütlenme yasakları da böylelikle "anayasal" hale getirildi. YÖK'ün aslında oligarşi için nasıl bir önem taşıdığını cuntanın şefi Kenan Evren şu sözlerle ifade etmişti: "Anayasay' değiştirme gücünü kendisinde bulabilen bir güç gelmedikçe YÖK'ü kald'rmak mümkün değildir." Bu sözde, bugüne kadar düzen partilerinin neden YÖK'e dokunamadıklarının açıklaması da vardır. İşte bundan dolay' Dev-Genç'in o günden bugüne süren YÖK'e karş' mücadelesi de esas olarak tüm 12 Eylül'e ve faşist düzene karşı bir muhtevada olmuştur. 12 Eylül'ün yolaçtığı değişikliklerin boyutunun en bariz kanıtı, "12 Eylül öncesi" ve "12 Eylül sonras'" kavramlarıdır. Bu kavramların en çok kullanıldığı alanlardan biri de gençlikti. 12 Eylül öncesi gençlik, sonrası gençlik, sanki iki ayrı dünyayı tanımlıyor gibiydi. Cunta bu sonucu yaratmak için birçok politika ve yönteme başvurmuştu. Yaygın tutuklamalar, okuldan atmalarla birlikte üniversitelerde belli ölçüde bir suskunluk sağlanmıştı. Fakat cuntac'lar, 12 Mart'tan tecrübeliydiler; biliyorlard' ki, eğer gençliğin örgütlenmelerine kesin darbeler vurulmazsa, direniş geleneği ve en önemlisi gençliğin dinamizmi ve ruhu yokedilemezse "bu sessizlik" uzun sürmezdi. İşte bu noktada, cuntanın "depolitizasyon" ve "dejenerasyon" olarak iki başlık halinde ele alınabilecek politikası yürürlüğe konuldu. Cuntanın ilk gününden itibaren gençlik üzerinde uygulanan faşist terörü, bunlar tamamlayacaktı. Sivil faşist hareketin saldırılarını püskürtmüşlerdi, polisin saldırılarını püskürtmüşlerdi, 12 Mart Cuntası'nı göğüslemişlerdi. Şimdi yeni bir savaş başlıyordu gençlik için. Bu, gençliğin depolitizasyonla ve dejenerasyonla imtihanıydı. 12 Eylül'ün programına göre, gençlik duyars'z, ilgisiz, bilgisiz ve hepsinden önemlisi, tepkisiz olmal'yd'. Gençler de dahil tüm toplum "k'şla disiplinine" boyun eğmeli, dejenere ve depolitize bir ortam yaratılmal'yd'. Cuntanın istediği gençler, temel olarak şu iki özelliği taşımalıydı: "Uysal ve uyumlu"! '80 öncesi gençliği, politikleşmiş ve saflaşmış bir gençlikti. Politikleşme üniversitelerin dışında, liseleri, ortaokulları içine almıştı. Gençliğin politize olmas', 12 Eylül'ün tüm amaçlarıyla çelişen bir olguydu. Depolitizasyon sürecinin ilk adımı, politikayı gençliğe taşıyan devrimci demokratik gençlik örgütlenmelerinin tasfiyesiydi. Bu tasfiye, aynı zamanda mevcut politikleşmiş öğrenci kuşağının da fiziken tasfiyesini gerektiriyordu tabii ki. 1979-'80 yıllarında liselerde olup '81'de üniversiteye gelenler örneğin hala politik bir kesimi oluşturuyordu. Özellikle '82-'84 aras' sürdürülen öğrenci k'y'm'yla '80 öncesiyle bağ' olan öğrencilerin üniversitelerden temizlenmesi görevi tamamland'. Cuntac'lar, YÖK'ün önünü açabilmek için bir kuşağ' toptan tasfiye ettiler. İkinci ad'm ise, ideolojik, kültürel düzeyde atılacaktı. Bu çerçevede ise, hem burjuva ideolojisinin tüm türevleri, hem de feodal ideolojinin bir ifadesi olan "din" gençliğin gündemine sokuldu. İkisi birbiriyle çelişiyordu ama oligarşi için bu sorun değildi; esas olan gençliği etkisizleştirmekti; bunun bireycilikle, ya da tarikatçılıkla olmasının bir önemi yoktu. İşte gençliğe "alternatif" de sunuyorlardı; isteyen uyuşturucu, cinsellik, bireycilik batağına, isteyen dincilik kulvarına ya da Türk-islam sentezine yönelebilirdi... Mesele, yürünen tüm yolların düzene çıkmasıydı; devrime, politikleşmeye giden yollar kapatılacaktı. Yani, devrim hariç isteyen istediğini seçebilirdi... Gençliğin politikleşmesinden korku o kadar büyüktü ki, düzen partilerinin bile gençlik kolları kurması yasaklandı. Öğrencilerin, memurlar'n, kamu denetimindeki hemen herkesin, derneklere, sendikalara, partilere üye olmasına yasaklamalar konuldu... Fakat bütün bunlara rağmen, cunta ne gençliğin örgütlenmelerini tam olarak tasfiye edebildi, ne de politikleşmiş kesimleri yokedebildi. Bütün gençlik dernekleri kapat'lm'ş, var olan örgütlenmeler dağ't'lm'ş olsa da devrimci, demokrat bir gençlik kesimi varl'ğ'n' sürdürdü. Dev-Genç, başta İstanbul, İzmir Ankara'da olmak üzere hala öğrenci gençliğin içindeydi, asgari düzeyde bir örgütlülüğü koruyor, faaliyetlerini sürdürüyordu. Bu dönemde özellikle üniversitelerdeki Mediko-Sosyal çal'şmalar' içinde Dev-Genç önemli bir güçtü. Buralarda örgütlenen tiyatro, halk oyunlar', halk bilim, şiir, müzik gibi kol çal'şmalar'nda, birçok yerde Dev-Genç'lilerin inisiyatifi sözkonusuydu. Üniversitelerdeki kol faaliyetleri cunta koşullarında YÖK'e karş' bir mevzi görevi görüyordu. 1983'de YÖK'ün organize ettiği "Üniversiteler Aras' Halk Oyunlar' Yar'şmas'", İstanbul Üniversitesi Mediko-Sosyal bünyesinde çal'şan halkoyunlar' kolu aracılığıyla protesto edilmişti örneğin. Selim S'rr' Tarcan Spor Salonu'nda yapılan yarışmalar, YÖK'e karş' bir protestoya ve şenliğe dönüştürülmüştü. Dev-Genç örgütlenmesi, bu süreçte elbette kampüslerdeki bu faaliyetlerinin yanısıra, ülke çapında bir misyon ve sorumluluk üstleniyordu. Devrimci Sol'un ülkedeki siyasi gelişmelerle ilgili sürdürdüğü her kampanyada, Dev-Genç de kendi birim örgütlülüğüyle katkıda bulunuyordu. Halka ve devrime bağlı Dev-Genç kadro ve militanları, başka türlü davranamazlardı zaten. Devrimci Sol önderliğinde gerçekleştirilen "Cezaevlerindeki İşkencelere Karş' Ç'kal'm" kampanyas' (birincisi 1981 Eylül-Ekim ve ikincisi 1982 Nisan-May's aylar'nda hayata geçirildi), Mart 1982'de "Cunta Devrimcileri Yarg'layamaz" kampanyas', 1982'de "Faşist Cuntan'n Anayasas'na Hay'r" kampanyas', 1983'te 6 Kas'm seçimleri boyunca "Cuntan'n Seçim Oyununu Reddedelim" kampanyas' gibi birçok direnişte, Dev-Genç'lilerin emeği, kahramanl'ğ' da vard'. Tutsak düşen, şehit olan Devrimci Sol kadrolar'n'n pek çoğu da ya Dev-Genç kökenliydi, ya Dev-Genç'liydi. 1984'te, Devrimci Solcu tutsaklar hapishanelerde ölüm orucu direnişine başladıklarında, d'şar'daki Dev-Genç'liler tüm güçleriyle bu direnişe destek olmaya çalıştılar. Çok sonraları 1996 Ölüm Orucu'nda şehit düşecek olan İlginç ÖZKESKİN de o zaman dışarıdaki Dev-Genç'lilerden biriydi. Hapishanelerde direniş başlad'ğ'nda ölüm orucu eylemine destek vermek için intihar eylemi de dahil her tür feda eylemlerine haz'r olduğunu bildirdi. İşte bu direniş dolu yıllar, sonraki dönemde Dev-Genç'i gençliğin öncüsü haline getirdi. Cuntaya karşı eylemlerle, ölüm oruçlarıyla yarat'lan değerler, bütün üniversitelere taş'nd'. Bu değerler, öğrenci dernekleri yeniden kurulmaya başland'ğ'nda, Dev-Genç'in ve onun önderliğindeki gençliğin yol göstericisi oldu. Dev-Genç'liler, bu karanlık yıllarda "liselerde, üniversitelerde cuntaya boyun eğmemiş" olmanın ötesinde, cuntanın halka yönelik her saldırısına karşı direnmiş olmanın onuru ve gururuna sahiptirler. 1980'lerin ikinci yarısında da böyle bir gelenekle gençliğin öncülüğünü üstlendiler. Gençliğin yeniden örgütlenişi 1983'te cuntanın icazeti altında yapılan seçimlerle, cunta yöneticilerinin "sivilleşme" dediği dönem başladı. Sivilleşen bir şey yoktu temelde. Cuntanın yönetimi esas olarak devam ediyordu. Seçimlerin galibi olan ANAP da zaten cunta politikalarını sürdürüyordu. Gençliğe yönelik toplu gözalt'lar, tutuklamalar, sald'r'lar daha da artarak sürdü '84'te. Yine de değişen dengeler muhalif güçler lehine s'n'rl' da olsa bazı imkanlar yaratt'. '84'te vize barajlar', disiplin cezalar', at'lmalar, gözalt'lar k'skac'nda s'k'ş'p kalan gençlik YÖK'e karş' hak arama yollar'n' zorlamaya başlad'. Bir k'sm'n' Dev-Genç'lilerin organize ettiği toplu dilekçe eylemleri örgütlendi. Dilekçeler reddedildi. Dilekçeleri verenler hakk'nda soruşturmalar aç'ld'. Eylemleri örgütleyenler gözalt'na al'nd', okullardan uzaklaşt'r'ld'. Ama gençliğin içindeki fitil bir kez tutuşmuştu, oligarşi artık onu söndüremeyecekti... "Örgüt fobisi" korkutmalarına karş' örgütlü bir güç olma ihtiyacı kaçınılmazdı.. Öğrenciler, yurtlarda, kantinlerde biraraya gelip bu ihtiyacı tart'şmaya başladılar. Dev-Genç, birbirinden kopuk bu eğilimleri toparlamaya çal'şt'. İstanbul ve Ankara'da öğrenci dernekleri kurma meselesi gündeme getirildi. Ve bu tartışmaların ardından da o cüretli adım atıldı. Dernek kurucuları topland', belgeler haz'rland', başvurular yapıldı. Dernekleşmenin önüne ç'kar'lan ilk engel YÖK kanunuydu. YÖK Kanunu'na göre, derneklerin kuruluş izni rektörlerin onay'na bağlanm'şt'. Rektörlüklerse izin vermiyordu bir türlü. Ama nereye kadar direnebilecekti YÖK! İlk başvuruyu yapan Ankara Hukuk Derneği'ydi... Ankara Hukuk'ta dernek kurma fikrini ortaya atanlardan biri ise Fuat ERDOĞAN'd'... Hukuk Fakültesi'ndeki Dev-Genç'lileri toparlamış ve bu tarihi adıma mütevazi bir şekilde öncülük ediyordu... Ve Ankara Hukuk'taki derneği yeni dernekler izleyecekti. - sürecek - 12 Eylül'ün saldırısı, politik, örgütsel, ideolojik, kültürel bir saldırıydı. Ona karşı direnmek, bedeller ödemeyi göze alarak, politikada, ideolojide, kültürde devrim ve sosyalizm inancını, iddiasını sürdürmekti. Tarih, böyle yazılacaktı. Gelecekte iddialı olmak, o koşullarda direnmekle mümkündü. Dev-Genç'liler tarihi böyle yazdılar. Gerektiğinde bedeller ödediler. Hep cüretli oldular. Ve Dev-Genç, onlarla kesintisizliği kazandı... |
|
| | #4 |
| Profesör ![]()
Mesajlar: 3.683
Teşekkür etti: 3.112
Teşekkür edildi: 5.245
Forum Gücü: 89 Forum Puanı:36862 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | HALKIN demokratik hak ve özgürlükleri için mücadelesininen üst safhaya ulaştığı bir dönem,sistem için büyük bir tehlike teşkil ediyordu öğrenci hareketleri işçi ve emekçinin haklarının aranması ve bir çok hak ve özgürlüklere yürüyüş cunta tarafından durdurulmaya çalışıldı...o dönem bir utanç kaynağı olarak T.C nin karanlık tarihine işlendi...bu hukuksuzluk ve hak ve hürriyetleri kısıtlayan darbeye bir başkaldırı oldu dev sol....şimdi günümüze bakıyoruz siyasi bilinçelenmenin ve hak ve özgürlüklerin yeniden elde edilmesinin önünü açan ünv. şimdi bir eğitim ve bilgi yuvasından çok sıradanlaşmaya yol açan bir kurumdan ibaret olmuş.. |
|
| | #5 |
| Rektör Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 9.405
Teşekkür etti: 5.621
Teşekkür edildi: 6.252
Forum Gücü: 195 Forum Puanı:79961 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Coooook "masum" insanlar geliyor aklima ![]() ![]() |
|
| | #6 |
| Yard. Doçent ![]()
Mesajlar: 1.242
Teşekkür etti: 990
Teşekkür edildi: 1.065
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:10757 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ARKADAŞLAR VERDİĞİNİZ BİLGİLER GÜZEL ANCAK BİR DÜZELTME YAPAYIM. 12 EYLÜLDE YÖNETİME GELENLERE FAŞİST DEMEK DOĞRU DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ FAŞİZM IRKÇILIKTIR. BEN DE 12 EYLÜLDEN RAHATSIZIM. ANCAK BİR TARİHÇİ OLARAK BÖYLE BİR TANIMIN YANLIŞLIĞINI BELİRTMEK İSTERİM. SAYGILARIMLA |
|
| | #7 |
| Doçent Genç Kuvvet ![]()
Mesajlar: 2.413
Teşekkür etti: 1.194
Teşekkür edildi: 1.469
Forum Gücü: 24 Forum Puanı:5273 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
dev sol halk desteğini elınde sanan ancak zengin iş adamlarını öldüren, vatan severleri faşislikle suclayan emperyalıs karsıtı ancak kullandığı sılahlar ABD malı olan dedikleriyle yaptıkları arasında hiç bir alakası olmayan bir topluluk
Biz Horon Kadar Karadeniz Zeybek Kadar Egeyiz Karşılama kadar Trakyalıyız Halay Kadar Bar Kadar Semah kadar Doğuluyuz Güneydoğuluyuz Anadoluyuz BİZ BÜYÜK TÜRK MİLLETİYİZ..! |
|
| | #8 | |
| Doçent Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 2.536
Teşekkür etti: 1.258
Teşekkür edildi: 1.345
Forum Gücü: 26 Forum Puanı:7148 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
![]() 2.si dediğin zengin iş adamı kim oluo burayada yazarsan sevinirim... (örnekleriyle verki inandırıcı olasın ve örnekler doğrulugunu da tartısabilelim...) senin vatan sever dedigin insanlarıda biliom... sözde milliyetçi jitem mit ve derin devlet adamları... aynı şekilde sizin ülküdaşlarınızda dev solcuları ve diğer komünist örgütleri ve komünist kişileri vatan hainliğiyle suçluo... ben bunu ne kadar üzerime alınmıosam sende alınma eger kendini faşist olarak vatan haini olarak görmüosan... ayrıca türkiyenin kullandıgı silahlar ne marka sorarım? ![]() ve dev solun silahlarının abd malı oldugunuda nerden bilion? sana bu bilgileri yoksa bi ülküdaşın mı verdi? o ülküdaşın bizzat gördümü yoksa başbuğlarınızdan birimi söylemiş?_ ya da devlet sence devsol u halktan sogutmak için malları abd malıdır demeye calısmısmıdır? yaptıkları ile dedikleri arasında cok fark var demişinde bana örnek gösterirsen sevinirim... bence biraz daha düşün bu konuda... bide iğneyikendine cuvaldızı baskasına batır... sizin dediklerinizin hiç biri yaptıklarınızla uyusmuo... ha bi tek bazıları faşistliğini gizleme zahmetine girmio ben buyum dio... saygılar... | |
|
| Mesaja teşekkür eden: | Dj_InN (25-08-07) |
| | #9 |
| Doçent Genç Kuvvet ![]()
Mesajlar: 2.413
Teşekkür etti: 1.194
Teşekkür edildi: 1.469
Forum Gücü: 24 Forum Puanı:5273 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
DHKP-C ile ne farkı var Biz Horon Kadar Karadeniz Zeybek Kadar Egeyiz Karşılama kadar Trakyalıyız Halay Kadar Bar Kadar Semah kadar Doğuluyuz Güneydoğuluyuz Anadoluyuz BİZ BÜYÜK TÜRK MİLLETİYİZ..! |
|
| | #10 |
| Doçent Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 2.536
Teşekkür etti: 1.258
Teşekkür edildi: 1.345
Forum Gücü: 26 Forum Puanı:7148 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | dhkp-c ayrı bir örgüttür dev sol ayrı...( bilgi eksikliğin oldugu cok acık.) sorularıma soru ile karsılık vermesen ve sorularıma cevap versen daha iyi olmazmı? ha bide daha öncede söyledim konu içinde konu acılması yanlıstır...ayrıca devsol hakkında sana bir sey söyliyim... Türkiye, 12 Temmuz 1991'de öldürülen beş Dev-Solcu için toplam 290 bin YTL tazminat ödeyecek. AİHM 'Yaşam hakkı ihlal edildi, soruşturma da eksik yapıldı' dedi... inanmıosan sana linkide yollarım ![]() saygılar... |
|
| | #11 |
| Doçent ![]()
Mesajlar: 2.272
Teşekkür etti: 2.117
Teşekkür edildi: 1.676
Forum Gücü: 20 Forum Puanı:4494 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
bu konu mhp konusuna karsı provake olarak acılmıs bır konudur dev sol ve dhkpc ortak dusuncelere sahip insanların dusuncelerini yansıtmak için kurulmustur anca hiç bir zaman tasrif etmediğim bir şekilde kan dökmüstür... Hiç bir ideoloji iöin kan dökülmemeli! İdoloji beyindedir ! |
|
| | #12 |
| Rektör Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 9.405
Teşekkür etti: 5.621
Teşekkür edildi: 6.252
Forum Gücü: 195 Forum Puanı:79961 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Her konu baska bir konuya karsi provoke etmek icin acilmis dene bilir Resat Maksat yanlislari konusmak. sirf provokasyon amacli diye konu kapanacak degil orada tartisildigi gibi buradada tartisilacaktir. |
|
| | #13 |
| Profesör ![]()
Mesajlar: 3.683
Teşekkür etti: 3.112
Teşekkür edildi: 5.245
Forum Gücü: 89 Forum Puanı:36862 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | |
|
| | #14 |
| Asistan ![]()
Mesajlar: 177
Teşekkür etti: 191
Teşekkür edildi: 105
Forum Gücü: 6 Forum Puanı:331 ![]() ![]() ![]() ![]() | yaa keşke banada yazıcak bişeyler bıraksaydınız saolun eagles ve pavel bide bu virane denilen arkadaşın ne yapmak istediğini bi anlasam çok mutlu olucam... saygılar zuğa R. poğarişi (((-_-))) deniz R. pınaroğlu ![]() kimYASAL UYARI: AMERİKA SAĞLIĞA ZARARLIDIR... |
|
| Mesaja teşekkür eden: | гєรรђ๏t (25-08-07) |
| | #15 | |
| Asistan ![]()
Mesajlar: 177
Teşekkür etti: 191
Teşekkür edildi: 105
Forum Gücü: 6 Forum Puanı:331 ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
12 Eylül askeri bir darbedir.. Halkın iradesi dışında tepeden, halka karşı yapılmış bir darbedir... Bir devrimci hareketin başarı şansı,, her şeyden önce içinde bulunulan nesnel koşulların mümkün olduğu kadar doğru bir değerlendirilmesinin yapılabilmesine bağlıdır; Bu koşullara uygun doğru hedefler saptayabilmeli ve mücadele bu koşullara uygun mücadele ve örgüt biçimleri - taktikleri ile yürütülmelidir. 12 Eylül darbesinin, Türkiye’deki sınıflar mücadelesi açısından önemli değişikler yarattığı ortadadır. 12 Eylül darbesinin ve cuntanın temel amaçları,, devrimci hareketlerin ezilmesi, işçi ve emekçi kitlelerinin taleplerinin bastırılması ve sarsılan mevcut sömürü sisteminin yeniden düzenlenmesidir,, ayrıca ezilen halkların mücadelesinin önünü kesmektir. Buda dolaylı yoldan Faşizimdir.. 12 Eylül darbesinin günümüz koşullarınıda nasıl etkilediği ortadadır. Bugün yaşanan ırksal çatışmanında aslında cuntanın eseri olduğunu anlamak çok zor olmamaktadır..Türk ırkına yada islam dinine mensup olmayan İnsanlara dayatılan türk islam sentezi PKK'yı (Bu ayrı bir konu düzleminde) doğurmuştur.... PINAROĞLAN DER Kİ: Gördünüz mü keyfini generalin başını sıkarken yüzünde çıkan sivil'cenin* saygılar... zuğa R. poğarişi (((-_-))) deniz R. pınaroğlu *alıntı SUNAY AKIN ![]() kimYASAL UYARI: AMERİKA SAĞLIĞA ZARARLIDIR... | |
|
| Mesaja teşekkür eden: | pavel (25-08-07) |
| | #16 | |
| Asistan Kemalistler ![]()
Mesajlar: 277
Teşekkür etti: 125
Teşekkür edildi: 256
Forum Gücü: 8 Forum Puanı:541 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... | |
|
| | #17 |
| Asistan Kemalistler ![]()
Mesajlar: 277
Teşekkür etti: 125
Teşekkür edildi: 256
Forum Gücü: 8 Forum Puanı:541 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dhkp-c ile ilişkisi nedir? dev-soldan ayrılarak kurulmuştur dhkp-c. dev-solda dev yoldan dev yolda dev gençden dev gençde dev adamdan ayrılarak kurulmuştur. franksiyonlara bölüne bölüne yozlaşmış amacından çıkmıştır...Bildiğim kadarıyla birgün gazetesi yazarları eski dev-solludur ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... |
|
| | #18 | |
| Yard. Doçent ![]()
Mesajlar: 1.242
Teşekkür etti: 990
Teşekkür edildi: 1.065
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:10757 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
İkincisi, Tatoliter cunta demek değildir. Baskıcı demektir. Tatolitarizm bir rejimdir ve insanlar üzerinde baskı kurarak yönetimin ütopik amaçlarla götürülmesini kapsar. Tam olarak söylediği ifade etmez. Eagles'in imzasında güzel bir söz var. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarla ilgili. Şu anda senin durumundan bahsediyor. Kavramları araştırmadan duyduğunla, sana propaganda edildiği şekilde algıladığın için bana mesnetsiz ve bilgisizce yanıt vermekten çekinmemişsin. Kusura bakma ama, öğrende gel. Tarihteki ideolojiler ayak üstü araştırılamaz. | |
|
| | #19 | |
| Asistan ![]()
Mesajlar: 177
Teşekkür etti: 191
Teşekkür edildi: 105
Forum Gücü: 6 Forum Puanı:331 ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
bir gün kadrosunun yazarlarını devsol ile alakası yoktur... 1978 başında Devrimci Yol taraftarı olan Bülent Uluer, Paşa Güven ve Dursun Karataş'ın başında olduğu bir grup, Devrimci Yol merkezi ile çeşitli konularda uyuşmazlık içinde olduğunu belirterek ilişkilerini askıya aldığını açıkladı. Bu nedenle bir süre Askıcılar olarak adlandırılan İstanbul merkezli grup Devrimci Sol isimli bir dergi çıkarmaya başladı. Ayrışma sonrası üniversitelerde Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) kuruldu. Örgüt Devrimci Yol'un SSCB'de revizyonist diktatörlüğün hüküm sürdüğü tespitine katılmıyarak; iç savaş tespitinin Mahir Çayan'ın öncü savaş stratejisini reddettiğini; ve direniş komiteleri önerisinin yatay örgütlenmeye yol açarak, yukarıdan aşağıya örgütlenmeyi törpülediğini savunuyordu. 1991 yılı ve sonrasında aralarında Sinan Kukul, Niyazi Aydın, örgüt liderinin eşi Sabahat Karataş gibi örgütün üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu pek çok örgüt militanının öldürülmesi ve kimi yöneticilerin tutuklanmasından sonra örgütün eylemlerinde azalma oldu. Bu süreci 1992 Eylül ayında örgütün üst düzey yöneticilerinden Bedri Yağan'ın başında bulunduğu bir grubun "Dursun Karataş'ın örgütü benmerkezci bir anlayışla ve bir merkez komite olmaksızın yönettiğini" savunarak Dursun Karataş'ı gözaltına almalarıyla başlayan süreç sonucunda örgüt bölündü ve iki kanat arasında çatışmalar yaşandı. Bedri Yağan'ın ve başka örgüt yöneticilerinin 1993 yılında İstanbul'da bir polis operasyonu sonucu öldürülmesinden sonra, Bedri Yağan kanadı büyük oranda etkinliğini kaybetti. Dursun Karataş yanlıları ise partileşme sürecini tamamladıklarını açıklayarak Mart 1994'de "Devrimci Halk Kurtuluş Parti-Cephesi" (DHKP-C) adını aldılar. BİLGİLENDİRME BAĞLAMINDA "DEVRİMCİ SOL" ÖRGÜTÜNÜN AMBLEMİ edithakancem hic bir siyasi partinin amblemlerini yayinlamiyoruz.... BEN DEV SOLCU DEĞİLİM AMA BU AÇIKLAMANIN SİZE YETERLİ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.... saygılar.. zuğa R. poğarişi (((-_-))) deniz R. pınaroğlu ![]() kimYASAL UYARI: AMERİKA SAĞLIĞA ZARARLIDIR... Konu Dj_InN tarafından (25-08-07 Saat 11:09 ) de değiştirilmiştir.. | |
|
| | #20 |
| Yard. Doçent ![]()
Mesajlar: 1.242
Teşekkür etti: 990
Teşekkür edildi: 1.065
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:10757 ![]() ![]() ![]() |