| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 | |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]() |
Muselmanlardan her kes Peygamber(s.a.a)le müsahib olmuş, konuşmuşsa ve ya o Hazreti görmüşse sahabedirmi? Lütfen kendi fikirlerinizi yazmayın.. Bunu sahih bi yerden okumuş ve ya inandıgınız birinden duymuşsanız cevablayın.. Bu konuyu bir kaçınız cevabladıkdan sonra sahabeyle ilgili tartışılır bir sorum olcak inşallah.. Yazıda türceyle baglı yalnışlarımdan dolayı önceden özür dilerim ve yalnışımı bildirirseniz sevinirim.. Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин | |
|
| Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi) | And (08-02-08), Kayıp_Şair (11-02-08) |
| | #2 |
| Öğretim üyesi Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 608
Teşekkür etti: 206
Teşekkür edildi: 439
Forum Gücü: 20 Forum Puanı:7870 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Öncelikle yazınızla ilgili bilgilendirilmek ve öğrenmek istiyorsunuz bu konuda elimden geldiğince size yardım edeceğimden Şüpheniz olmasın.. 1. "Muselmanlardan" değil Müslümanlardan olacaktır. 2. "her kes" ayrı değil birleŞik yazılır herkes. 3. Bunu yanlıŞlıkla yazdınız sanırım "Peygamber(s.a.a)le" (s.a.v.) olacaktır açılımıda sallallahu aleyhi ve sellem'dir. 4. "sahabedirmi?" değil doğrusu sahabe midir? olacaktır. 5. "inandıgınız" değil inandığınız olacaktır. 6. "türceyle baglı"doğrusu Türkçeyle bağlı olması gerekmektedir. 7. "yalnışımı" değil yanlıŞımı olacaktır l ve n-nin yerleri değiŞtirilmelidir ama bunu Türklerde genelde karıŞtırır.. ![]() Sorunuza gelince; sahabe peygamber efendimizin çevresindeki onunla birlikte yaŞamıŞ; mümin, islamı peygamber efendimizden bizzat öğrenen kiŞilere denir. İlk kadın sahabe peygamber efendimizin ilk eŞi Hz. Hatice erkeklerden ilk sahabe ise Hz. Ali-dir. Bediüzzaman sünnet olan sarığı için başını verirken, Ben farz olan örtüm için hayatımı versem AZDIR!! Ben annemin kızıyım; harbiyim, yalan bilmem. Kalbim oyuncak değil, hiç kimseye Eğilmem! Konu Şidaam tarafından (08-02-08 Saat 03:21 ) de değiştirilmiştir.. |
|
| | #3 | ||
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:12812 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
çok teşekkür ederim.. benim sizden istediyimde bu zaten.. sayenizde daha kolay öyrene bilirim Türkçeyi.. / konuya gelince.. "Müslümanlardan herkes Peygamber(s.a.v)le müsahib olmuş, konuşmuşsa ve ya o Hazreti görmüşse sahabe midir?" bu ifade Buharinin, Ahmed ibn Hanbelin kitaplarında keçmekdedir.. bu anlamda sahabelerin sayısı 12 bin'den fazladır.. izninizle bir kaç arkadaş da yorumunu yazsın diger sorumu verecem inşallah.. Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин Konu Jen tarafından (08-02-08 Saat 03:28 ) de değiştirilmiştir.. | ||
|
| Mesaja teşekkür eden: | ela_asi (15-03-08) |
| | #4 |
| Rektör Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 6.772
Teşekkür etti: 2.218
Teşekkür edildi: 3.213
Forum Gücü: 103 Forum Puanı:39297 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ASHÂB -------------------------------------------------------------------------------- Peygamber Efendimize iman ederek O'nu gören ve müslüman olarak ölen kimseler. Lügat itibariyle ashab, arkadaş manasına gelen "sâhib" kelimesinin çoğuludur. İslâm ıstılâhında "Hz. Peygamber'in arkadaşları" için, daha geniş kapsamıyla Resulullah'ı gören müminler için kullanılmıştır. Sahabî ve çoğulu olan sahabe terimleri de aynı manayı ifade eder. Sahabî sayılabilmek için az da olsa Resulullah ile görüşmek şarttır. Bu sebeple Hz. Peygamber döneminde yaşamış, O'na iman etmiş, hatta O'nunla haberleşip yazışmış, O'na destek sağlamış kişiler ashâbtan sayılmaz. Meselâ o dönemin meşhur Habeşistan Kralı Necâşî Ashame böyledir. İyiyi kötüden ayırdedebilecek temyîz yaşında Peygamber Efendimiz'i gören çocuklar ise ashabtandır. Meselâ Hz. Peygamber'in iki torunu Hasan ile Hüseyin'in durumu böyledir. Hz. Peygamber'e iman eden ilk kişi olarak ilk sahabî, Resulullah'ın mübarek eşi Hz. Hatice'dir. Son sahabî ise, genellikle kabul edildiğine göre 100/719 senesinde vefat eden Ebü't-Tufeyl Âmir b. Vâsile el-Leysî el-Kinânî'dir. Bu tarihten sonra yaşayan bir sahabînin varlığı bilinmemekle beraber İslâm âlimleri, Hz. Peygamber'in hayatının sonlarında söylediği: "Yüz sene sonra bugün yaşayanlardan hiç kimse hayatta kalmayacaktır. " (İbn Hacer, el-İsâbe, Mısır 1328, I, 8) hadîsine dayanarak ashabın bulunabileceği son zaman sınırı olarak 110/729 senesini belirlemişlerdir. İslâm aleminde çok sonraki dönemlerde bile zaman zaman görüldüğü gibi artık bu tarihten sonra sahabî olduğunu iddia edenler çıksa da onlara itibar edilmez. Sahabenin mutlaka Hz. Peygamber (s.a.s.)'i bir an da olsa görmüş veya sohbetinde bulunmuş olması gerekir. Amâlık, sağırlık veya dilsizlik gibi sebeplerle, görme ve sohbetten biri gerçekleşemezse, bu durum sahabî olmaya engel değildir. Nitekim Ashabın ileri gelenlerinden ve Peygamberimiz'in müezzinlerinden olan Abdullah İbn Ümmi Mektûm, âmâ olduğu için Hz. Peygamber'i görememiş fakat, sohbetlerinde bulunmuştur. Hz. Peygamberi dünya gözüyle görmek şarttır. O'nu (s.a.s.) rüyasında görenler sahabi sayılmaz. Hz. Peygamber (s.a.s.)'i kendisine peygamberlik gelmeden önce gören veya O'nunla sohbet eden, fakat peygamberlikten sonra göremeyen kişi de sahabî sayılmaz. Peygamberlikten sonra Resulullah (s.a.s.)'i gören kimsenin müslüman olması ve daha sonra dinden çıkmış olmaması gerekir. Binaenaleyh; henüz müslüman değilken Peygamberimizi gören bir kimse daha sonra müslüman olsa ve Hz. Peygamber (s.a.s.)'i göremese, sahabi sayılmaz. Yine, müslümanken Hz. Peygamber (s.a.s.)'i gören ve sahabî olan bir kişi, daha sonra irtidat edip dinden çıksa, sahabîlikten de çıkar. Ancak, tekrar müslüman olur ve Hz. Peygamber'i görürse yine sahabî olur. İslâm'ın en güzel ve doğru bir şekilde öğrenilebilmesi için Hz. Peygamberin, dolayısıyla Ashab-ı Kirâm'ın hayatını iyi bilmek gerekir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) ve O'nunla içiçe yaşamış olan Ashab-ı Kirâmın hayatında müslümanlar için çok güzel örnekler vardır. Alimler, Hz. Peygamberin hayatını tafsilatlı bir şekilde tesbit ettikleri gibi, ashabın hayatıyla ilgili bilgileri de tesbite gayret etmişlerdir. İslâm'ın ilk asırlarından itibaren sahabe biyografilerini tesbit için pek çok eser yazılmıştır. Bu kitaplarda sahabe, ya Hz. Peygambere yakınlık ve fazilet derecelerine göre veya isimlerine göre alfabetik bir şekilde ele alınmıştır. Bu tür kaynaklarda toplam olarak ancak, 10.000 kadar sahabenin hayatı hakkında bilgi verilmektedir. Aslında ashabın sayısı kesin olarak tesbit edilebilmiş değildir. Ancak genellikle Hz. Peygamber vefat ettiği zaman 114.000 sahabînin bulunduğu kabul edilir. Hayatları kitaplara geçen sahabîler; tanınan, bilinen, çeşitli özellikleriyle meşhur olan kimselerdir. Hayatlarıyla ilgili bilgiler sonraki asırlara intikal etmeyen veya Mekke-Medine gibi önemli merkezlerden uzakta yaşıyan sahabîlerin isim ve hayatları bu kaynaklarda yer almamıştır . Hz. Peygamber'in arkadaşları ve yakın dostları olan Sahabe-i Kirâm, O yüce Peygamber (s.a.s.)'in şahsiyet ve dostluğundan çok istifade etmiş, kendilerine örnek alarak O'nun istediği gibi müslüman olmaya çok gayret göstermişlerdir. İslâm'ın güçlenip yayılması için canlarıyla başlarıyla çalışmışlar, bu yolda, ölüm de dahil olmak üzere hiç bir şeyden çekinmemişler, Allah ve Resulunu, çoluk-çocuklarından, mallarından, hatta canlarından daha çok sevmişlerdir; Allah yolunda hiç çekinmeden yurtlarından hicret etmiş ve kanlarını akıtarak canlarını vermişlerdir. Böylece Ashab-ı Kirâm'ın, Hz. Peygamber'le beraber olmaktan kazandıkları üstünlükleri ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu ve benzeri özelliklerinden dolayı sahabe, Kur'an-ı Kerîm'in müteaddit yerlerinde bizzat Allah'u Teâlâ tarafından, hadîsi şeriflerde de Peygamberimiz tarafından methedilmektedir. "Böylece sizi (Ashab-ı Kirâm) vasat bir ümmet yapmışızdır; insanlara karşı hakikatin şahitleri olasınız, bu Peygamber de sizin üzerinize tam bir şahit olsun diye" (el-Bakara, 2/143). "Siz (sahabe) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız... " (Âli İmrân, 3/ 110) . "İslam'da birinci dereceyi kazanan muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar yok mu? Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. Allah bunlar için, kendileri içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetler hazırladı. İşte bu, en büyük bahtiyarlıktır" (et-Tevbe, 9/100). "O ağacın altında müminler sana bey'at ederlerken, andolsun ki Allah onlardan razı olmuştur da kalplerindekini bilerek üzerlerine manevî bir kuvvet (moral) indirmiş ve onları yakın birfetih ile mükâfatlandırmıştır" (el-Feth, 48/28) "Muhammed Allah'ın Resulu'dur. O'nunla beraber olanlar (ashab) da kâfirlere karşı çetin ve metin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû' edici, secde edici olarak görürsün. Onlar Allah'dan daima fazl-u kerem ve rıza isterler. Secde izinden meydana gelen nişanları yüzlerindedir..." (el-Feth, 48/29) Ehl-i Sünnet nazarında ashabın büyük bir değeri vardır. Bu ve bunlara benzer bir çok Kur'an ayetinde açıkça veya îmâ ile ashabın faziletinden bahsedilmiştir. Peygamber Efendimiz'in pek çok hadîslerinde toplu olarak, ya da fert fert ashabın faziletine yer verilmiştir ki, hemen hemen bütün ilk ve mûteber hadîs kaynaklarında bu hadîsler, "Fedâilü's-Sahabe= Sahabenin Faziletleri': veya benzeri başlıklar altında toplanmıştır. Meselâ bu hadîslerinden birisinde Peygamber Efendimiz: "Nesillerin en hayırlısı, benim neslimdir. " buyurmuştur. (Buhârî, Fedâilü Ashabi'n-Nebî, 1; Müslim, Fedâilü's-Sahabe, 210-215) Bir başka hadîslerinde de şöyle demiştir: "Ashabım hakkında Allah'tan korkun, ashabım hakkında Allah'tan korkun! Benden sonra onları kendinize hedef haline getirip düşmanlık etmeyin! Kim onları severse bana olan sevgisinden dolayı sever. Kim de onlara kin beslerse bana olan kini dolayısıyla böyle yapar. Kim onlara eziyet ederse bana eziyet etmiş olur. Kim bana eziyet ederse Allah'a eziyet etmiş demektir. Her kim de Allah'a eziyet ederse çok geçmeden Allah onun belâsını verir" (Ahmed b. Hanbel V, 57). Peygamber Efendimiz'in Allah'tan alarak tebliğ ve yaşayışında tatbik ettiği veya bizzat kendisinin koyduğu dînî esasların, daha sonraki müslüman nesillere ancak ashaba dayanan sıhhatli nakillerle ulaşabildiği düşünülecek olursa, İslâm açısından ashab-ı kirâmın gerçekten bu övgülere ve kendilerine saygı gösterilmesi konusundaki ikazlara lâyık oldukları açıkça anlaşılır. Bu sebeple ashabtan birinden bahsederken isminin arkasından "Radıyallâhü anh = Allah ondan razı olsun!" demek, bize düşen saygı görevinin gereğidir. İslâm dîninin sıhhatli bir şekilde sonrakilere aktarılmasında temel unsur ashab olduğu içindir ki Ehl-i Sünnet âlimlerine göre Kur'an ve Sünnet'in de övgüsüne nail olan ashab-ı kirâm, tamamıyla adalet ve itimat sahibidirler. Sahabe-i Kirâm bir pervane gibi Peygamberimiz'in etrafında dolaşır ve O'ndan (s.a.s.) bir şeyler öğrenmeye gayret ederdi. Çeşitli dünya meşgalelerinden dolayı Hz. Peygamber'in yanına gelemeyenler, ertesi günü başkalarına sorarak eksiklerini giderirlerdi. Bazıları İslâm'ı öğrenmek için, boğaz tokluğuna Peygamberimizi (s.a.s.) takip eder bazıları da Efendimiz'in sözlerini yazarak tespit etmeye çalışırdı. Ashab, Hz. Peygamber'i dinlerken sanki başlarında birer kuş var da, hareket etseler uçup gidecekmiş gibi pür dikkat kesilir, ayrıldıktan sonra da duyduklarını daha iyi öğrenebilmek için aralarında müzakere ederlerdi. İslâm'dan önceki ümmetler, peygamberlerinin hayatı, sözleri ve davranışları ile ilgili bilgileri daha sonraki nesillere sıhhatli bir şekilde ulaştıramamışlardır. Diğer hususlarda olduğu gibi, müslümanların bu hususta da üstünlüğü vardır. Ve bu üstünlük Ashab sayesinde olmuştur. O da, Hz. Peygamber'in hayatı ile ilgili -en ince ayrıntısına kadar- bilgileri, O'nun sözlerini, davranışlarını, takrirlerini, ahlâkî ve cismanî özelliklerini... sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmadır. Bugün, Hristiyanlar Hz. İsâ'nın, Yahudiler Hz. Mûsâ'nın sözlerini -İncil ve Tevrat dışındakileri- ancak kulaktan dolma, esâtîr (uydurulmuş hikâyeler) halinde, mesnetsiz bilgiler olarak elde edebilmektedirler. Halbuki müslümanlar, Peygamberimiz'in binlerce, onbinlerce hadis ve sünnetine, senedli bir şekilde ve tâ o zamana kadar uzanan yazılı belgeler halinde sahip durumdadırlar. Müslümanlar bunu Ashab'a borçludur. Onlar, Peygamberimiz'den duydukları, yazdıkları hadisleri hiçbir değişikliğe uğratmadan, kendilerinden sonrakilere ulaştırmışlar ve bunu bir ibadet vecdi ile yapmışlardır. Daha sonra gelen nesiller de hadisleri aynı şekilde bir sonrakilere naklederek günümüze kadar sağlam bir şekilde gelmesine hizmet etmişlerdir . Peygamberimiz'in vefatından ve Hz. Ömer zamanındaki fetihlerden sonra İslâm devletinin muhtelif bölgelerine dağılan bazı sahabîler, oralarda bereketli birer ilim merkezi oluşturmuşlar ve yeni müslüman olanlara İslâm'ı ve Hz. Peygamber'in sünnetini öğretmişlerdir. Böylece, İslâm dininin sağlam bir şekilde Arap yarımadası dışına yayılması da, Ashab'ın yaptığı hayırlı hizmetlerdendir. Ancak Ashab'ın İslâm'a girişleri ve hizmetleri, İslâm uğruna çektikleri çileler ve gösterdikleri çabalar, hicretler ve gazvelerdeki durumlarının üstünlüğü yanısıra; her şeye rağmen birer insan oldukları da gözönünde bulundurulduğunda, Ashab'ın hepsinin birbiri ile aynı değerde olmayacağı âşikardır. Bu bakımdan, farklı görüşler de bulunmakla beraber derece itibâriyle ashab-ı kirâm genellikle oniki tabakaya ayrılmıştır: 1. Aşere-i mübeşşere (Cennet'le müjdelenen on sahabî ki bunların başında ilk dört halife gelir) ve Hz. Hatice, Hz. Bilâl gibi ilk müslüman olanlar, 2. Hz. Ömer'in müslüman oluşu sırasında müşriklerin Dâru'n-Nedve'de durum müzakeresi yaptıkları zamana kadar müslüman olanlar, 3. I. ve II. Habeşistan hicretine katılan ashab, 4. I. Akabe Bey'atı'nda bulunan sahabîler, 5. II. Akabe Bey'atı'na katılanlar, 6. Peygamber Efendimiz, hicreti sonunda Kubâ'ya geldiği zaman orada Resulullah'a kavuşup Medine'ye yerleşen muhacirler, 7. Bedr Gazvesi'ne katılan Ashabı Kirâm, 8. Bedr Savaşı ile Hudeybiye Musâlahası arasında hicret edenler, 9. Hudeybiye'de yapılan Bey'atü'r-Rıdvân'a* katılanlar, 10. Hudeybiye Musâlahası ile Mekke fethi arasında hicret edenler, 11. Mekke'nin fethedilmesi üzerine müslüman olan Kureyşliler, 12. Hz. Peygamber'i Mekke Fethi sırasında, Vedâ Haccı'nda veya bir başka yerde gören çocuklar (Hâkim en-Neysâbûrî, Ma'rifetü Ulûmi'l-Hadîs, Beyrut 1977 s. 22-24) Diğer taraftan Ashab arasında büyük değeri haiz olanlar, Muhacirun (Mekke Fethi'ne kadar Medine'ye hicret edenler) ve Ensar (Hz. Peygamber'e ve müslümanlara kucak açıp destek olan Medineli müslümanlar) diye adlandırılan iki temel zümre olmuştur . İslâm âleminde, Ashab'ın faziletine, menkıbelerine ve hayatlarına dair bir çok eser yazılmıştır. Bunlar içerisinde en hacimli ve muhtevalısı, İbn Hacer el-Askalânî'nin (ö. 852) el-İsâbe fi Temyîzi 's-Sahabe adlı kitabıdır. Bunun dışında şu iki kaynak da büyük önem taşımaktadır: İbn Abdilberr (ö. 463), el-İstîâb fî Ma'rifeti'l-Ashab; İbnu'l-Esîr (ö. 630), Üsdu'l-Gâbe fî Ma'rifeti's-Sahabe. Ö(lürsem)S(ebebi)S(ensin) Kristallnacht Gidin Sorun Belki De Kendisi Akinci Dölü TÜRK Oglu Türktür |
|
| | #5 | ||
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:12812 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
ama ben söz ben de gayret etcem öyrenmeye Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин | ||
|
| Mesaja teşekkür eden: | Şidaam (08-02-08) |
| | #6 | |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 2.590
Teşekkür etti: 2.865
Teşekkür edildi: 2.895
Forum Gücü: 108 Forum Puanı:47069 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
| |
|
| Mesaja teşekkür eden: | RAMSES113 (09-02-08) |
| | #7 | ||
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:12812 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин | ||
|
| Mesaja teşekkür eden: (4 Kişi) |
| | #8 |
| Cezalı Üye
Mesajlar: 3.336
Teşekkür etti: 1.464
Teşekkür edildi: 1.809
Forum Gücü: 0 Forum Puanı:14511 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sahabe efendimizi (sav) dünya gözüyle görenlere denir .. Hz. EBU BEKİR Hz. ÖMER b. HATTAB Hz. OSMAN b. AFFAN TALHA b. UBEYDULLLAH ABDURRAHMAN b. AVF _ gibi.
|
|
| | #9 |
| Yard. Doçent Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 1.393
Teşekkür etti: 1.238
Teşekkür edildi: 674
Forum Gücü: 18 Forum Puanı:4698 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | aynen cok az ve öz acıklamışsın tşk.
*İnsanların yaptığı sahte paralar kadar,paraların yaptığı sahte insanlar da vardır. |
|
| | #10 |
| Rektör Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 8.075
Teşekkür etti: 3.183
Teşekkür edildi: 5.372
Forum Gücü: 216 Forum Puanı:93429 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Arkadaşlar Jen Arkadaşımız AZERİ bu yuzden konusma ve yazım lehçesi farklı biraz anlayışlı olsak GLoBaL Çingene GökiŞ (: ![]() Beni Çekemeyenler Anten Kullansın =) Ne KomiNizM,Ne FaŞiZM,YaŞaSıN ErotizM |
|
| | #11 |
| Dekan Genç Kuvvet ![]()
Mesajlar: 5.240
Teşekkür etti: 3.846
Teşekkür edildi: 3.353
Forum Gücü: 63 Forum Puanı:20353 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sahabe; Dünya hayatında Efendimiz (s.a.v) ile oturup onun sohbetine katılmış ve ona inanmış kimselerdir... "Onlar gökteki yıldızlar gibidir"-Hadis |
|
| Mesaja teşekkür eden: | Jen (09-02-08) |
| | #12 | |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:12812 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Allah sizden razı olsun.. benim de size vereceyim diger sorum bu hadisle ilgili.. lütfen bu konuyu kapatalım ve yeni başlıklı konuda Sizin deyerli yorumlarınızı beklerim.. Hepinizden özellikle Yokedici`den geniş açıklama bekliyorum.. saygılarimla..
Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин | |
|
| | #13 |
| Cezalı Üye
Mesajlar: 3.336
Teşekkür etti: 1.464
Teşekkür edildi: 1.809
Forum Gücü: 0 Forum Puanı:14511 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sahabe: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i hayatında, müslüman olarak görüp ve müslüman olarak vefat eden mübarek insanlara denir. Tabiin:Sahabeleri gören kimseye denir. Tebeut Tabiin:Tabiini gören kimselerdir. Muhadram.:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in zamanında yaşadığı halde Efendimiz (s.a.v.)’i görme şerefine nail olmayan insanlara denir. (Veysel Karani ve Habeş kralı Necaşi gibi) Hulefai Raşidin:Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra halifelik yapan dört halifeye denir. Aşerei Mübeşşire:Yaşarken cennetle müjdelenen on sahabeye denir. gibi.. |
|
| | #14 |
| Grup Lideri Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 7.207
Teşekkür etti: 4.139
Teşekkür edildi: 5.374
Forum Gücü: 93 Forum Puanı:32082 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Peygamber efendimizi hayatta iken ve Peygamberliğini tebliğ ettikten sonra bir an gören, eğer kör ise bir an konuşan mümine sahabi denir. İmam-ı a'zam hazretleri, (Eshab-ı kiramın tamamını hayırla anarız) buyurdu. İmam-ı Şafii hazretlerine de, Eshab-ı kiram arasındaki savaşlardan sorulunca, (Allahü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu. Ömer b. Abdülaziz hazretleri de böyle söylemiştir. (M. Rabbani c.2, m.96) Eshab-ı kiramdan hiçbirinin kâfir olmayacağı, hepsinin Cennete gideceği âyet-i kerime ve hadis-i şerifle bildirilmiştir. Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramdan razı olduğunu, Onları sevdiğini bildiriyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedidir, sonsuzdur. Onlardan [eshab-ı kiramdan] razı olması da sonsuzdur. Artık bir daha sözünden dönmez, hep razıdır. İki âyet-i kerime meali: (Allah asla sözünden dönmez.) [Al-i İmran 9, Zümer 20, Rad 31] (Allah vaadinden dönmez.) [Rum 6] Münafıklar, Eshabdan değildir. Münafıklardan birkaçının, imansızlıklarını açıklamaları, Eshab-ı kiramın sonradan mürted olması demek değildir. Salebe de münafık iken, Müslüman görünmüş; fakat, zekatı inkâr edince, münafıklığı meydana çıkmıştır. Daha önce Müslüman göründüğü için (mürted oldu) denilmiştir. ![]() Solmadan avuçlarıma düş Sokul yüreğime Gülüşünle ısınsın bedenim Ve Dudaklarımda acıyan yara öpüşlerinde can bulsun /..Öp Beni ve Öyle Kal Bende../ |
|
| Mesaja teşekkür eden: | Jen (11-02-08) |
| | #15 | |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
Forum Gücü: 30 Forum Puanı:12812 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hz. Peygamber'in sahabîsi hakkında çeşitli tanımlar yapılmıştır ki, aşağıda onlardan bazısına değiniyoruz: 1- Said b. Müseyyib (Üsd'ül-Gabe, c.l, s.ll-12, Mısır basımı ) şöyle diyor: "Sahabî, bir veya iki yıl Peygamber ile birlikte olan ve onunla birlikte bir veya iki savaşa katı-lan ve savaşan kimse demektir." 2- Vakıdî şöyle diyor: "Âlimlere göre, bir saatliğine olsa bile Peygamber'i gören, Islâm'a iman eden, din üzerin-de düşünüp ona gönül veren kimse, Peygamber'in ashabından sayılır." 3- Muhammed b. Ismail Buharî şöyle diyor: "Müslümanlardan Peygamber ile birlikte olan veya onu gören herkes, Peygamber'in ashabin-dan sayihr." 4-Ahmed b. Hanbel şöyle diyor: "Her kirn bir ay veya bir gün veya bir saat Peygamber ile birlikte olmuş veya Peygamber'i görmüş ise, ashaptan sayilir." Tarih, Hz. Peygamber'in sahabîsi olarak on iki bin-den fazla kişinin adını kaydetmiştir. Bunlar arasında çok çeşitli simalar mevcuttur. Şüphesiz, Hz. Peygamber ile birlikte olmak, çok büyük bir şereftir ki bu insanlara na-sip olmuştur ve İslâm ümmeti her zaman onlara saygi gözüyle bakmıştır. Çünkü onlar, Islâm dininin öncüleri olmuşlar ve tarihte ilk kez İslâm'ın izzet ve şeref bayra-ğını dalgalandırmışlardır. Kur'ân-ı Kerim de, bu öncü bayraktarları övmüş ve şöyle buyurmuştur (Hadîd,10 ): "Sizden, fetihten once malmi harcayan ve sa-vaşanlar, (ötekilerle) eşit değildir. Onların dere-cesi, (fetihten) sonra malını harcayan ve sava-şanlardan daha büyüktür." Fakat itiraf etmek gerekir ki Allah Resulü ile birlikte olmak, insanların mahiyetini değiştiren ve hepsini ömrünün sonuna kadar sigortalayan ve adil kimseler kılan birsimya da değildir. Bu meseleyi aydınlığa kavuşturmak için her şeyden önce Kur-ân'a yönelmemiz gerekir: Kur'ân Açısından Sahabî Kur'ân'a göre Hz. Peygamber'in huzuruna varma şerefini elde eden ve Hz. Peygamber ile birlikte bulunan kimseler iki kısımdır: Birinci Grup Hz. Peygamber (s.a.v) ile birlikte olan bu grup, Kur'ân ayetlerinde övülen, methedilen ve İslâm'ın şevket ve devletinin temelini atan kimseler olarak anılan kim-selerden oluşur. Bu grup hakkında Allah'ın kitabı'nda yer alan bazı ayetleri zikrediyoruz: 1- İlk Öncüler "Muhacirler ve ensardan İslâm'a ilkin i-man edip başkalarından öne geçenler ile, güzellikle onlara uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah onlara, içinde temelli ve ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cen-netler hazırlamıştır. İşte bü-yük kurtuluş budur." Tevbe, 100 2- Ağacın Altında Biat Edenler "Andolsun ki Allah, ağaç altında sana biat ederlerken müminlerden hoşnut olmuştur. Gö-nüllerinde olanı da bilmiş, içlerine rahatlık ver-miş ve onları yakın bir fetih ile ödüllendirmiş-tir." Fetih, 18 3- Muhacirler "(Allah'ın, Resulü'ne geri döndürdüğü bu mallardan Allah'ın payına düşen hisse) yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'ın fazlı ve hoşnutluğunu arayan, Allah'a ve Resulü'ne yardim eden muhacir fakirler içindir. Doğru olanlar, onlardır." Haşr, 8 4- Fetih Ashabi "Muhammed, Allah'in elçisidir. Onunla bera-ber olanlar, kâfirlere karşı sert, kendi aralannda merhametlidirler. Onları rükûa varır, secde eder ve Allah'in fazlını ve hoşnutluğunu arar görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izinden tanınırlar." Fetih, 29 Ikinci Grup Hz. Peygamber ile birlikte olan diğer grup ise iki yüz-lü ve hasta kalpli kimselerden oluşur. Kur'ân-ı Kerim, bu tür sözde sahabîlerin mahiyetini ifşa ederek, Hz. Pey-gamber'i onlara karşı uyarmıştır. Burada bu gruptan bir-kaç örnek vermek istiyoruz: 1- Tanınmış Münafıklar "Ikiyüzlüler sana gelince, 'Şahadet ederiz ki sen, Allah'in elçisisin.' derler. Allah biliyor ki sen, O'nun elçisisin. Fakat Allah görüyor ki, ikiyüzlü-leryalan söylüyorlar." Münâfıkûn Suresi 1. ayetten son ayete kadar 2- Tanınmamış Münafıklar "Çevrenizdeki bedevîler ve Medineliler içinde ikiyüzlüler vardır. İkiyüzlülük, onların karakteri olmuştur. Sen onları bilmezsin; onları ancak biz biliriz." Tevbe, 101 3- Hasta Kalpliler "İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık olanlar, 'Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaatlerde bulundular.' diyorlardı." Ahzâb, 12 4- Günahkârlar "(Çevrenizdeki bedevîler ve Medinelilerden) suçlarını itiraf eden bir başka kısmı da, iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştır-mışlar. (İyi işlerinin yanında kötü işler de işlemişler.) Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder; 0 bağışlayan-dır, merhamet edendir." Tevbe, 102 Kur'ân-ı Kerim'deki bu ayetlerin yaninda Hz. Pey-gamber'den de sahabeden bazilarmi kapsayan çok sayıda hadis nakledilmiştir. Burada örnek olarak onlardan ikisini aktarıyoruz: 1- Ebu Hâzim, Sehl b. Sa'd'dan Hz. Peygamber'in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ben, Kevser Havuzu'nun başında sizleri bek-leyeceğim. Oraya gelen, ondan içer. Ondan içen, bir daha asla susamaz. Bazıları da orada bana gelirler ki, ben onları tanırım, onlar da beni ta-nırlar. Fakat sonra onlarla benim arama engel girer, bana ulaşamazlar." Ebu Hâzim diyor ki: "Ben bu hadisi okurken, Nu'man b. EbîAyyaş onu işitti ve şöyle dedi: 'Sehl'den böyle mi duydun?1 Ben, 'Evet' dedim. Nu'man dedi ki: 'Ben, Ebu Said-i Hudrî'nin bu hadisi şu ilâve ile naklet-tiğine tanığım: 'Ben derim ki: Onlar bendendirler.' Bana denir ki: 'Sen, bunların senden sonra neler yaptığını biliyor musun!' Bunun üzerine ben derim ki: Benden sonra (Allah'ın dini) değiş-tiren kimseler Allah'ın rahmetinden uzak olsun, uzak olsun!." İbn-i Esir, Cami'ul-Usul, c.ll, Kitab'ul-Havz fi Vurud'in-Nasi Aleyh, s.120, hadis: 7972. Hz. Peygamber'in, "Ben onlan taninm, onlar da beni tanırlar." cümlesiyle, "Benden sonra (Allah'm dinini) de-ğiştiren kimseler" ifadesinden, bu kimselerin, bir müddet kendisiyle birlikte olan ashabı olduğu anlaşılmaktadır. (Bu hadisi, Buharî ve Muslim de rivayet etmişlerdir.) Yine Buharî ve Muslim, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Kıyamet günü ashabımdan bir grup -veya 'üm-metimden bir grup 1 diye buyurdu- yanima gelirler. Fakat onlar Kevser Havuzu'ndan uzak-laştırılırlar. Ben, 'Allahım, bunla'r benim asha-bımdır!' derim. Allah, 'Sen, onlann senden sonra yap-tiklanni bilmiyorsun! Onlar, o ilk hâllerine (ca-hiliye dönemine)geri döndüler.' buyurur." İbn-i Esir, Cami'ul-Usul, c.ll, s.120, hadis: 7993. Sonuç Kur'ân ayetleri ve Hz. Peygamber'in sünneti, açık bir şekilde şu gerçeği gözler önüne sermektedir: Ashap ve Hz. Peygamber ile birlikte olma şerefine nail olan kimselerin tümü, aynı derecede ve aynı seviyede değillerdi. Onlann bir kısmı yaptıkları değerli hizmetlerle, İslâm fidanının kök salıp dal-budak atmasına katkıda bulunan temiz, takvalı ve şerefli insanlar iken, diğer bir kısımı, daha ilk baştan ikiyüzlülük yapan hasta kalpli ve günahkâr kimselerdi. Daha fazla bilgi için Kur'ân-ı Kerim'in Münafıkûn Sure-si'ne müracaat ediniz. Alıntı:
"Ты трус, ты вор, ты арменин!" А.С.Пушкин | |
|
| | #16 |
| Öğrenci Huzur Pınarı ![]()
Mesajlar: 15
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 6
Forum Gücü: 0 Forum Puanı:83 ![]() | sahabe kimdir
sehabenin en kisa tarifi Peygamber Efendimizi iman gözü ile görenlerdir yani müslüman olarak. Çünkü Peygamber Efendimizin en büyük düşamanı ebu cehil'de Peygamber Efendimizi gördü şimdi bu adamdamı sahabe.
|
|
| Mesaja teşekkür eden: | Jen (03-03-08) |
| | #17 |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 712
Teşekkür etti: 1.090
Teşekkür edildi: 680
|