| Eğitim ve Türkiye Eğitim ve Türkiye
Eğitim bir milletin geleceği demektir. Bir toplumun ayakta kalıp ilerlemesi için en gerekli atılımdır. Günümüzde eğitimin ortak tanımı yapılamamış değişen dünya koşullarlı sürekli yeni tanımlar katmıştır.
Bizler eğitimin anlamına ne yüklersek onu elde edebiliriz. Ülke olarak eğitim yoluyla öğrencilere yeni bir davranış yeni bir bakış açısı kazandırmak temel hedefimizdir. İnsanı ve toplumu etkileme gücü yüksek olan eğitim aynı zamanda toplumun ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Alman eğitimci Johann Basedow, öğrencilerine kendilerini iyi tanımayı ve ‘iyi bir vatandaş’ olmayı öğretmeyi amaçlamaktadır. Pestalozzi’ ye göre eğitim, ‘fertleri yetiştirmek yoluyla toplumsal sonuçlara hizmet etmelidir.
Realizm¹e göre eğitim yetişecek nesillere kültürel mirası topluma hazırlama sürecidir.
Cavit Kavcar’ a göre eğitim: ‘‘ eğitimin işlevi, topluma sağlıklı bir biçimde uyum yapabilmeleri için birey yetiştirmektir.’’²
Buraya kadar ki tanımlardan hareketle eğitime bireyi etkileme, yetiştirme ona isteneni verme süreci diyebiliriz. Biz eğitmenler olarak bireylerde arzuladıklarımızı onları eğitim yoluyla verebiliriz. Değişen insan beraberinde çağı da değiştirmiştir. Doğal olarak da eğitmenlerinde öğrencilerden bekledikleri çağla beraber değişmektedir. Yeni zamanda(çağda)bireylerden istenenler hayata ayak uyduran bilgili entelektüel beceriye sahip kişiler olmasını istemekteyiz. Kısacası eğitimli olmak dünyada yenileşmeden doğan kültürün sahibi olmayı gerektirir. Bu oluşturulan kültüre sahip olmamak geri kalmışlık olarak ifade edilmektedir. Değişen dünya koşulları cahilliğin tanımı da değiştirmiştir. Eskiden cahil kimse okuma yazma bilmeyen kimselere denilerken sonra bir şeyler okumayan okumaya çalışmayana denilirken şimdi ise var olan bilgilere ulaşmayan kişi olarak tanımlanmaktadır. Eğitim yoluyla entelektüel becerileri vermeden önce bazı -temel gerçeklikleri –kazanımları öğrencilere kazandırmalıyız. . Çünkü bunlar hedeflerin en önemli değerleridir. Bizi var yapan ve geleceğe taşıyan asli unsurlardır diyebiliriz. Bu değerlere sahip olmayan bireylerin yapay batı kültüründe boğulmaması işten bile değildir.
Karakterli birey yetiştirmek en öncelikli hedefimizidir. Milletini seven kültürel değerlerine sahip çıkan bireyler bilinçli çocuklar yetiştirmeliyiz. Çünkü bu dönem gelişim açısından da önemli dönemdir bu dönemde kazanılan davranışlar ömür boyu sürer. Bu nedenle çocuklara ulus bilincini vermeliyiz. Bu önemli hedefler yanında anadilini iyi kullanmasını öğretmeliyiz. Birey eğer Türkçe’yi iyi bilirse diğer dilleri öğrenirken zorlanmaz.
Mehmet Şahin
|