| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Asistan ![]() | Globalleşen Dünyanın yeni İmparatorlukları;Uluslararası Şirketler.
Bilindiği üzre Soğuk Savaştan sonra globalleşme ile birlikte piyasalarda Kapitalizm zafer elde etmiştir.Bununla birlikte artık dünyaya yön verenler Devletlerin ötesinde Uluslararası tanınırlığı olan Şirketlerdir.Globalleşme ile birlikte tek pazar fikri güçlenmiştir.Artık bütçeleri milyar dolarları aşan Uluslararası Şirketler devletlerden öte bir konuma gelmiştir,bu kaçınılmazdır.Bununla birlikte artık her şey Patronların istekleri doğrultusunda gerçekleşir duruma gelmiştir.Bir önceki yazımda belirttiğim Güç kavramı tam anlamıyla budur.Artık Güç tamamı ile Ekonomidedir ve dolayısıyla Uluslararası Şirketlerdedir.Buna ayak uyduramayanlar ise kaybolmaya mahkumdur...Kıssadan hisseye Yeni düzenin Yeni ve Güçlü imparatorlukları,Uluslararası Kuruluş ve Kurumlardır.Bununla birlikte Türkiye bu dengenin sizce neresindedir?
|
|
| Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi) | Marcus T.CICERO (11-05-08), Smyrna (11-05-08) |
| | #2 |
![]() ![]() S.mod denetleyicisi
Mesajlar: 11.444
Teşekkür etti: 2.825
Teşekkür edildi: 7.487
Forum Gücü: 231 Forum Puanı:93590 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | GLOBALLEŞME KAVRAMI 21. yüzyılın eşiğinde bulunduğumuz şu dönemde dünya çapında değişim rüzgarları esmektedir. Şüphesiz bu değişim rüzgarlarından en önemlisi ve en çok tartışılanı globalleşmedir[1]. Ulusal kültürlerin, ekonomilerin ve sınırların ortadan kalkmaya yüz tuttuğu, politik kutuplaşmaların ortadan kalktığı, hemen hemen her alanda liberal eğilimlerin güç kazandığı, teknolojinin akıl almaz bir hızla geliştiği ve toplumsal hayatın büyük bir kısmının global süreçler tarafından belirlendiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji ve iletişim teknolojisindeki devasa gelişmeler ülkeleri ekonomiden, siyasete kadar pek çok alanda birbirlerine doğru iyice yakınlaştırmıştır. Teknolojik gelişmeler ve bunların ortaya koyduğu iletişim ve bilgi ağındaki ilerlemeler dünyayı adeta ‘global bir köy’e dönüştürmüştür. Bu süreçte telekomünikasyon ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler lokomotif işlevi görmektedir. Bu yakınlaşmanın temelinde ekonomiden kültüre, siyasete kadar pek çok alanda ülkelerin birbirlerine yakınlaşmasını sağlayan globalleşme süreci yatmaktadır. Bu süreçte sermaye, işgücü, teknoloji ve bilgi sınır tanımaz hale gelmiştir. Ayrıca, globalleşme sürecinde demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, çevrenin korunması, terörizm ve organize suçlarla mücadele, insan hakları ve liberalleşme gibi evrensel değerler de ön plana çıkmaktadır. Bütün bu gelişmeler bir taraftan ulusal ekonomi, ulusal siyaset, ulusal kültür kavramını rafa kaldırmakta, diğer taraftan da ulus-ötesi çıkar gruplarını ortaya çıkarmakta ve değişik ülkelerden, hatta kıtalardan, insanları birbirlerine bağımlı hale getirmektedir. Globalleşme sürecindeki tüm bu gelişmeler, ülkeleri dünya standartlarında mal, hizmet ve bilgi üreten bir toplum olmaya doğru sürüklemektedir. Globalleşmenin tanımı konusunda henüz bir fikir birliği sağlanmış değildir. Bazı yazarlar, globalleşmenin sadece ekonomik boyutuna ağırlık verirlerken; diğerleri, globalleşmenin ekonomik boyutu yanında siyasi ve kültürel boyutlarına da temas etmektedirler. Örneğin, Ouattara (1997), globalleşmeyi ekonomik açıdan ele almakta ve globalleşmeyi, ticaret, finansal akımlar, teknoloji değişimi ile bilgi ve işgücünün mobilitesi yoluyla dünya ekonomilerinin birbirleriyle entegrasyonu olarak tanımlamaktadır. Bazıları ise, globalleşmenin ekonomik boyutu yanında siyasal ve sosyo-kültürel boyutuna da dikkat çekerek konuyu daha geniş bir perspektiften ele almaktadır. Esas itibariyle ekonomik bir olgu olarak karşımıza çıkan globalleşmenin siyasal ve sosyo-kültürel boyutları da mevcuttur. Globalleşmeyi tarihin akışı içinde ortaya çıkan bir olgu (realite) olduğu kadar; uluslararası ticaretin yaygınlaşması, emek ve sermaye hareketlerinin artması, ülkeler arasındaki ideolojik kutuplaşmaların sona ermesi, teknolojideki hızlı değişim sonucunda ülkelerin gerek ekonomik, gerekse siyasal ve sosyo-kültürel açıdan birbirlerine yakınlaşmaları olarak da tanımlayabiliriz. EKONOMİK, SİYASAL VE SOSYO-KÜLTÜREL GLOBALLEŞME Ekonomik globalleşme, genel anlamda ülke ekonomilerinin dünya ekonomisiyle entegrasyonunu, yani dünyanın tek bir pazarda bütünleşmesini ifade etmektedir. Bir başka deyişle ekonomik globalleşme, ülkeler arasında mal, sermaye ve emek akışkanlığının artması sonucu ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirlerine yakınlaşması demektir (Aktan,1999:2). Ekonomik globalleşme sürecinde, mal ve hizmetler ile uluslararası sermaye hareketleriyle ilgili sınır-ötesi işlemler çeşitlenerek artmakta ve teknoloji dünya çapında daha hızlı bir biçimde yayılmaktadır. Bu süreçte global firmalar önemli bir fonksiyon üstlenmekte ve bu firmalar vasıtasıyla teknoloji gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru yayılmaktadır. Telekomünikasyon, bilgi ve ulaşım teknolojisindeki hızlı gelişmeler, GATT, WTO ve IMF gibi uluslararası kuruluşların çabalarıyla dünya ekonomisinde sağlanan liberalleşme hareketleri, ülkelerin hızlı ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmede piyasa ekonomisinin önemini kavramaları, uluslararası firmaların sınır-ötesi satış yapma ve maliyet düşürmek amacıyla daha ucuz kaynak sağlama gibi faktörler ekonomik globalleşmeye ortam hazırlamıştır. Mal ve hizmetler ile üretim faktörlerinin, yani emek, sermaye ve teknolojinin uluslararası alanda mobilitesi sonucu mal ve hizmet piyasalarının entegrasyonu ekonomik globalleşme ile sonuçlanmıştır. Ekonomik globalleşme, kendisini üretim ve finansal faaliyetlerin globalleşmesi olmak üzere iki faklı alanda göstermektedir. Üretimin globalleşmesi, ülke bazında faaliyet gösteren firmaların üretim faaliyetlerini diğer ülkelere ve kıtalara yaymalarını ifade etmektedir. Üretim faaliyetleri global firmalar aracılığıyla sınır-ötesi sabit sermaye yatırımı, sınır-ötesi iştirak, fason imalat anlaşmaları gibi değişik şekillerde uluslararası arenaya taşınmaktadır. Üretim alanı olarak bütün dünyayı hedefleyen bu firmalar, üretim faaliyetlerini maliyet avantajı sağlayacak ülkelere kaydırmanın yollarını aramakta ve faaliyetlerini hammadde maliyeti, ara malı maliyeti, işgücü maliyeti ve dışsal maliyetler açısından daha cazip gördükleri ülkelere kaydırmaktadırlar. Bu yönelişte özellikle işgücü maliyetinin düşüklüğü ve dışsal maliyetler önemli rol oynamaktadır. Global firmalar, ücret artışlarının işgücü verimliliğini aştığı ülkeleri hemen terk etmekte ve düşük işgücü maliyeti sağlayacak ülkelere ya da bölgelere yönelmektedirler. Ayrıca, bu firmalar kendilerini çevre koruma maliyetlerinin etkisinden kurtarmak ve böylece rekabet avantajı sağlamak amacıyla faaliyetlerini çevre koruma mevzuatları görece gevşek olan ülkelere kaydırmaktadırlar. Üretimin globalleşmesi ile özellikle mikro-elektronik ve motorlu taşıt üretimi gibi alanlarda ‘global fabrikalar’ ortaya çıkmıştır. Böylece, bir malın üretiminin değişik safhalarını oluşturan araştırma-geliştirme, parçaların hazırlanması, montajı, tamamlanması ve kalite kontrol gibi safhalar bir ülkeyle sınırlı kalmayıp; karşılaştırmalı üstünlüğe bağlı olarak tek bir üretim hattı içinde birden çok ülkeye yayılmıştır. Bir başka ifadeyle, üretimin globalleşmesi ile üretim içi ihtisaslaşma (intra-product specialisation) önem kazanmıştır. Böylece, global firmalar etkinlik ve verimliliği ön plana çıkarmakta ve global rekabet koşullarını kendi lehlerine çevirebilmek için sürekli yenilik yapmak ihtiyacı duymaktadırlar. Finansal faaliyetlerin globalleşmesi ise, ekonomik globalleşmenin kendini gösterdiği bir diğer alandır. Finansal faaliyetlerin globalleşmesiyle sermaye, herhangi bir coğrafi sınır içerisinde kalmayıp; daha düşük risk ve daha yüksek kazanç sağlamak düşüncesiyle herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan sınır-ötesi alanlara kolayca yayılmaktadır. Bu alanın, globalleşmenin en yaygın ve en yoğun olarak yaşandığı alan olduğu söylenebilir. Finansal faaliyetlerin globalleşmesi, özellikle 1980’li yıllarda ve sonrasında hızlı bir gelişme göstermiş ve uluslararası finansal piyasaları birbirinden ayıran sınırlar hemen hemen ortadan kalkmıştır. Hızla birbirlerine entegre olan finans piyasaları, uluslararası sermaye hareketlerinin kaynağının, kanallarının ve hacminin değişmesine neden olmuştur. Bu gelişmenin temelinde gelişmekte olan ülkelerin uluslararası finansal faaliyetleri kendi ülkelerine çekmek için uygulamaya koydukları deregulasyon politikaları, esnek kur rejiminin benimsenmesi, finansal araç türlerindeki hızlı artış, telekomünikasyon araçları gibi siyasal, kurumsal ve teknik faktörler yatmaktadır (DPT,1995:214). Siyasal globalleşme, eskiden uluslararası sistemin temel aktörü olan ulus-devletin üstünlüğünü sarsmış ve ulus-devleti, yetkilerini başkalarıyla paylaşmaya mecbur bırakmıştır. Ulus devlet, globalleşme ile yetki ve otoritesini uluslararası ve uluslar-üstü kuruluşlara devretmeye başlamıştır. Bu süreçte uluslararası ilişkilerin artmasına paralel olarak sorunların uluslararası arenaya taşınması da artış göstermiş ve bunların çözümü uluslararası işbirliğini zorunlu hale getirmiştir. Bir başka ifadeyle, uluslararası siyasal ve ekonomik aktörler devlet egemenliğine ortak olmuş; ülkeler, ulusal ve uluslararası politika uygulamalarında dış dünyayı dikkate almak durumunda kalmıştır. Sosyo-kültürel globalleşme, demokrasi, insan hakları, çevrenin korunması, uyuşturucu, AIDS ve terörizmle mücadele gibi bütün insanlığı ilgilendiren konularda ülkelerin ortak bir anlayışa ulaşmalarını ifade etmektedir. Demokrasi, insan hakları, piyasa ekonomisi, özgürlük gibi kavramlar artık tüm ülkelerin gündemine girmiştir. Öte yandan; çevre kirliliği, uyuşturucu ticareti, AIDS, terörizm ve organize suçlar gibi sorunların ülke boyutlarını aşması ve bütün insanlık için bir tehdit oluşturması bütün ülkeleri ortak hareket etmeye zorlamaktadır. Sosyo-kültürel globalleşme ile ülkeler, birbirlerini kültürlerini daha yakından tanımakta ve bu da uzun dönemde dünya barışına katkıda bulunabilecektir. Sosyo-kültürel globalleşme, batı kültürünü ön plana çıkarmakta ve bu kültürün diğer ülkelere yayılmasına ortam hazırlamaktadır. Başta demokrasi, insan hakları, piyasa ekonomisi gibi batılı değerler bütün dünyaya yayılmaktadır. Bütün bunların yanında batılı ülkelerin damak tadından tutunuz da giyim kuşamına kadar geniş bir yelpazedeki zevk ve tercihler giderek homojenleşmektedir. Kaynak: C.C.Aktan ve H.Şen, Globalleşme, Ekonomik Kriz ve Türkiye, Ankara: TOSYÖV Yayınları, 1999. adlı kitaptan alıntı. |
|
| Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi) | кємαℓιѕтüяк (12-05-08), Marcus T.CICERO (11-05-08) |
| | #3 |
| Yard. Doçent ![]()
Mesajlar: 1.242
Teşekkür etti: 990
Teşekkür edildi: 1.065
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:10757 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ekonomik güç ve globalleşmenin nimetlerinden faydalanabilmek için kapital ekonomiye son derece muhtacız. |
|
| Mesaja teşekkür eden: | кємαℓιѕтüяк (12-05-08) |
| | #4 |
| Doçent Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 2.342
Teşekkür etti: 354
Teşekkür edildi: 1.127
Forum Gücü: 23 Forum Puanı:6217 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bence yeni bir konu acildigi zaman, konu ile ilgili objektif bilgiler verilmeli acilista subjektif degerlendirmeler yapilarak tartismacilar yönlendirilmeye calisilmamalidir. Demek istedigim, globallesmenin tanimini acilista verebilirsiniz, olgulari da ortaya koyabilirsiniz, ancak bakin iste bu cok iyidir yada kötüdür seklindeki kendi sahsi degerlendirmelerinizi konu akisi icinde yapmaniz daha dogru ve tarafsiz bir konu acilisi olur diye düsünüyorum. |
|
| | #5 |
| Rektör Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 6.791
Teşekkür etti: 2.950
Teşekkür edildi: 3.512
Forum Gücü: 93 Forum Puanı:31215 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
çok uluslu şirketler, gittiği ülkelere, orjini olduğu ülkenin kültürünü, dünya görüşünü, dilini, kısacası sahibi olduğu değerleride getirir. bakınız; mc donals, coca cola. ve günümüz dünyasında ülkelerin başka ülkelerin kültür, dil vesaire emperyalizmlerden korunması için bu şirketleri ülkelerine sokmaması lazımdır. ama günümüz dünyasında bu zor bir olaydır. içe dönük ekonomiler yavaş yavaş çöktüler ve dışa açılmaya başladılar. soğuk sava sonrasında bu dahada hızlandı. ve dünyada güçlü konuma gelebilmek için ülke ekonomisinde lokomotif rol üstlenecek çok uluslu şirketler bulunmalıdır.
İtle yaşayanın arkadaşı it, çakalla yaşayanın arkadaşı çakal olur, terbiyesizler arasında yaşayanlarda terbiye aranmaz... Bir taş at. Bir yumruk yükselt. Şehitleri an. Hakikati söyle. Tarihine sahip çık. Bir slogan at. Hainlerle hesaplaş... |
|
| | #6 |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 565
Teşekkür etti: 376
Teşekkür edildi: 614
Forum Gücü: 12 Forum Puanı:3065 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | gücü eline geçiren kulannıyor yani ekonomik olarak güçlü olan zayıf halkı ezmeye devam ediyor.. |
|
| | #7 |
| Profesör Figüranlar ![]()
Mesajlar: 4.080
Teşekkür etti: 1.643
Teşekkür edildi: 1.755
Forum Gücü: 59 Forum Puanı:22372 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bir sistemi bozmak istiyorsan o sistem hakkında cok iyi bilgi sahibi olmalı belki sistem kuruculardan dahada iyi olmalısınki o sistemi bozabilesin yada ondan sen daha fazla faydalanabilesin bu durumda eger kapitalist sistemi iyi bilmek uygulamak (uygulamak derken içeride kandi halkınada uygula demiyorum ); globalleşmek gerekiyosa globalleşebilmeliyizde tabi bunu bizi yoneten hükümetlerin aa bak bu hakket guzelmiş kendi halkımıza da uygulayalım hevesi icerisinde olmadan yada Halkının refahı için diger ülkelere uygulayabilmesinde bir sakınca gormuyorum .. yok kapitalist duzenin ne bileyim ne uygulayayım dersen o zaman oyle bir sistem geliştirebilmeliyiz ki bu sistemi yok etsin ..Hatta ulke icerisinde değil dunyada bir refah duzeyi uygulansın .. Aslında tüm insanlıgın tek temennisi bu olsa neden olmasın .. Saygılar.. Doğruyu bulmak zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur. Yalnız ben Yalnızlıklar komedisinin üçüncü perdesinde Figüran olmuşum geceye... |
|
![]() |
| Tags |
| dünya, ekonomi, türkiye |
| Konu Seçenekleri | |
| |