DownLoaduc
Zamansız Tartışma Platform  Eğitim  Forum Dersanesi
Cevapla
 
Konu Seçenekleri
Eski 23-01-07, 20:44 Çevrimdışı   #41
Yard. Doçent
Spor grubu
 
KÜBÜŞ - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.043
Teşekkür etti: 789
Teşekkür edildi: 997
RepForum Gücü: 25
Forum Puanı:7381
KÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmışKÜBÜŞ yememiş içmemiş konu açmış
Ruhsal Durumum:
Alıntı:
KÜBÜŞ´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
banada İstiklal marşı ve açıklaması lazım ama kuru kuru vermek istemiyorum bana değişik bişeyler lazım yardım eder misiniz??????
eee bekliyom hala şeker

....
Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...

Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül
  Alıntı ile Cevapla
Eski 25-01-07, 20:55 Çevrimdışı   #42
Yard. Doçent
 
Olimbera - ait Avatar
Genel Mesajlar: 1.604
Teşekkür etti: 1.096
Teşekkür edildi: 1.188
RepForum Gücü: 25
Forum Puanı:7117
Olimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmışOlimbera yememiş içmemiş konu açmış
peyami safa nın YALNINIZ romanının özetini arıyorum????

kalbinde belirsiz bir yolun kuşkusu
titrek sesinde umutların avuntusu
bir mendil eski bir resim bulduğum
tahta masasında bilmeden unuttuğu

gözyasları doldurmus giderken boslugu
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-01-07, 13:35 Çevrimdışı   #43


S.mod denetleyicisi
 
Smyrna - ait Avatar
Genel Mesajlar: 11.008
Teşekkür etti: 2.621
Teşekkür edildi: 7.227
RepForum Gücü: 206
Forum Puanı:82398
Smyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Döküman

Alıntı:
KÜBÜŞ´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
banada İstiklal marşı ve açıklaması lazım ama kuru kuru vermek istemiyorum bana değişik bişeyler lazım yardım eder misiniz??????

Buyur...


ÖZER ŞENÖDEYİCİ
iSTiKLAL MARŞI ve AÇIKLAMASI


Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Şair birinci dörtlükte şafaklarda dalgalanan kırmızı sancağın asla inmeyeceğini söylüyor ve Türk milletine bu inancını, “korkma!” diyerek belirtiyor. 1. dizedeki “yüzen” kelimesi “dalgalanan” karşılığında kullanılmıştır. Şair, bayrağın, yurdumuzun üstünde tüten en son ocağın söndüğü ana kadar dalgalanışına devam edeceğini söylerken, Türk milletinin son ferdine kadar bayrağını ve onun ifade ettiği değerleri yaşatacağını dile getiriyor. Son vatan evladı kalana kadar hürriyet mücadelesi devam edecektir. Halk arasında şöyle bir inanç vardır: Yaşayan her varlığın gökte bir yıldızı bulunmaktadır. O canlı öldüğünde gökteki yıldızı da söner, kayıp gider. Türk milletinin yıldızı ise bayrağında bulunan yıldızdır. Şairimiz, milletimize ait o yıldızın asla gökten inmeyeceğini, daima parlayacağını ifade etmiş. Türk milleti, yaşamaya devam edecektir. Ona ait yıldız gökte baki kalırken, sönük, silik olmayacaktır; parlayarak, temsil ettiği değerlerin yüceliğini haykıracaktır.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

2. dörtlükte bayrak, nazlı bir hilale benzetilmiştir. Göklerde nazlı bir güzel gibi salınmaktadır. Ancak, bayrak Türk milletine kızgındır; kaşlarını çatmıştır. Çünkü büyük bir milletin bayrağı olarak bağımsızlığı istemektedir. İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönem göz önüne alındığında, bayrağa yüklenen bu ruh hali anlaşılabilir. İstiklal bir an önce kazanılmalıdır ve ay yıldız göklerde özgürce dalgalanmalıdır. Hilalin çatılmış bir kaşa benzetilmesi, aynı zamanda şekilsel bir ilişkiyi de düşündürür. Yıldız göz olarak kabul edilirse, hilal de onun üzerinde çatılmış bir kaşı andırır. Ayrıca “hilal” kelimesi ile ad aktarması yapılmıştır. Hilal, bayrağın bir parçasıdır. Parça söylenerek, o parçanın ait olduğu bütün kast edilmiştir. Şair, bayrağından milletine kızmamasını istiyor. Yoksa onun uğruna dökülen kanların kendisine helal olmayacağını söylüyor. Bayrağın rengi şehitlerin kanlarından gelmektedir. Hatta kan üzerine düşen ay ve yıldız imgesinin kaynağı “Dandanakan Savaşı (1040)”na kadar götürülür. Son dizede şair, bağımsızlığın Türk milletinin tabii bir hakkı olduğunu söylüyor. Türkler, tarihin eski çağlarından beri özgür yaşamışlar, asla başka milletlerin egemenliği altına girmemişlerdir. Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü tarihlerde Türklüğün son kalesi olan Anadolu coğrafyası tehdit altındadır. Şair, içinde bulunulan kötü şartlara rağmen, bağımsızlık adına verilen mücadelenin başarıya ulaşacağından, her Türk evladı gibi, emindir.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Şair, 3. Dörtlükte ezelden beri bağımsız yaşamış bir milletin ferdi olduğunu vurguluyor. “Ben” zamiri etrafında Türk milletinin tarihi seyri içinde yaşamış ve yaşamakta olan bütün fertlerinin duyguları dile getirilmektedir. Tarihin en eski zamanlarından beri özgür yaşamayı başarabilmiş ve bunu bir karakter özelliği haline getirmiş bir milletin bağımsızlığına ancak çıldırmış olanlar göz dikebilir. Şairin hürriyet aşkını elinden almaya, onu zincire vurmaya kalkanlar, akıl dışı bir işin peşinde koşmaktadırlar. Bağımsız yaşamayı bir karakter haline getiren Türk milleti, özgürlüğünü elinden almak isteyenlere karşı kükremiş bir sel gibidir. Karşısına çıkan setler aşılmaz gibi görünse de onları ezip geçer. Özgürlüğün verdiği coşkunluk öylesine şiddetlidir ki, bu coşkunluk dağları yırtar, enginlere sığmaz.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?


Şair, 4. Dörtlükte bağımsızlık için mücadele veren milletine seslenmektedir. Batı ufuklarından gelen amansız saldırı her ne kadar teknik açıdan üstünse de; üstün silahlara karşı şairin elinde inanç dolu insanların imanları kadar sağlam sınırları vardır. Bu sınırlar, canlarını idealleri uğruna hiç düşünmeyerek feda edenler tarafından korunmaktadır. Bir yanda inançlı insanlar, diğer yanda ise çelik kadar güçlü ancak bir o kadar da soğuk bir duvar... Zafere olan inanç asla mücadeleyi bırakmaz ve sonunda istediğini elde eder. Nitekim “Milli Mücadele”mizde böyle olmuştur. Dörtlükte “medeniyet”, tek dişi kalmış bir canavara benzetilmiştir. Elinde teknik üstünlük barındıran ancak ruhtan mahrum olan bu canavar, şairin ve onun gibi bağımsızlığı için mücadele veren insanların cesaretini kıramamalıdır. Medeniyet maskesi altındaki canavar, ulurcasına haykırıp gözdağı vermeye çalışmaktadır. Ancak şair, bu ulumanın bağımsızlığa inanmış milletini yıldırmayacağından son derece emindir. Çünkü gerçekte bu canavar korkutacak bir güce bile sahip değildir. Kalan tek dişiyle, koparamayacağı bir lokmaya göz dikmiştir ki bu lokma Türk milletinin egemenliğidir.

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şair 5. Dörtlükte bağımsızlık için savaşan vatan evlatlarına sesleniyor. Onlardan, ne pahasına olursa olsun alçakların kutsal olan vatan topraklarına girmelerine engel olmalarını istiyor. Türk topraklarına yapılan haksız ve edepsiz saldırının durması için, onlardan gerekirse gövdelerini siper etmelerini istiyor. Böyle yaptıkları taktirde Tanrı’nın onlara vaat ettiği özgür günler gelecektir. Hatta zafere o kadar yaklaşılmıştır ki vaat edilen bu günler gelmek üzeredir. Bağımsızlık adına verilen mücadele başarıya yaklaşmıştır. Burada İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemde milli mücadelenin hala devam ettiğini ve cephede savaşın hala sürdüğünü göz önünde bulundurmak gerekir.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Şair bu dörtlükte bağımsızlık için mücadele veren vatan evlatlarına seslenmeye devam ediyor. Onların, uğruna canlarını feda ettikleri toprakların kutsallığından bahsediyor. Bu toprakları vatan haline getiren şehitlerin emanetine zeval getirmemelerini istiyor. Hiçbir toprak parçası, uğruna kan dökülmeden “vatan” haline gelemez. Türkler de üzerinde yaşadıkları topraklar için çok kan akıtmış, çok can vermişlerdir. Öyle ki her karış toprağın mayasına şehit kanı karışmıştır. İstiklal Marşı’nın yazıldığı milli mücadele döneminde bağımsızlık için savaşanlar, kimi zaman kefensiz ve isimsizce gömülen şehitlerin torunlarıdır. Atalarının emanetini dünyayı verseler değiştirmemelidirler. Ne olursa olsun vatan topraklarına düşman ayağı bastırılmamalıdır.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Şair 7. dörtlükte seslenişine devam ediyor. Bu vatan cennet kadar güzeldir. Onun uğruna can feda etmek kadar doğal bir şey olamaz. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmıştır; şair bu durumu heyecanın doğurduğu bir mübalağa ile “toprağı sıksan şehitler fışkıracak” diyerek dile getirmiş. Şair son iki dizede Tanrı’ya yalvarıyor. Her şeyini kaybetse de vatanından asla vazgeçemeyeceğini söylüyor. Şair, Tanrı’dan canını, sevdiğini ve bütün varlığını almasını; ancak kendisini vatanından ayırmamasını istiyor. Her sevgiden üstün tuttuğu vatan sevgisini bu şekilde dile getiriyor. Eskiler, vatan sevgisinin imandan geldiğini söylemişler, vatan olarak kabul edilen toprakların kutsallığından şüphe duymamışlardır.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.


8. dörtlükte, Tanrı’ya yalvarış devam ediyor. Şairin Tanrı’dan tek bir isteği vardır. İbadet edilen yerlere, yabancıların elleri değmemelidir. Türkler, Anadolu coğrafyasında yaşadıkları bin sene zarfında dinlerinin gereği olarak mabetler inşa etmişler, birlik ve beraberliklerini uzun müddet bu ibadethanelerde pekiştirmişlerdir. Türk milleti, bağımsızlık mücadelesini bir başka medeniyet dairesine mensup devletlere karşı yürütürken birlik ve beraberliği temsil etmesi amacıyla şairimizin, dini motifleri ön plana çıkarması doğaldır. Çünkü, bağımsızlık adına yapılan savaşların, manevi bir temeli de vardır. Bu sebeple, asırlarca mabetlerde okunan ve dinin temeli olan “ezan” motifi ön plana çıkarılmış ve ezan seslerinin sonsuza kadar yurdun üstünde inlemesi temenni edilmiş.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.


Şair, 9. Dörtlükte, ettiği duaların kabul olarak milletinin bağımsızlığa ulaştığı anda nasıl mutlu olacağını bir şehidin ağzından dile getiriyor: Eğer mezarının baş ucunda bir mezar taşı olursa, bu taş bile onun minnetinin bir ifadesi olarak secdeye varacaktır. Şair, burada savaş meydanlarında ölenlerin, kimi zaman isimsiz, mezar taşsız, törensiz ve sessiz sedasız toprağa verildiklerine dikkati çekiyor. Aynı coşkunluğun bir neticesi olarak şehit, yaralarından kanlara boşalmak suretiyle manevi bir şeklide arşa kadar yükselecektir. Halk inancına göre, göğün en yüksek ve en kutsal yeri “arş” adı verilen manevi katmandır. Burada şair, bağımsızlık için can verenlerin sabırsızlıkla, amaçladıkları sonucu beklediklerini belirtmek istemiş. Verilen mücadele, başarıyla sonuçlandığı zaman şehitler boşuna ölmüş olmayacaklardır.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Son beş dizede şair, tekrar, bayrağına sesleniyor. Bayrak tıpkı kırmızı şafaklar gibi dalgalanmalıdır. Onun uğruna dökülen kanlar heba olmamalıdır, verilen canlar boşa çıkmamalıdır. O, kırmızı ve engin şafaklarda milletinin özgürlük sembolü olarak dalgalandığında şehit kanları kendisine helal olacaktır. Şairin bayrağı ve milleti sonsuza kadar çöküş, yıkılış yaşamayacaktır. Çünkü hürriyet, ezelden beri hür yaşamış bir bayrağın en doğal hakkıdır. Aynı şekilde, Hakk’a tapan Türk milleti de bağımsızlığı tabii bir hak olarak yaşamalıdır. İnanmak ve inancını yaşamak da özgür olmayı gerektirir.





Sınırsız DownLoaD... Müzik & Film & Oyun & Program



" Beklemeyiniz... / Yönlendirmeyiniz... / Eleştirmeyiniz..."
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-01-07, 13:49 Çevrimdışı   #44


S.mod denetleyicisi
 
Smyrna - ait Avatar
Genel Mesajlar: 11.008
Teşekkür etti: 2.621
Teşekkür edildi: 7.227
RepForum Gücü: 206
Forum Puanı:82398
Smyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazSmyrna tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Döküman

Alıntı:
SeKeR´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
arkadaşlar kuzenim rica ettii fizik dinamikle ilgili proje ödevi varmıs bir el atıverin

KONUM VE YERDEĞİŞTİRME

Konum bir hareketlinin sabit bir noktaya göre belirtilen vektörel uzaklığıdır.


Şekildeki topun ilk konumu -10 m dir. Daha sonra top sağa doğru hareket edip ikinci konumuna yani +15 m ye gelmiştir.

yerdeğiştirme=son konum - ilk konum
Şekildeki topun yerdeğiştirmesi = +15 - (-10) = +25 metredir.





SABİT HIZ



Sabit hızlı harekette hareketlinin hızı zamanla değişmez. Yukarıdaki animasyonda araç t=0 anında 5 m konumundadır ve saniyede 5m yol almaktadır. Yani hızı 5m/s dir. Aracın t=3 s anındaki konumu, aracın kronometre 3 s yi gösterdiği anda bulunduğu noktadır. t=3 s anıdaki konum 20 m dir.
Hız ise ........... bağıntısı ile bulunur.
Formülden yararlanarak aracın hızını hesaplayalım: 4 s ve 0 s aralığındaki değerleri baz alırsak;
bulunur.
Aracın hızı başka aralıktaki değerler baz alınarakta bulunabilir.


Hız-Zaman Grafiği
Yukarıdaki grafik hızları farklı iki aracın HIZ-ZAMAN grafiğini gösteriyor. Araçların hızlarının sabit olduğunu grafiklerin yatay çıkmasından anlayabiliriz. Mavi araç t = 0 s anında yaklaşık 4,5 m/s hız ile, kırmızı araç ise t = 4 s anında yaklaşık 20 m/s hız ile haraket ediyor.
Konum-Zaman Grafiği
Yukarıdaki animasyon sabit hızla ilerleyen iki aracın KONUM-ZAMAN grafiğini veriyor. Mavi aracın t = 0 anındaki konumu 20, kırmızı aracın t = 4 anındaki konumu 0 dır.

Artı Yönde Sabit Hızlı Hareket
Yukarıdaki hareketli artı seçilen yönde sabit hızla ilerlemektedir. Hareketin konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri sırasıyla verilmiştir.


Eksi Yönde Sabit Hızlı Hareket
Yukarıdaki hareketli eksi seçilen yönde sabit hızla ilerlemektedir. Hareketin konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri sırasıyla verilmiştir.

Konum- Zaman grafiğinin eğimi (yatayla yapılan +yönlü açının tanjantı) hareketlinin hızını verir.

Hız-Zaman grafiğinin alanı yerdeğiştirmeyi verir. Yukarıdaki grafikte t1- t2 zaman aralığındaki yerdeğiştirme taralı alan hesaplanarak bulunur.


BAĞIL HIZ

Bir hareketlinin başka bir hareketliye göre hızına bağıl hız denir. Otobüste hareket eden bir yolcu, trenin hızını yerde duran bir adamdan farklı algılar. Örneğin, trenle otobüs aynı yönde aynı hızla gidiyorsa, otobüsteki adam treni duruyor gibi görür. Dolayısıyla trenin otbüse göre hızı sıfırdır.
A hareketlisinin B hareketlisine göre hızı aşağıdaki formülden hesaplanır. Gözlemci B hareketlisidir.













SABİT İVMELİ HAREKET


Düzgün Hızlanan Doğrusal Hareket

Düzgün hızlanan doğrusal harekette hareketli hızını düzenli ve sürekli olarak arttırır. Duran bir arabanın harekete başlarken hızlanması veya hareket halindeyken gaza basarak hızını arttırması bu harekete örnektir.
Hızlanan ve sabit hızlı hareketlere örnek
Yukarıdaki animasyonda, mavi araba 10 m/s lik sabit hızla ilerlerken, kırmızı araba hızını 0 dan itibaren düzgün olarak artırıp, 12 m/s ye kadar çıkardıktan sonra sabit hızla ilerliyor. Kırmızı arabanın hızını 0 dan 12 ye 3 saniyede çıkardığı grafikten okunuyor. Onun için hızlanma ivmesi 4 m/s2 dir.
Artı yönde hızlanan hareket
Yukarıdaki grafikler + yöne hızlanarak hareket eden bir cisme aittir. Sırasıyla konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri verilmiştir. Cisim + yönde hareket ettiğinden hızın işareti herzaman + işaretli olur, yani hız-zaman grafiði 1. bölgededir ve konum-zaman grafiği yukarı doğru çıkan bir paraboldür.İvme -zaman grafiği ise + işaretli yatay bir çizgidir. Çünkü + yönde hızlanan hareketin ivmesi + işaretlidir ve ivme sabit olduğundan grafik yataydır.
Eksi yönde hızlanan hareket
Yukarıdaki grafikler - yöne hızlanarak hareket eden bir cisme aittir. Sırasıyla konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri verilmişir. Cisim - yönde hareket ettiğinden hızın işareti herzaman - işaretli olur, yani hız-zaman grafiği 4. bölgededir ve konum-zaman grafiği aşağıya doğru inen bir paraboldür.İvme -zaman grafiği ise - işaretli yatay bir çizgidir. Çünkü - yönde hızlanan hareketin ivmesi - işaretlidir ve ivme sabit olduğundan grafik yataydır.
simulasyon1 (ivmeyle ilgili java simulasyonu için tıklayınız)

Düzgün Yavaşlayan Doğrusal Hareket

Düzgün yavaşlayan doğrusal harekette hareketli hızını düzenli ve sürekli olarak azaltır. Hareket eden bir arabanın frene basarak hızını azaltması bu harekete örnektir.
Artı yönde yavaşlayan hareket
Yukarıdaki grafikler + yöne yavaşlayarak hareket eden bir cisme aittir. Sırasıyla konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri verilmiştir. Cisim + yönde hareket ettiğinden hızın işareti herzaman + işaretli olur, yani hız-zaman grafiği 1. bölgededir ve konum-zaman grafiği yukarıya doğru çıkan bir paraboldür.İvme -zaman grafiği ise - işaretli yatay bir çizgidir. Çünkü + yönde yavaşlayan hareketin ivmesi - işaretlidir ve ivme sabit olduğundan grafik yataydır.
Eksi yönde yavaşlayan hareket
Yukarıdaki grafikler - yöne yavaşlayarak hareket eden bir cisme aittir. Sırasıyla konum-zaman, hız-zaman, ivme-zaman grafikleri verilmiştir. Cisim - yönde hareket ettiğinden hızın işareti herzaman - işaretli olur, yani hız-zaman grafiği 4. bölgededir ve konum-zaman grafiği aşağıya doğru inen bir paraboldür.İvme -zaman grafiği ise + işaretli yatay bir çizgidir. Çünkü - yönde yavaşlayan hareketin ivmesi + işaretlidir ve ivme sabit olduğundan grafik yataydır.










İvme hesap makinesi.





Sınırsız DownLoaD... Müzik & Film & Oyun & Program



" Beklemeyiniz... / Yönlendirmeyiniz... / Eleştirmeyiniz..."
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-01-07, 14:13 Çevrimdışı   #45
Yard. Doçent
Kemalistler
 
UnDeaTh - ait Avatar
Genel Mesajlar: 1.929
Teşekkür etti: 214
Teşekkür edildi: 602
RepForum Gücü: 15
Forum Puanı:1701
UnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyorUnDeaTh çevresinde seviliyor
100 tane geometri açılar sorusu

Seni Seviyordum Ve Senin Haberin Yoktu

http://www.zamansiz.com/seni-seviyor....html?t=132776
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-01-07, 15:02 Çevrimdışı   #46
Stajyer
 
10cu - ait Avatar
Genel Mesajlar: 100
Teşekkür etti: 88
Teşekkür edildi: 21
RepForum Gücü: 6
Forum Puanı:58
10cu ara sıra gören oluyor
Ruhsal Durumum:
kahkaha

yazım, imla kuralları ve noktalama işaretleri yardım edermisiniz bulamadım internetten

they do not love that do not show their love...?

<a href="http://www.rapidshare.com" target="_blank"><img border="0" src="http://rapidshare.com/img/bannerhuge2.jpg" /></a>
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-01-07, 22:21 Çevrimdışı   #47
Yard. Doçent
Kemalistler
 
PsicoManiaCc - ait Avatar
Genel Mesajlar: 1.405
Teşekkür etti: 500
Teşekkür edildi: 904
RepForum Gücü: 19
Forum Puanı:3653
PsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biriPsicoManiaCc Forumda Saygin ve popüler biri
YAZIM(İMLA) KURALLARI



1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:



Türkçede üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.

Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın.

*Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir.

Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın.

---Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim?

---Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.

Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.



*Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz.

---Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?)

---Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?)

Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.



*Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki” ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir.Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir.

*Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.(Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini)

*Sen ki dünyalara değersin.(Sen dünyalara değersin.)

*Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı.(Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı)

Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır.



NOT:

Mademki,halbuki,oysaki,çünkü,sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır.



2) “de” bağlacının ve “de” bulunma durum ekinin yazımı:



“de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz:
Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir.

*Kitap da alacağım.(Kitap alacağım)

*Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin)

Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

*Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı)

*Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm)

Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor.

Önemli uyarı: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur.

*Sana kazak ta alacağım.(yanlış)

*Sana kazak da alacağım.(doğru)

Ayrıca bağlaç olan “de,da” bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış)

*Bize Ahmet de gelecek.(doğru)



3. “mi” soru edatının yazımı:



“mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır:



*Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?

*Bize gelecek misiniz?

*Sen miydin dün rüyalarıma giren?

Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır:

*Niçin beni dinle miyorsun?

Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür.

Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir.

*Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış)

*Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman)

*Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme)



4)Sayıların yazımı:



Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır.

*Yaş otuz beş yolun yarısı eder.

*Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı.



5)Kısaltmaların Yazımı:



Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz.

*TBMM *PTT *THY *TEK *KKTC *MTA *DSİ

Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

*Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış)

*Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru)

*Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış)

*Aç bakalım TV’de ne var? (doğru)

Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur:

*Dr. *Prof. * c. * s. * bk.



6)Gün ve Ay Adlarının Yazımı:



Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır.

*Okullar haziranda kapanıyor.(doğru)

*Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru)

*Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru)

*Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış)

*Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru)



7)Yön İsimlerinin Yazımı:



Yer-yön bildiren (doğu ,batı,güney,kuzey,orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle,özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar:

*Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü?

*Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü?

*Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler.

*Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler.

*Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor.



NOT:

Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Bu konuda Batı bizi anlamıyor.

*Dün Doğu bu haberle çalkalandı.



8.Coğrafi Terimlerin Yazımı:



“Ay,Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar:

*Ay,Dünya’nın uydusudur.

*Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz?

*Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış)

*Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında)



9)Tarihlerin Yazılışı:



Gün ve yıl sayıları rakamla ;ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir:

*21 Mart 1978 *25.11.1930 *11.X.2000 *18/01/1919

Not:Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler,kesme işaretiyle ayrılır.

*19 Mayıs 1919’da *18.12.1933’te



10)Birleşik Sözcüklerin Yazımı:



İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir.

Birleşik sözcüklerden bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir:



a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:

Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı,



b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,His setmek,Emretmek,Sabretmek,

Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek



c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:



Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes



d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır:



*Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili)

*Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili)

*Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili)

*Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili)



Not:



Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır:

*Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek…

11)İkilemelerin Yazımı:



İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz.

*Beni er geç anlayacaksın.

*Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti.

*Beni görüce koşa koşa yanıma geldi.



12)Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler:



1)Her cümle büyük harfle başlar:

*Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır.

*Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz.

*Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır.



2)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar:



*Türk Dilinin Korunması *Aile Eğitiminin Önemi



3)Bütün özel adlar büyük harfle başlar.Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:



a)Kişi ad ve soyadları:

*Faruk Nafiz Çamlıbel *Halit Ziya Uşaklıgil

b)Hayvanlara verilen adlar:

*Sobanın başında uyuyan Pamuk mu?

*Bugün Boncuk keyifsiz gibi.

c)Ulus,mezhep,tarikat din adları:

*Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik.

*Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir.

d)Ülke adları:

*Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi.

e)Bulvar,sokak,mahalle adları:

*Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz.

*Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor.

f)Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları: Dağ,ova,deniz,göl,ırmak adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar.

*Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır.

Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir.

*Toros dağları Akdeniz’dedir.

Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır.

Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz.Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır.

*Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü?

Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’ dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz.

*Meriç nehri *Alp dağları *Van Gölü *Ağrı Dağı *Çanakkale Boğazı

g)Kurum,kuruluş,örgüt,parti,dernek adları:

*Sosyal Sigortalar Kurumu bugün zor durumdadır.

*Cumhuriyet Halk Partisi ,Atatürk tarafından kurulmuştur.

h)Yapı,yapıt,kitap,dergi,gazete adları:

*Ben Topkapı Sarayı’nı görmeyi çok isterdim.

*Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum.

*Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı.

Not:Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz:

*Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu?

*Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

*Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum.

i)Unvanlar,takma adlar:Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar.

*Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar.

*Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir.

*Ahmet Bey içeride mi?

*Sultan Hanım da mı yok?

*Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi.

*Ahmet doktor olmak istiyormuş.

Not:



Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar.

*Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla!

*Yarın Ayşe teyzem gelecek.

Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Burada ona herkes Nene Hatun derdi.

ı)Dil adları:

*Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir.

j)Din ve mitoloji kavramları:

*Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus …

Not: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır.

*Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış.

Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü…

k)Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:

*Kurban Bayramı *Ramazan Bayramı *Cumhuriyet Bayramı….



13)Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi:



Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez.

………………………………………………………………………………………………gel-

iyorum (yanlış)

………………………………………………………………………………………………..ge-

liyorum (doğru)

Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır.

………………………………………………………………………………………………baş-

öğretmen (yanlış)

………………………………………………………………………………………………..ba-

şöğretmen (doğru)

……………………………………………………………………………………………….ilk-

okul (yanlış)

………………………………………………………………………………………………...il-

kokul (doğru)

……………………………………………………………………………………........Durmu ş-

oğlu (yanlış)

…………………………………………………………………………………………..Durmu-

şoğlu (doğru)

Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz.

………………………………………………………………………………………..………..a-

raba (yanlış)

...…………………………………………………………………………………………….ara-

ba (doğru)

.…………………………………………………………………………………………….niha-

i (yanlış)



………………………………………………………………………………………………..ni-

hai (doğru)

Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz.

………………………………………………………………………………………….Edirne’-

nin (yanlış)

…………………………………………………………………………………………...Edirne’

nin (doğru)

……………………………………………………………………………………………2005’-

te (yanlış)

...…………………………………………………………………………………………..2005’

te (doğru)



14)Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları:



a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır;ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz.

*Kitapı (yanlış) kitabı (doğru)

*Mehmed’in (yanlış) Mehmet’in (doğru)

b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır.

*Dolapda (yanlış) dolapta (doğru)

*2005’de (yanlış) 2005’te (doğru)

c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir.

*Perşenbe (yanlış) Perşembe(doğru) *penbe (yanlış) pembe (doğru)

*Tenbel (yanlış) tembel (doğru) *çenber (yanlış) çember (doğru)

Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur.

*Saframbolu (yanlış) Safranbolu (doğru) *ombaşı (yanlış) onbaşı(doğru)

d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir.

*ağızı (yanlış) ağzı (doğru) *sabır et (yanlış) sabret (doğru)

e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz.

*Sevmiyecekmiş (yanlış) sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış) yaşayan (doğru)

f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır.

*yanlız (yanlış) yalnız (doğru) *yalnış (yanlış) yanlış (doğru)

*kiprik (yanlış) kirpik (doğru) *kirbit (yanlış) kibrit (doğru)


NOKTALAMA İŞARETLERİ

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir.

Nokta ( . )

1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.

(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar).

Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m (metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için bk. Kısaltmalar).

3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6).

UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır.

4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

I. 1. A. a.
II. 2. B. b.

5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923.

Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923.

6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı.

Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında.

8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:

Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.

9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4).

10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20

Virgül ( , )

1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum.

(Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı)

Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller

Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.

Umduk, bekledik, düşündük.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.

(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)

3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz.

(Mustafa Kemal Atatürk)

4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:

Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)

5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.

Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

(Mustafa Kemal Atatürk)

6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:

Akşam, yine akşam, yine akşam,

Göllerde bu dem bir kamış olsam!

(Ahmet Haşim)

Kopar sonbahar tellerinden

Derinden, derinden, derinden

Biten yazla başlar keder musikisi

(Yahya Kemal Beyatlı)

Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa.

7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.

– Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü.

(Tarık Buğra, Küçük Ağa)

8. Konuşma çizgisinden önce konur:

Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,

– Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.

(Haldun Taner, Hikâyeler)

9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.

(Yahya Kemal Beyatlı)

— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:

Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.

(Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri)

Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.

(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı).

11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Sayın Başkan,

Sevgili kardeşim,

Değerli arkadaşım,

12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:

Türk Dil Kurumu Başkanlığına,

13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:

Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5).

15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:

Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.

Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:

Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz:

Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)

Noktalı virgül ( ; )

1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.

3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:

Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.

(Yahya Kemal Beyatlı)

Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor demektir.

(Nihal Atsız, Türk Ülküsü)

* * *

Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir.

İki nokta ( : )

1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.

Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü!

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

– Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?

Ziraatçı sayar:

– Yulaf, pancar, zerzevat, tütün...

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:

Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim.

(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)

Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;

Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı)

3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür Böyle Geçti (bk. Virgül 15).

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.

5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:

Bilge Kağan: Türklerim, işitin!
Üstten gök çökmedikçe
altan yer delinmedikçe
ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?
Koro : Göğe erer başımız
başınla senin !
Bilge Kağan: Ulusum birleşip yücelsin diye
gece uyumadım, gündüz oturmadım.
Türklerim Bilge Kağan der bana.
Ben her şeyi onlar için bildim.
Nöbetteyim !

(A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir)

6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50.

Üç nokta ( ... )

1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı...

(Tarık Buğra, Dönemeçte)

2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.

B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)

Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu.

(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur:

Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..."

(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür.

4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:

Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri...

(Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)

Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat)

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek...

(Mustafa Kemal Atatürk)

5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:

— Koca Ali... Koca Ali, be!...

(Ömer Seyfettin, Diyet)

6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:

— Yabancı yok!
— Kimsin?
— Ali...
— Hangi Ali?
— ...
— Sen misin, Ali usta?
— Benim!...
— Ne arıyorsun bu vakit buralarda?
— Hiç...
— Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...
— !...

(Ömer Seyfettin, Diyet)

UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.

Soru işareti ( ? )

1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:

Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı)

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

(Ahmet Haşim, Merdiven)

Atatürk bana sordu:

— Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz?

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır:

Gümrükteki memur başını kaldırdı:

— Adınız?

Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?

Yoksa bu sözümde yalan var mı?

(Bilge Kağan)

2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?).

Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?-1284).

(Türk Dünyası El Kitabı)

3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır:

Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş.

1496 (?) yılında doğan Fuzulî ...

UYARI : mı / mi eki -ınca / -ince anlamında zarf-fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz.

Alp Er Tonga öldi mü

Esiz ajun kaldı mu

Ödlek öçin aldı mu

Emdi yürek yırtılur.

Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı.

(Haldun Taner, Onikiye Bir Var)

UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı?

(Yahya Kemal Beyatlı)

Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu?

Ünlem işareti ( ! )

1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur:

Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk)

Gurbet o kadar acı

Ki ne varsa içimde

Hepsi bana yabancı

Hepsi başka biçimde!

(Kemalettin Kâmi Kamu)

Hava ne kadar da sıcak!

Aşkolsun!

Ne kadar akıllı adamlar var!

2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!

(Mustafa Kemal Atatürk)

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal Beyatlı)

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

(Necmettin Halil Onan)

Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!)

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

Kısa çizgi ( - )

1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bilmem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepelerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanıdık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimseciklerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur?

(Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı)

2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye -örnek istemez ya- söylüyorum.

3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al-ış, dur-ak, Dur-sun, Dur-muş, gör-gü-süz-lük.

4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al-, dur-, gör-, ver-; başar-, kana-, okut-, taşla-, yazdır-.

5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: -den, -lık, -ış, -ak.

6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a-raş-tır-ma, bi-le-zik, du-ruş-ma, ku-yum-cu-luk, ya-zar-lık, prog-ram.

7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların, birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l-fünûn, resm-i geçit, resm-i kabûl, Cemiyet-i Akvâm, Hâkimiyet-i Milliye, Servet-i Fünûn, hokka-bâz, âteş-perest, menfaat-perest, bî-bedel, nâ-mağlûb, fî-sebîlillâh, min-tarafillâh, bilâ-ücret.

8. Kelimeler arasında “-den...-a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe-Fransızca Sözlük, Aydın-İzmir yolu, Ankara-İstanbul uçak seferleri, Türk-Alman ilişkileri, Ural-Altay dil grubu, 09.30 - 10.30, Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy-dil-din üçgeni, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, 1995-1996 öğretim yılı.

9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat-fiil, zarf-fiil; Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi.

10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde kullanılır: Joliot-Curie, Lévy-Bruhl, Saint-Gotthard, Sainte-Beuve, Boulogne-sur-Mer, Bouches-du-Rhône, Salins-les-Bains, by-pass, check-up, Aix-en-Provence.

11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş - ANKARA

12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 - 20 = 30

Uzun çizgi (—)

Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.

Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:

“Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?”

Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

Dedi:

— Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!

(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)

Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır:

— Eski şehri gezdin mi?

— Rothshild'in evine gittin mi?

— Goethe'nin evini gezdin mi?

(Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi)

— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir:

Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini düşünen seninle müzakere etmez a!

İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız...

Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.

İslâm Bey — Ben daha ölmedim.

(Namık Kemal, Vatan yahut Silistre)

UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz.

Eğik çizgi ( / )

1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde)

2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6

3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA

4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: -a/-e, -an /-en, -lık /-lik, -madan /-meden.

5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35

Tırnak işareti ( “...” )

1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır.

Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez.

UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu?

“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar.

(Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.

2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı.

Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir.

Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı.

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

“İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.

Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir:

Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. (Ahmet Hamdi Tanpınar)

UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”i okudunuz mu?

Tek tırnak işareti ( ‘...’ )

1. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya başladı.

“Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki ondan gelen en büyük kazancımızdır.”

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen, bütünüyle’.

Denden işareti (")

Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:

a. Etken fiil
b. Edilgen "
c. Dönüşlü "
ç. İşteş "

Yay Ayraç ( ( ) )

1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:

Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz.

(Nurullah Ataç, Söyleşiler)

Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).

(Refik Halit Karay, Bir İçim Su)

UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:

Yunus Emre (1240?- 1320)'nin...

UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz.

2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır:

İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın...

Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba... Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış... Düşman gemileri üstümüze toplarını çevirmişler, Adalı'yı istiyorlar... Sağ salim onu teslim edecekmişiz.

İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler, sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin Efendiler... Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır... Sizin gibi efendilere yakışmaz...

(Reşat Nuri Güntekin, İstiklâl)

3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:

Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin.

(Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin

Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? (Safahat)

4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir (bk. Üç nokta 1).

5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır (bk. Ünlem işareti 3).

6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır (bk. Soru işareti 3).

7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:

I) 1) A) a)

II) 2) B) b)

Köşeli ayraç ( [ ] )

1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:

Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)], BNMAU-ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn)ureelen, Ulaanbaatar 1977.

2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet 1922.

Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.

3. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan, fakat araştırıcı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır:

Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül-tegin ye[di yaşında kaldı...].

(Çözülmüş Orhon Yazıtları)

Kesme işareti ( ' )

1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm, Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı; Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne, Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı.

Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:

a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.

b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat Akımının, Edebiyat-ı Cedide Topluluğunun.

c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın, Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.

ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra

d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını Aliye.

UYARI : Ahmet, Halit, Mehmet, Murat, Recep; Gazi Antep, Sinop, Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti kullanılır. Ancak kelimeler, Ahmeti, Haliti, Mehmeti, Muratı, Recepi, Gazi Antepi, Sinopu, Zonguldakı şeklinde telâffuz edilmez; Ahmedi, Halidi, Mehmedi, Muradı, Recebi, Gazi Antebi, Sinobu, Zonguldağı şeklinde telâffuz edilir.

UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

2. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler, Lille'li, Bordeaux'lu, Honolulu'lu.

UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı; Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Ereğliler. Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz: Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hristiyanlıktan, Aydınlıdan.

3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.

UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye, THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.

UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten)

4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.” 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.

UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.

UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar, 10'ar değil onar.

5. Dilimizde kolmak, netmek, neylemek, napmak gibi fiiller yoktur. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu, N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım?

Bir ok attım karlı dağın ardına

Düştü m'ola sevdiğimin yurduna

İl yanmazken ben yanarım derdine

Engel aramızı açtı n'eyleyim

(Karacaoğlan)

6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede -daş'la yapılmış birçok söz vardır.

7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.

Ancak, cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

!!GamE IS OveR!!

Konu PsicoManiaCc tarafından (26-01-07 Saat 22:26 ) de değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
10cu (17-02-07)
Eski 27-01-07, 16:31 Çevrimdışı   #48
Stajyer
 
mk1903 - ait Avatar
Genel Mesajlar: 34
Teşekkür etti: 1
Teşekkür edildi: 2
RepForum Gücü: 0
Forum Puanı:32
mk1903 Herkese mesafeli
radyoaktifliğin tıptaki uygulama alanları ve kanuni sultan süleyman 8 sayfa olacak
bulabilirseniz çok sağolun