| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Doçent ![]() | Sonsuzluk Yolculuğundan Özet Sözler * Asıl var olan gizli Allah; maddi yokluktan gelense aşikar evrendir. * Bu evrenin her köşesi gizli Ressamın fırçasından çıkan muhteşem bir şaheserdir. * Doğanın içi dışı kadar engin; her atom Samanyolu galaksisi gibi muhteşemdir. * Durağan görünen bedenlerimizin temeli, ışık hızında yaşanan dalga akışlarıdır. * Evren kendi içlerinde dengeli tutulan soyut işleyiş daireleriyle sarmalanmıştır. * Evren yoktu; aniden varlığa çıkarıldı genişletildi; yoğrulup şekillendi. * Evrenin derinlerindeki nur enerjisi evrene daha fazla aksaydı, her şey eriyip yok olurdu. * Evrenin enerji temeli Yaratıcının Nur isminin gölgesidir. * Evrenin paralel ülkeleri hem birbirine bağlı, hem de birbirinden ayrıdır. * Evrenin üst nur katlarındakilerin hızı, alt katları kısa sürede dolaşmalarına izin verir. * Evrenler iç içe farklı boyutlarda yaşadıkları halde, hiç biri diğerini engellemez. * Evrensel uyum, saatin çarklarından hassastır. * Farklı nur (ışık) düzeylerinden yaratılan paralel evrenlerin iç içe dizildiklerini düşünüyorum. * Gerçek tanecikler sezilgen türlü yapılara dönüştürülseydi, her şey aynı anda ve aynı yerde yaşardı. * Gerçek ve hayalî evrenler; hacimli ve hacimsiz maddeler aynı alanları paylaşıyorlar. * Huzurlu coşku, sonsuzlukla barışık gelişim arayışının eseridir. * Işık hızını aşan cisimleri algılayamadığımız sürece, teleskoplarımız cennetleri göremezler. * İnsan için Yaratıcısını keşfetmesinden daha üstün bir yükseliş yoktur. * İnsan nasıl bir damladan çıkmışsa, evren de öyle bir damladan yaratılmıştır. * Kimiz biz; nereden geldik, nereye gidiyoruz? Bu muhteşem hayatın sebebi nedir? * Kokular, tatlar, sesler; gördüğümüz ve bildiğimiz her şey, aynı tek şeyden yaratıldılar. * Madde bir tür hayaldir; mekansızlıktan üretilen mekan, maddi vücutsuzluktan geliştirilen somut vücuttur. * Madde görünümündeki vücudun temel kaynağı nurdur. * Madde tanecikleri, hacimsiz dalgalardan doğar. * Maddenin varlığa çıkış kaynağında madde türünden bir sebep bulunamaz. * Melek bilinçleri doğa yasalarının sürüklediğini sandığımız olayların ardında gizlidirler. * Melekler sadece iyilik isteyebilirler; ilâhî emrin aksine davranamazlar. * Meleklerin, cinlerin ve berzahtaki ölülerin evrenleri, iç içe geçirilmiş paralel boyutlardan oluşur. * Nur isminin gölgesinden gelen vücutlarımız, ilâhî isimlerin elinde şekilden şekle girer. * Nurla bağı kopsa, evren yok olur. * Ruh maddi vücutsuz bilinçtir; Yaratan onu nereye baktırırsa orayı görür. * Ruhlar maddî bedenlere mahkumiyetten kurtulsalardı; zamanın dışına çıkarlardı. * Sesin sözün, dağın taşın ardında sevimli melek ruhları gizlenir. * Sonsuz Kudret, şekilsiz boyutsuzluktan şekilli, biçimli evren yaratır. * Var oluşumuzun gizemini, tek bir kitabın bütünleştirici anlatımında keşfedeceksiniz. * Yaratan için geçmiş, şu an ve gelecek yoktur; tarihi ezelî zamansızlıktan görür. * Yaratan öyle bir kudret ki, soyut gerçeklikten maddi gerçeklikler çıkarıyor. * Yaratan zatıyla hiçbir yerde; isimlerinin ve kudretinin gölgeleri itibariyle uzay/zamanın her yerindedir. * Yaratan, zamanın geçmişinde veya geleceğinde değil, üzerinde ötesinde ve dışındadır. * Yaratan, çekirdeği ağaca nasıl çevirmişse, temelindeki zerreden evreni de öyle dönüştürmüştür. * Yaratan, evrene yaydığı vücutların her zerresine farklı bilinçler ve ruhlar sunmuştur. * Yaratanın kurallarıyla yapmasını görmeyenler, hayalî doğa yasalarını yaratıcı sanıyorlar. * Yerlerle gökler arasında aralıksız mesaj iniş çıkışları yaşanır. * Sonsuzluk yolculuğunun geriye dönüşü yoktur; yola çıktık ve son menzile değin ilerleyeceğiz. * İlâhî mesaj evrenin tümünü birden kuşatır; herkes kendisine yönelen hitabı hisseder. * Toprağın ruhu, isyan edebileceğini düşündüğü insana bedeninden elbise dikilmesinden ürperdi. * İnsan, bedeni, ruhu, aklı, kalbi ve potansiyel yetenekleriyle, evrendeki en yüksek donanımlı canlıdır. * Anne-babalardan nesiller halinde doğmadan önce, elest yurdunda varlığa çıktık. * Cinsiyetlerin nesiller üzerinden yaratılması muhteşem bir planlamanın eseridir. * Bizi diğer canlılardan ayırıp insanlaştıran ruhsal temeli elest yurdunda kazandık . * Gelişebilir yaratılan tek canlı insandır. Diğerleri yerlerinde sayarken insan sürekli gelişiyor. * İnsanın asıl kimliği, olmak istediğidir. Herkes eninde sonunda hedeflediği yolun sonuna varır. * Vücut sistemimize nasıl yönetileceği, ruhumuza da nasıl yöneteceği öğretilmiştir. * Gerçek kulluk niyetlerden, niyetler de sınanmalardan anlaşılır. * Kibir tüm kötülüklerin odağındadır: Kıskançlık, öfke, kin, üzüntü, karamsarlık ve ümitsizlik üretir. * Kudret ve değer ilâhî kattandır. Önemli ve güçlü olmanın yolu, yaratana yaklaşabilmekten geçer. * Yaratanın en uzağındakiler, hayatlarını Yaratandan uzaklaştırmaya adayanlardır. * En tehlikeli düşmanımız içimizde gizlenip bize kötülükleri sevdirmeye çırpınan nefsimizdir. * İlâhî huzurda kimse başkasının suçuyla cezalandırılmaz; herkese kazandığının karşılığı verilir. * Sonsuzluk boyunca, Yaratıcımızdan başka bir gerçek güvenlik kapısı bulamayacağız. * Elest yurdunda kabir alemine benzer bir tür ruhanî hayata sahiptik. * Vücudumuzda kullanılan maddeler, yıldız yangınlarında yoğrularak üretilmiştir. * Milyarlarca yıl boyunca dünya ekolojisi insan bedeni için hazırlanıyordu. * Elest yurdunda bekletilen ruhsal temellerimiz, atalarımız üzerinden dünyaya taşınıyor. * Zorluklara direnme ve vefa gibi bütün yetenekleri hayatımızın akışı içerisinde geliştireceğiz. * İlk insandan beri binlerce rehber bizi Yaratıcının esenlik yurduna çağırıyor. * Ruhsal eğitimi önceden almasaydık, etten ve kemikten heykeller gibi doğacaktık. * Ruh, insana ait eğitimli bir üstünlüktür; sineğin, yılanın, böceğin bünyesinde barınamaz. * Elestten eğitimli geliyoruz; ama o cesetsiz evrende, somut bir dağ, yağmur veya rüzgar görmedik. * Her kim sessizliğe çekilip vicdanını dinlese, “senin bir yaratıcın var” fısıltılarını duyacaktır. * En vahşi cinayet, suçlu bir devletin masum vatandaşını din adına öldürmektir. * Bizi cehennemden kurtarmak isteyen Yaratıcının iradesini destek-liyor muyuz? * Huzurumuzun temelinde iyiliklerimiz, karamsarlığımızın temelinde kötülüklerimiz gizlenir. * Kader kimi daha zor şartlarla sınarsa, ona daha yüksek bir şeref hazırlanmış demektir. * Dünyaya gönül verenler kalplerini topraktan suretlere tepsi içinde sunuyorlar. * Durağanlık, monotonluk ve tembellik üretir. * Aralıklarla gelen zorluklarımız dirilticidir. * Önemsiz eseflenmelere takılırsanız, açları, hastaları, kimsesizleri ve erken ölenleri hatırlayın. * Gönlündeki sevgisi karşılığında Allah Hz. İbrahim’e (as) “dostum” demiştir. * Yaratıcının güzelliğini bilmek isteyen, dağlara vadilere, çiçeklere, böceklere, yüzlere gözlere baksın. * Yaratanın sanatını keşfetme arayışıyla doğaya açılandan daha mutlusu yoktur. * Hayatın geçit töreninde her canlı rolünü güzelliklerle sunup gidiyor. * Doğaya serpilen güzellik ve düzen, algılayabilen akıl ve gönülleri şaşkına çevirir. * Şükür dostlukların kapısıdır. Şükreden kalbi meleklerin ilhamı kuşatır. * Yüksek ahlak anlama, güvenlik ve arzulama ihtiyacının dengede kullanımında gizlidir. * Cennet güzel ahlâkla kazanılacaksa, insan için ahlâktan yüksek bir yetenek yok demektir. * Kibir bir kalbi ne kadar kuşatmışsa, kötü vasıflar çevresini o kadar sarmış demektir. * Kötülükler tuzaklarını kurmuşlar; yoldan geçenlerin avlanmasını bekliyorlar. * Allah sevgisi, Allah’ın sevdiği şekilde yaşama çabasının eseridir. * Cinsel hazinelerini rasgele ve disiplinsiz kullananlar, mutsuzluğa mahkumdurlar. * Temizlik çöplükte korunamadığı gibi, sevgi de şükürsüz gönüllerde barınamaz. * Hayal kırıklığına uğramayan dünyevî aşık yoktur. Çünkü aşk cennet için yaratılmıştır. * İdealler uğrundaki çalışkanlıklar, bedensel ihtiyaçları gölgeleyip unutturacaktır. * Eşiyle geçinemeyen toplumla geçinemez. * Ailesini yönetemeyen toplumu yönetemez. * İyilik yapmak istediğinizde, şeytan şirinleşip gönlünüze girer de, tatlı dilli hatip kesilir. * İbadetsizin iyiliği, Yaratıcıyla dostluk kurmaya çalışmayanın iyiliğidir. * Yaratanla barışık olmayan, O’nun evreninde huzurlu yaşayamaz. * İbadet, hayatın yoruculuğundan sıyrılmak; ilâhî huzura yönelip güven tazelemektir. * İbadet insan gönlünü yosun tutmuş ıssız harabelere dönmekten kurtarır. * Ölüm ruhun cesetten ayrılmasıysa, bedensel ölümsüzlük ölümü önleyemez. * Hep genç yaşamayı başarabiliriz; ama ölümü yok edebilir miyiz? * Dünyevî beden peşin bir ilâhî takdir; sonraki bedenlerse, yaptıklarımızın karşılığındaki lütuflar olacaktır. * Dua, iyilik ve selâmlarınız, öteki dünyadaki dostlarınız için huzur ve esenlik vesilesidirler. * Dünyadakilere faydasız, ahirettekilere hayırsız olacak derecede bencilliğe batana acınır. * Ölülerin bizden yalvarırcasına dua isteyişlerini duyabilseydik, dünyada yaşamaya dayanamazdık. * Atalarını Unutmayanı, Allah meleklere ve nesillerine unutturmaz. * Soğuk bir kış sabahında ormana bakın: Çiçekler, böcekler, kelebekler, yapraklar neredeler? * Acıyı, zevki duyan ve tadan ruhtur; penceresi nereden açılırsa, evrene oradan bakar. * Ölüme yakın deneyimler, dünya ötesi boyuta ilişkin izlenimler kazandırıyor. * Cesedinden bu evreni gören ruhumuz, ölüm sonrasında öteki evreni görecektir. * İyiliğe adananlar için dünyanın sonrası mutluluk doludur. * Ruhumuz ölümsüz bir gezgindir; gittiği ülkelerde yaşamayı sürdürecektir. * Kazanıp ürettiklerimiz dünyada kalır da, gönüllerde bıraktığımız izlerle ötelere gideriz. * Sonsuzluk yolcusu, bilgi ve ahlâk birikiminden yetinmez; esrarı keşfetmenin hasretindedir. * Dünya sonsuzluğun tarlasıdır; bu yüzden dünyayı, çalışıp üreterek iyilik yaparak doldurmalıyız. * Dünyanın şehirlerinde, konup göçen kuşlara benzeyen misafir bilinciyle yürümeliyiz. * Ölümü görüp geleceğinizi düşünüyorsanız, Yaratanın rehberliği yardımcınız olacaktır. * Allah’ı sevenler için, ölümün dünya tarafı ürpertse de, ahiret tarafı coşkularla doldurulmuştur. * İnsan doğumla nasıl bir genişliğe açılmışsa, mümin ölümle öyle bir özgürlüğe açılır. * Şehitlerin, velilerin ve bazı istisna insanların dünyayla bağlantısı güçlü biçimde devam eder. * Ruh görüşümüz yeterince özgürleşebilseydi, tarih sahnelerini hayal alemlerinden izleyebilirdik. Geçmişten adam hisse kaparmış...Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarih'i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı,tekerrür mü ederdi? MEHMET AKİF ERSOY |
|
| Mesaja teşekkür eden: | Pamuk* (10-08-08) |
| | #2 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 2.783
Teşekkür etti: 1.133
Teşekkür edildi: 733
Forum Gücü: 37 Forum Puanı:12633 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ya ben bu yazarın sadece sevgi zekasını okuyabildim oda çok güzeldi bunuda ablam okumuştu çok beğenmişti sen okumuşmuydun bu kitabı Ne Mutlu Türküm Diyene |
|
| | #3 |
| Doçent ![]()
Mesajlar: 3.189
Teşekkür etti: 3.599
Teşekkür edildi: 2.369
Forum Gücü: 51 Forum Puanı:17400 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | elimde mevcut ama okumadım. Geçmişten adam hisse kaparmış...Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarih'i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı,tekerrür mü ederdi? MEHMET AKİF ERSOY |
|
| Mesaja teşekkür eden: | Pamuk* (10-08-08) |
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |