| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
![]() ![]() Forumda uzman | Mali kural konusunda kafa karışıklığı yok ANKA Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, bütçe açığının, faiz dışı fazlanın ve kamu borç stokunun GSYH’ye oranının birinin ya da birlikte esas alınması ile mali kural belirleneceğini söyledi. Ekren, “Mali kural konusunda kafa karışıklığı yok. Bu konuda karar olmadığı için mali kural açıklanmamış değil, yalnızca teknik çalışmalar sürüyor. Borç stoku ve bütçe açığına oranda örtülü bir mali kuralı da zaten uyguladık” dedi. Ekren, ekonomi muhabirleri ile düzenlediği sohbet toplantısında Orta Vadeli Programı anlattı. Ekren, GAP başta olmak üzere yatırımlara kaynak aktarılması amacıyla faiz dışı fazlada gevşemeye gidilmesini değinirken, “Faiz dışı fazlada ortaya çıkan esnekliğin bilinmeyen yerlerde kullanılma ihtimali yok. GAP, KOP (Konya Ovaları Projesi), DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi) gibi yatırımlara harcanacak” dedi. Orta Vadeli Program çerçevesinde mali kurala ilişkin teknik çalışmanın tamamlanacağını ifade eden Ekren, bütçe açığının, faiz dışı fazlanın, kamu borç stokunun GSYH’ye oranının biri ya da birlikte oluşturulacak bir bütünün mali kuralda esas alınacağını, hangisinin oluşturulacak sepette ağırlıklı olacağına karar verileceğini anlattı. ÖRTÜLÜ MALİ KURAL UYGULANIYOR AB ülkelerinde uygulanan mali kuralda kamu borç stokunun ve bütçe açığının GSYH’ye oranının alındığını belirten Ekren, Türkiye’nin Maastricht kriterleri olan bu kıstaslarda AB ortalamasının altına düştüğünü ifade etti. Kamu borç stokunun GSYH’ye oranının AB ortalamasında yüzde 60, Türkiye’de ise yüzde 38 olduğunu, yüzde 33’e düşeceğini kaydeden Ekren, bütçe açığının GSYH’ye oranının da AB ortalamasında negatif yüzde 3, Türkiye’de negatif yüzde 2 olduğunu söyledi. Ekren, “Bu veriler gösteriyor ki örtülü bir mali kuralı zaten uygulamışız. Mali kural konusunda bir kafa karışıklığı yok” dedi. Mali disiplinin olmazsa olmaz olduğunu, çıpa uygulamasının gerekli olduğunu vurgulayan Ekren, yatırım hariç kamu harcamaları gibi çıpaların da söz konusu olabileceğini ifade etti. Mali kuralın içeriğinin dünyanın her yerinde aynı olduğunu, söz konusu üç kriter dışında mali kural olmadığını kaydeden Ekren, “Türkiye zaten mali kuralı uyguluyor, bütçe bunu gösteriyor. Mali kuralda üç kriterlerden ikisi AB, biri de IMF programı dolayısıyla uygulanıyor. Çıpa ise ayrı. Neyin çıpa olacağını ülke ekonomisinin en kritik ihtiyacının ne olduğu belirler” diye konuştu. KRİZLE SERMAYEYE AÇ KURUMLAR VE PİYASALAR OLUŞTU Küresel krize de değinen Ekren, ortaya çıkan sonuçları anlattı. Ulusal ve finansal sistemlerin ve ekonomik yapıların yeni mimarisi üzerinde durulduğunu kaydeden Ekren, sub-prime mortgage zararları toplamının 23 Temmuz itibariyle 467,1 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekti. “Mükemmel fırtına” olarak adlandırılan krizin “kasırga”ya dönüştüğünü belirten Ekren, gelinen noktada enflasyon ve büyümede yukarıya doğru düzeltme olacağını öngördü. Bundan sonra, ABD büyüme modeli ve dinamiklerinin, ekonomik birimlerin davranışlarının daha yakından izlenmesi gerektiğini ifade eden Ekren, “Ulusal ve küresel piyasaların finans sistemlerinin dinamikleri de daha dikkatli şekilde takip edilmelidir” dedi. Sermaye ihtiyacının yükseldiğini, sermayeye aç finans piyasalarının ve kurumların oluştuğunu bildiren Ekren, şunları kaydetti: “Ekonomilerin temel parasal büyüklüklere yaklaşımları rekabetçi devalüasyon süreçlerine ortam hazırlayabilir. Sentetik ürüne sahip kurumların finansal tablo kalitesi daha belirsizlik içermektedir, bunlar açıklandığında gerçek durum görülecektir. Bazı ülkeler içe kapanarak bozulan dengelerini onarmayı tercih etmektedir. Ekonomi yönetimleri ve ekonomik birimler güven ve kredibilite oyunu ile karşı karşıya bulunmaktadır. Kuralların, dengelerin her ikisinin değişim ihtimali gözden kaçırılmamalıdır.” ![]() Ölüm...Ölüm dedigin nedirki gülüm ben senin icin yasamayi göze almisim!!!!! |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |