| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Asistan ![]() | Erdoğan nasıl yalnızlaştı Asıl mesele ne biliyor musunuz; Başbakan Tayyip Erdoğan güçlendikçe yalnızlaştı. Önceki gün bir dizi görüşme için Ankara'daydım. En son Ankara Temsilcimiz Erdal Sağlam'la Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'e uğradık. Cemil Bey özetle "Böyle bir dönemde Türkiye'nin en önemli medya grubu ile hükümet arasında gerilim yaşanması kimseye fayda sağlamaz" dedi. Parti kapatma davası sürecinde verdiği mücadele ve sonrasında oynadığı uzlaştırıcı role ilişkin yapılan spekülasyonlardan dolayı üzerine çöken yorgunluk yüzünden okunuyordu. Bir anlamda "Tam ülke biraz nefes alacak gibi oldu şimdi yeni bir gerilim daha çıktı" demeye getirdi. Başbakan'ın direkt Doğan Grubu'nu hedef alan açıklamalarını o da bizler gibi medyadan izlemiş. Bu süreçte Başbakan'la bir araya gelme fırsatı bulamamış. Oysa böylesi gerilimli dönemlerde Erdoğan'ın fikrini aldığı ve önemli roller verdiği siyasetçilerin başında geliyordu Cemil Çiçek. Ama artık değil! Sadece o mu? Başbakan Erdoğan'ı 1. AK Parti iktidarı döneminde yakından izleyenler gayet iyi bilir. Her daim hazırolcuların dışında ona gerektiğinde kafa tutan, en zor krizlerden ustalıkla çıkmasını sağlayan bir kısmı perde önünde duran diğer bir kısmı ise genelde perde arkasında durmayı tercih eden 6 önemli isim vardı yanında. Perde önündekileri biliyoruz. Dışişleri Bakanı sıfatıyla Abdullah Gül, Meclis Başkanı sıfatıyla Bülent Arınç ve Başbakan Yardımcısı olarak Abdüllatif Şener. Şimdi üçü de şu ya da bu sebeple Erdoğan'ın yakınında değiller. Bir de perde arkasından işleri yürüten üçlü vardı: Ankaralıların tabiriyle iki Ömer bir Cüneyt. Peki şimdi onlar nerede? Ömer Dinçer biraz da dışarıdan gelen haksız baskılarla Başbakanlık Müsteşarlığı koltuğunu bırakıp Meclis'e gitmek zorunda kaldı. Ömer Çelik kimilerine göre hakkında çıkan dedikodular kimilerine göre iç dengeler yüzünden Erdoğan'ın sırdaşı konumundan sıradan bir siyasetçi konumuna itildi. Cüneyt Zapsu daha en başından bakanlık yerine danışmanlığı seçtiği için sadece AK Parti değil Türk siyasi eliti tarafından adeta "istenmeyen adam" ilan edildi. Sonunda baskılara dayanamayıp o da pes etti. Başbakan danışmanlığı görevini kapatma davası açılmadan önce bıraktığını ilan etti. Ve sonuçta Erdoğan üzerindeki ağırlığı hem zihinsel hem de fiziksel anlamda paylaşabileceği dost ve dayanak noktalarından mahrum kaldı. Dışarıda güçlendikçe içeride yapayalnız kaldı. Artık ona ne dostça ne ağabeyce ne de kardeşçe uyarıda bulunacak-destek olacak birileri var etrafında. Profesyonel destek ise zaten Erdoğan'ın tarzı değil. Onun için bütün ilişkiler güven esası üzerine kurulu. Ya onun yanındasınızdır ya da karşısında! Baksanıza en son geçen hafta sonu başlattığı tartışmayla sadece Doğan Grubu'nun bir yazarı ya da gazetesinde çıkan haberi hedef almadı, hedef tahtasına direkt Aydın Doğan'ı yerleştirdi ve benim de içerisinde bulunduğum tüm Doğan Grubu yazarlarını "paralı silahşor" ilan etti. Deniz Feneri Almanya'da yaşanan yolsuzlukların karşısına Hilton'u çıkardı. Taha Akyol gibi herhalde Doğan Grubu'nda bence haksız yere ama nihayetinde "AKP'ye yakın olmakla" en çok suçlanan bir ismi bile CNN Türk'ün karasal yayın hakkını speküle ederek medya-siyaset savaşının ön cephesine çekti. Sadece Doğan Grubu çalışanları değil azıcık vicdanı olan herkesi ama özellikle de iş dünyasını fazlasıyla tedirgin ve rencide etti. Yerli/yabancı iş dünyasında kiminle konuşsam aynı tedirginliği dile getiriyor. Doğan Grubu ya da Aydın Doğan eleştirilmez değil. Her gün yayınlarıyla eleştiri gücü ve hakkını kullanan bir grubun elbette hataları olabilir, Başbakan dahil herkes eleştirisini yapar. Bundan da en çok grup fayda görür. Fakat Başbakan'ın başlattığı savaş eleştiri sınırlarının çok çok ötesinde. Sanki Türkiye yeterince kutuplaşmamış gibi Erdoğan cepheleri daha da belirgin hale getirdi. Peki bunu çok bilinçli bir strateji ile mi yaptı? Ankara'da edindiğim izlenim kısa vadede evet, orta ve uzun vadede "hayır". Dedim ya Erdoğan güçlendikçe yalnızlaştı. İnsaf ve izan ölçülerini fazlasıyla aşan son hamlesiyle daha da yalnızlaşacak. Belki kısa vadede popülizme prim verenler ve varlığını Doğan Grubu karşıtlığından alanlar tarafından alkışlanacak. Nitekim şu günlerde alkışlanıyor da! Etrafında ona "bir başbakana yakışmayacak oranda duygusal-tepkisel ve kontrolsüz davranıyorsunuz" diyecek gerçek dostları kalmadığı için alkışlar onu daha da yalnızlaştıracak. Gücünün zirvesinde farkında olmadan en çok güvendiği halktan da kopmuş olacak. Deniz Feneri Almanya ile ilgili iddialar onun halktan ve haktan kopmadığının işaret fişeği olabilirdi. Ama olmadı. Çünkü Erdoğan daha güçlü ama bir o kadar da yalnız olmayı seçti. Bakmayın olur olmaz iddialarla Aydın Doğan'a saldırdığına, aslında o farkında olmadan kendi kendisiyle gölge boksu yapıyor. Aydın Doğan sahibi olduğu medya grubu ile Erdoğan'ın kendisiyle kavgalı haline ayna tutuyor. Ne hüzünlü. Etrafında "Sayın Başbakan durun, kendi kendinizi hırpalıyorsunuz" diyen bir Allah'ın kulu yok. Diyor referans gazetesi yazarı Eyüp Can. . . |
|
| | #2 |
| Öğretim üyesi Kemalistler ![]()
Mesajlar: 870
Teşekkür etti: 261
Teşekkür edildi: 574
Forum Gücü: 9 Forum Puanı:2728 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Tayyip kesinlikle zeki biri, aksi olsa kısa zamanda buralara kadar ulaşamazdı, ulaştırılmazdı. -Deniz Feneri- davasını bir anda gölgede bırakacak bir hamle yaptı Aydın Doğan'a sataşarak Bu onun lehine mi yoksa aleyhine mi işleyecek bunu ilerleyen zaman içerisinde daha net görmüş olacağız fakat şüphesiz Doğan - Tayyip dalaşı uzun sürmeyecek; Hürriyet kaldığı yerden sözde muhaliflik yapmaya da devam edecek. Bu ülkede azarlayan, bağıran, öfkelenen daha çok prim yapıyor ( BBG evlerinde de öyle değil miydi? ) Emperyalizmin kucağına oturmuş birini ordan indirmek öyle kolay değil!... Ne kadar yalnız olursa olsun; onun gerçek destekçileri dışarıda (: Bir Girdap Gibi Bir Girdap Gib Bir Girdap Gi Bir Girdap G Bir Girdap Bir Girda Bir Gird Bir Gir Bir Gi Bir G Bir Bi B . |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |