Cevapla
 
Konu Seçenekleri
Eski 11-10-07, 17:59 Çevrimdışı   #1
Profesör
 
Lobo - ait Avatar
Genel Mesajlar: 3.543
Teşekkür etti: 1.095
Teşekkür edildi: 1.729
RepForum Gücü: 65
Forum Puanı:25059
Lobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazLobo tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ruhsal Durumum:
Ödüller:
E. Dursun Önkuzu

--------------------------------------------------------------------------------

Ertuğrul Dursun Önkuzu ( .... - 23 Kasım 1970 )
DURSUN ÖNKUZU, Cennet ülkemizin güzel beldesi,Tokat'ın Zile kazasında dünyaya geldi..

Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda tahsil görürken İşgal altındaki okulda karsı grup tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan ağır işkenceler yapıldıktan sonra, 23 KASIM 1970 günü, okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi...

Zile'de toprağa verildi. Dursun Önkuzu hakkında şiirler, hikayeler, marşlar bestelenmiştir. Yazar Emine Işınsu, Önkuzu'nun hayatını Sancı adlı romanında anlattı. Destan şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu da, bir şiirinde Önkuzu hakkında şu ifadeleri kullandı:

Önkuzu hey Önkuzu
Önde Gider Önkuzu
Anası Dursun Demiş
Durmaz Gider Önkuzu

Kuzu Yürür Kuzu Yürür
Önde Önkuzu Yürür
Kuzular Meledikçe
Gönlüme Sızı Yürür
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
YaGMuR_CiNi (11-10-07)
Eski 10-01-08, 09:50 Çevrimdışı   #2
Stajyer
 
GaKKoSeLz - ait Avatar
Genel Mesajlar: 24
Teşekkür etti: 5
Teşekkür edildi: 2
RepForum Gücü: 0
Forum Puanı:1
GaKKoSeLz Herkese mesafeli
DURSUN ÖNKUZU MEKANIN CENNET OLSUN
DURSUN ÖNKUZU, Cennet ülkemizin güzel beldesi, bozkurtlar yuvasi Tokat’in Zile kazasinda dünyaya geldi..

Ankara Erkek Teknik Yüksek Ögretmen Okulunda tahsil görürken Isgal altindaki okulda komünistler tarafindan yakalanip üç gün süren ve bisiklet pompasiyla cigerlerine hava basmaya varan agir iskenceler yapildiktan sonra, 23 KASIM 1970 günü, okulun üçüncü katindan asagiya atilarak sehid edildi...

**************

KIZKARDESI KADRIYE ÖNKUZU’NUN KALEMINDEN:

AGABEGIM DURSUN ÖNKUZU

Yil 1970… Kasim ayinin 22. günü… Iftar sofrasindayiz. Mercimek çorbasini agabeyimin çok sevdigini hatirlatiyor, babaannem. Hepimizin gözleri doluyor. Kapi çaldi. Agabeyimin arkadasinin babasi berber Cemal Amca. Babami istedi.

Indi babam. Sonradan ögrendigime göre: “Ögrenci olaylarinda Dursun yaralanmis, hemen Ankara’ya gidelim” demis. Tabi radyo ve televizyonlar olaylarda agabeyimin kaçirilarak iskence sonucu öldürüldügünü açiklamis. Bizim bir seyden haberimiz yok. Babam haberleri hiç kaçirmazdi halbuki. Tabi daha 19 haberleri baslamamisti. Televizyonumuz zaten yok o zamanlar.

Babam hemen gitti Ankara’ya evimize akrabalar, komsular, ülkücü camiadan dostlar dolmaya basladi. Tabi anneme ve bize agabeyimin yarali oldugunu söylüyorlardi. Ben ozamanlar orta birinci sinifta okuyordum. Ablam Amasya Yatili Ögretmen Okulu birinci sinifta okuyordu. Benim küçügüm Zübeyde ise ilkokul ikide.

Ertesi günü ablami getiriyorlar ülkücü hocalari. Ben hala agabeyimi yarali hayal ediyor, ona en iyi sekilde bakar, hemsirelik yaparim biricik agabeyime diyordum. Heyhat!.. yaradanimiza kavusali kaç gün olmus halbuki. Camilerde selalar kendime gelebildim. Bu mahseri kalabaligin anlamini ancak o zaman idrak edebildim. Iki gün sonra cenazeyi getirdiler ülküdaslarinin acili, hüzünlü tekbirleri arasinda. Zile o tarihe kadar öyle bir kalabalik görmemeisti. Otobüslerle Ankara’dan çevre il ve ilçelerden, köylerden akin akin gelen ülkücüler son yolculugunda birlikte olmak istemislerdi Sehit Önkuzu’nun ruhuyla. Kiliçkiran, Imamoglu, Özmen ve Önkuzu… Iste davanin ilk sehitleri. Bu nasil bir dava idi, nasil bir mücadeleydi. Bu birçok kisir düsünceli, egoist, maddeci yöneticilerin dedigi gibi sag sol davasi degildi. Bu, Türk - Gayri Türk savasiydi. Suuru, kültürü, ruhu ve gönlü ile Türk olanla, hiçbir seyi Türk olmayanlarin, gerçek imani yüreginde duymayanlarin savasiydi.

Daha ortaokul, lisedeyken ülkücü mücadelenin ön saflarinda yer almisti. Zile kalesinin tam karsisinda Ü.O.D açilmisti. Önceleri birkaç arkadastilar. Sonra çig gibi büyüdüler, çogaldilar. Babam sürekli çok ileri saflarda mücadele ettigini söyler, meslegini eline aldiktan sonra ne yaparsan yap derdi. Ailenin tek umudu tek dayanagi oydu. O öylesine imanli, kararli ve samimiydi ki o günlerde yapilan haksiz düsünce, görüs ve davranislara asla tahammül edemiyordu.

Birkaç önce Süleyman Özmen Y.Ö Okulu’nda sehit edilmisti. Agabeyim o olayi bizlere göz yaslari içersinde anlatmisti. Anneme kan lekeleri olan bir ceketini saklamak üzere yikamamasini tembih ederek emanet etmisti. “Bu kan Süleyman’in kani sakin yikama, mübarek sehit kani; yarin Allah’in huzurunda sahitlik edecek insallah” demisti. Kendisinin de birkaç ay önce söyledigi bu sözden sonra ayni kaderi bekledigini nerden bilsin. Ah canim agabeycigim.

O bir ülkü deviydi. Hiçbir çikar gözetmeksizin. Çok büyük ideallere sahipti. Öylesine inançliydi ki düsüncelerini gerçeklestirmek için elinden geleni yapardi. Milliyetçi, ülkücü çocuklara, gençlere, kizlara milli manvi degerlerimizi kaybetmemeleri için seminerler düzenlerlerdi. Okul derslerinde basarisiz olan talebelere ücretsiz matematik, fen kurslari verirdi. Maddi imkanlari kisitli oldugu halde verilen hediyeleri kabul etmemisti. Onu akrabalarimiz, arkadaslari mahcup, utangaç, az ve öz konusan, konusunca herkes tarafindan dinlenip begenilen birisi olarak tanirlardi. En büyük idealli büyük bir kütüphaneye sahip olmak ve gençlerin hizmetine sunmakti. Çok kitap okurdu. Eline geçen parayi kitaba yatirirdi. Yaz tatillerinde çalisip okul masraflarina katkida bulunurdu. Judo ögrenmisti. Her sabah jimnastik yapar, titizligi ile ablami yorardi. Namazlarini düzenli olarak kilar, kilamadigi vakitleri küçük bir deftere not ederdi. O zamanlarda Zile’nin yetistirdigi çok kültürlü, muhterem bir zat olan müftü Arif Efendi’den ders alirdi. Agabeyimin yetismesinde büyük bir payi olmustu Arif Efendi’nin. Agabeyim Istanbul Yildiz Teknik Üniversitesini kazanmis, kayit yaptirmisti. Ama o okula komünistler hakim oldugu için Ankara Erkek Teknik Yüksek Ögretmen Okuluna geçmisti. Kader iste. Nereye gitsen degismiyor.

Agabeyimiz kiz olmamiza ragmen bizlerle çok ilgilenir, büyük bir insan gibi her seyini paylasirdi. Kitap okuma aliskanligim onun sayesinde olmustu. Yasasaydi kim bilir ne büyük hizmetleri olacakti. Ama o birçoklarimiza nasip olmayacak serefli bir ölümle Rabbimize kavustu. Hem de öyle bir mertebe ki tam on üç kisi insanlik disi iskenceler yaparak ulasilamayacak sabri, tahammülü, Allah yolunda can vermenin lezzetini tattirdilar. “Allah yolunda öldürülenleri sakin ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katinda Allah’in, lütfundan kendilerine verdigi nimetlerin sevincini yasayarak riziklandirilmaktadirlar. Arkalarindan kendilerine ulasamayan (henüz sehit olmamis) kimselere de hiçbir korku olmayacagina ve onlarin üzülmeyeceklerine sevinirler.” (Al-i Imran Suresi,169-170. Ayet).

Ruhlari Sad, Mekanlari Cennet olsun…

Kadriye Önkuzu
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
Lobo (03-08-08)
Cevapla

Konu Seçenekleri

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Powered by vBulletin Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
http://www.zamansiz.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:18 .