| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Grup Lideri Antikapitalistler ![]() | Savaşlar İman Gücüylemi Kazanıldı Başlık yeterince açık olmuştur sanırım...Şuan üzerinde yaşadığımız toprakların her karesi dedelerimizin kanlarıyla yıkanmıştır,büyük mücadeleler sonucunda kazanılmıştır kanla yıkanan topraklar...Peki bu savaşlar İman gücüylemi kazanıldı ? o dönemde dedelerimizin yanında birde Gayri Müslim vatandaşlarda cephede dedelerimize kol kanat germişlerdir,özellikle Ç.kale savaşında Genel Kurmayında arşivinde kayıtlıdır 105 Gayrı Müslim de bu savaşlarda dedelerimizle birlikte hayatını kaybetmiştir. Ve Seyit onbaşı,dün akşam bi kanalda izledim Tayyip erdoğan diyorki o mermiyi,o kocaman mermiyi Seyit onbaşı İman gücüyle kaldırmıştır,İman gücü olmasa idi kaldıramazdı diyor,gerçekten İman gücünün yüksek olmasından olmuş olabilirmi ? Ama yine tarihe baktıgımızda M.Kemal Seyit onbaşıyı yanına çağırıyor ve o mermiyi tekrar kaldırmasını istediği zaman Seyit onbaşı cephede sırtlandığı mermiyi kaldıramıyor? Peki şimdi çok konuştun be Şiyar diyeceksiniz sormak istiyorum cephede milyonlarca insan şehit oldu bu topraklar için içlerinden sadece Seyit onbaşımı imanlıydı cephede savaş esnasında ki o mermiyi sadece Seyit onbaşı sırtlanmış ? diğerleri imansızmı oluyor ? yani kısacası yine başlığa döneyim Savaşlar İman Gücüylemi Kazanıldı ?Sessiz Sakin Bir Yer Bulsam Koysam Başımı Yalnızlığıma... |
|
| Mesaja teşekkür eden: (14 Kişi) | мєяνє (14-05-08), нѕуη (21-03-08), BigBang (22-03-08), DREWFOSTER (25-03-08), DR_GoKiSsS (20-03-08), Olimbera (20-03-08), p0lly (20-03-08), pavel (20-03-08), RAMSES113 (22-03-08), Samson (20-03-08), Sevda_Nehri (20-03-08), Snorland (20-03-08), Sodir (20-03-08), sonsuus (20-03-08) |
| | #2 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Mesajlar: 9.122
Teşekkür etti: 4.902
Teşekkür edildi: 9.339
Forum Gücü: 500 Forum Puanı:93865 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Çanakkale "İman" sız anlatılabilir mi? İstanbulspor’un renkleri neden sarı-siyah hiç düşündünüz mü? Elbette bu renklerin seçimi tesadüf değil ve elbette bir hikâyesi var. Hem de hazin bir hikâye. Prof. Dr. Cengiz Kuday anlatıyor: “1915 yılında İstanbul Erkek Lisesi, Galata’da Kemeraltı Caddesi’nde bugünkü Saint Benoit okulunun bulunduğu binadaydı. Çanakkale’ye vatan savunmasına katılan İstanbul Erkek Liseli öğrencilerden yaralananlar İstanbul’a dönüyorlar; yaraları okulda tedavi ediliyordu. Bu nedenle okulun taş duvarları hastane rengi olan ‘sarı’ya boyandı. Tedavi görenler tekrar Çanakkale’ye gitti. İstanbul Üniversitesi’ndeki ağabeyleri gibi… 19 Mayıs 1915 Çarşamba günü, Çanakkale Savaşları’nın tarihe en kanlı ve en kayıplı günü olarak geçti. Altı buçuk saat süren hücumun sonunda 2. tümenin çoğu öğrenci olan 10 bin askerinin tamamı eriyip gitti. Bu kanlı günün ardından savaşa gönüllü giden İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinin hiçbiri okullarına geri dönemedi. Okulun Karaköy binasının toplantı salonuna bu haber ulaştığında, okulun yaslı yöneticileri ve öğrencileri arkadaşlarının anısına tüm pencereleri matem rengine, ‘siyah’ renge boyadı. Sarı-siyah renkler, ilerde 1926 yılında İstanbul Lisesi’nin içinden doğan İstanbulspor’un da renkleri oldu.” Bu kadar da değil. Çanakkale’ye vatan savunmasına sadece İstanbul Erkek Lisesi (o zamanki adıyla İstanbul Leylî Sultanîsi) öğrencileri katılmaz. İstanbul Tıbbiyesinin öğrencileri de Çanakkale cephesinde saf tutar. Hatta Tıbbiye, kayıpları nedeniyle 1921’de mezun veremez. Hayatlarının baharında vatanları için rahatlarını bırakıp silah altına koşan gencecik fidanlar, Âkif’in tabiriyle ‘dünyada eşi olmayan’ bir zafer yaşatırlar vatanın evlatlarına. Kendilerini feda ederek… Çanakkale’de her milletten, her ülkeden insan vardı. Düşman saflarında da aynı trajediler yaşanıyordu. Onlar da birçok genç nesli kaybettiler savaşta. Çanakkale Savaşlarına başhemşire olarak katılan Safiye Hüseyin, 1935’te kendisiyle yapılmış bir röportajda bakın neler söylüyor: “Hastane haline getirdiğimiz Reşit Paşa vapurunda, muhtelif milletlerden yaralılar vardı. Almanlar, Avustralyalılar, cepheden topladığımız İngiliz yaralılar ve bizim yaralılarımız… Yüzlerce yaralının önümde öldüğünü gördüm. Hemen hepsi de, kendi dillerinde aynı kelimeyi sayıklayarak öldüler: Anne!” Hangi Çanakkale? Çanakkale Savaşlarının yeniden gündeme geldiği zamanları yaşıyoruz. Şu birkaç yıldır Çanakkale özellikle gündemimizde. Okullar geziler yapıyor Çanakkale’ye, programlar düzenleniyor, kitaplar yayınlanıyor, filmler çekiliyor… Bu ilginin müspet ve menfi olmak üzere iki cephesi var. Meselenin düğümlediği, üzerinde anlaşmanın sağlanamadığı esas soru şu: “Çanakkale Savaşları’nda imanın rolü ne idi? Savaş iman gücüyle mi kazanıldı, bilek gücüyle mi?” İmanın rolünü gözden çıkarmak ve Çanakkale’yi sadece bir askerî zafer olarak sunmak isteyenler, son zamanlarda ‘hurafe’ kelimesini de dillerine dolamış durumdalar. Onlara göre, Çanakkale’de gerçekleştiğine inanılan mucizevî olayların hepsi hurafedir. Çanakkale’de ‘akıldışı’ herhangi bir olay vuku bulmamıştır. Son zamanlarda Çanakkale’de bir ‘hurafe turizmi’ patlaması vardır. ‘İstismarcılar’, Çanakkale’nin ‘doğaüstü güçler’in yardımıyla kazanıldığını savunmaktadırlar… Çanakkale’yi ‘geçilmez’ kılan iman gücünü yok saymak için uydurulan yeni bir kelime hurafe. İşin enteresan ve garip tarafı şu ki, ‘hurafe’ kelimesinin kendisi bile, ait olunmak istenmeyen İslâm kültürüne ait! ‘Hurafe karşıtları’ kendi içlerinde böyle kafa karışıklıkları ve trajikomiklikler yaşarken, Çanakkale’de ne olup bittiğinin farkında olanlar için gencecik fidanların toprağa düşmesini de, onları okul sıralarından namlu altına süren kuvveti de, bu kuvvetin onların cılız vücutlarını üst üste yığarak tarihe kazıdığı muhteşem destanı da izah etmek zor değil. Onlar Çanakkale ruhunu tekrar yakalamak, Çanakkale’de toprağa düşenlere manevî borçlarını eda etmek için, buldukları her fırsatı değerlendiriyorlar. Yaptıklarına ve inandıklarına ‘hurafe’ diyenleri kıskandırırcasına, Çanakkale yollarına düşüyorlar… Çanakkale ‘değer’siz kılınırsa… Nedir Çanakkale’yi Çanakkale yapan, anlamlı kılan, her sene hatırlanmaya lâyık yapan değerler? Bu soruya, tarihte bir yolculuk yaparak cevap verebiliriz ancak: Bundan 90 sene öncesine, Çanakkale cephesine bir gitsek, 1915’lerin Çanakkale’sine, Arıburnu’suna, Conkbayırı’na, Zığındere’sine, Anafartalar’ına gitsek... Askerlerin arasına karışsak… Cepheleri dolaşsak… Yaralıların yaralarını sarsak Sargı Yeri’nde… Acaba ne görürdük? Göreceğimiz manzara nasıl olurdu? Hangi psikolojiyi sezerdik canını dişine takıp düşmanı püskürtmeye çalışan askerlerimizde? Acaba ne görürdük o insanların simalarında? “Neden buradayım”ların pişmanlıklarını mı, yoksa “Gün bugündür. Vatan için buradayım”ların gururunu mu? Savaşın sıkıntılarından başka hangi olumsuzlukları görürdük? Pişmanlık, minnet, korku görür müydük? Daha da yaklaşsaydık onlara, kalplerinin içine girmek, oralarda neler olup bittiğini görmek imkânına sahip olsaydık neyle karşılaşırdık? Ana ile, yâr ile, evlat ile beraber orada başka nelerin sevgi ve aşkını görürdük? Bütün soruların gelip dayandığı hakikat şu: Çanakkale, ölümü yaşamaktan daha güzel görenlerin, o anda vazifelerinin ölmek olduğuna inananların yazdığı bir destandı. Ama bundan da önemlisi, onlar, bunu kalplerindeki iman böyle emrettiği için yapmışlardı ve vatan toprağını çiğnetmemek için koşmuşlardı Çanakkale’ye. Çanakkale’yi tartışmadan evvelâ anlaşmak lazım: Çanakkale’yi sahiplenecek miyiz, sahiplenmeyecek miyiz? Çanakkale ‘bizim’ mi, değil mi? Eğer Çanakkale ‘bizim’ ise, onu bizim kılan değerler öne çıkarılmalı. Bu bir teklif değil, bir mecburiyet. Çünkü Çanakkale o değerlerden müteşekkil. O değerlerden soyutlayarak anlattığınızda Çanakkale’yi, hikâye de bizim olmaktan çıkıyor. Mesela, yakın zamanlarda çekilen ve gişe rekorları kıran “Gelibolu” belgeseli, “Çanakkale’yi hurafelerden arındırmak” kaygısıyla hazırlanmıştı. TRT’nin siyah-beyaz belgeselleri tadındaki yapımı izleyip de sinemadan çıktığınızda, içinizde bir tek “Yurdundan, yârinden, işinden-gücünden koparılmış, kandırılmış zavallı Anzak askerlerinin dramı” kalıyordu. Onların yazdıkları mektuplar, yaşadıkları acılar, çektikleri zorluklar vesaire. Projektörü ‘biz’e çevirdiğinizde ise, Seyit Onbaşılar, Ezineli Yahya Çavuşlar, yavrularını kınalayarak cepheye yollayan ve “sen sağ kalırsan ve vatan elden giderse, sütüm sana helâl olmasın” diyen dağ gibi analar görünüyordu. İman görünüyordu. Aşk görünüyordu… ‘Hurafe karşıtları’na bir çağrı Çanakkale Savaşlarını anlatırken ‘hurafe’lerden arınmak, Çanakkale’yi ‘akıldışı sebepler’le izah etmemek, akılcılığı temele yerleştirmek gerektiğini savunanlara küçük bir çağrımız var: Osmanlı Devletinin her yönden tükendiği o zor zamanda, öğrencileri okullarından, dervişleri tekkelerinden, kadınları evlerinden, hatta çocukları oyun-eğlencelerinden alıp cepheye süren gücün ne olduğunu izah etsinler. “İstanbul Leylî Sultanîsi” talebelerini, ana kucağına koşar gibi Çanakkale’ye koşturan sâikleri açıklasınlar. Ve en önemlisi: Bugünün talebelerini, lise ve üniversite öğrencilerini aynı fedakârlıklara ikna edebilmenin yolunu göstersinler. Yeni nesillere içinde şehit, şehadet, iman, Allah geçmeyen cümlelerle Çanakkale’yi anlatsınlar… Evet, onlar bunu başarabilsinler; söz, biz de o zaman ‘hurafe’lerimizden vazgeçeceğiz! Bizler, mazimizi yüreğimizde canlı tutacağız. Unutmamalıyız ki, mâzinin bittiği yerde, millet biter, insan biter, iz’an biter. Millet, târihinden ibârettir. Onu târihinden sıyırırsanız, geriye insan sürüsü kalır. Mâzinin devrettiği unsurların zenginliği nispetinde yeni eserler ve yeni nesiller canlı ve devamlı olur. Milletlerin bekâsı, hassas, duygulu ve seviye kazanmış bir kalbe sâhip olan nesiller yetiştirmekle mümkündür. Çocuklarına, Çanakkale destânını ninni yapan nesil, îmânına, milletine ve bütün maddî-mânevî değerlerine sâhip çıkacaktır. Osmanlının bu son ve muhteşem şahlanışı, hem emsalsiz bir kahramanlık sergisiydi, hem de kâbına varılmaz insanî fazîletler meşheriydi... Dedelerimizin savaşta düşmana gös*terdiği insanlık numûnelerini, biz barışta birbirimize gösterebilirsek; dünyayı daha merhametli kılabilmek için, çok önemli bir adım atmış olacağız. Nitekim bu merhamet, düşmanımız olan Çanakkale Karma Kolordu İngiliz Kumandanı General William Birdword’a dahi şu sözü söyletmiştir: “- Türk askeri kadar vatanı için gözünü kırpmadan ölen, savaş anında müthiş bir cesaretle fırtınalar estiren, yaralı düşmanını sırtında taşıyarak onu ölümden kurtaran bir asker yeryüzünde görülmemiştir.” Çanakkale’de cephe gerisi de, birçok insanî güzelliklerle doludur. Bunlardan birisini, dedesi Çanakkale’de çarpışmış bir Anzak olan üniversiteli genç kız, dedesinin ağzından şöyle anlatıyor: “−Türk siperleriyle çok yakındık. Gecenin orta yerinde ve aşağı-yukarı her gün aynı saatte, Türk siperlerinden bir ses yükselirdi. Öyle gür, öyle içli ve öyle dokunaklı bir sesti ki, dinlemeye doyamazdık... Bazen hafif bir esinti çıkar ve bu yanık nağmeleri başka yöne götürürdü. Biz, kulaklarımızı dört açıp daha iyi duymak için, neredeyse başımızı dışarıya çıkaracak hâle gelirdik. Gündüz savaştığımız insanın gece söylediği müziği dinlemek ve ondan etkilenmek, ne ilginç bir işti… Ama gerçekti... Bir akşam, konser saati gelmişti; ama, o alıştığımız ses duyulmuyordu. İkinci, üçüncü, dördüncü akşam, yine konser yoktu... Merak içinde kalmıştık. Türkçe bilen savaş muhabirine yazdırdığımız bir kağıdı taşa sarıp Türk siperlerine fırlattık. Bu kağıttaki iki cümle ile, konserin niçin kesildiğini soruyor ve selam yolluyorduk Türklere... Bir süre sonra, fırlattığımız taş siperimize atılmıştı. Yazılanı duyunca, hepimiz hüzne gömüldük: «−O arkadaşımızı, geçen hafta vurdunuz!»” Velhâsıl, hakîkî şehitler verildiği zaman, Rabbimizin izniyle zafer muhakkaktır. Lâkin ölenler, îmân ve vatan şuurundan mahrum iseler sonuç hezîmettir. İşte Çanakkale zaferi, düşmana ders ve aynı zamanda bu şerefli Türk gençliğine de fiilî bir nasihattir, tebliğdir... Çanakkale, tarihte müşahhas şehitlik mefhûmunun bir daha silinmez altın harflerle tarih defterine nakşedilmesidir. Bu şehitlerin kabirleri sîne-i millettir. Yine Mehmed Âkif ne güzel ifâde eder Ey şehîd oğlu şehîd, İsteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber!.. Taha KILINÇ |
|
| Mesaja teşekkür eden: (22 Kişi) | мєяνє (14-05-08), нѕуη (21-03-08), ๓єђ๓єt (23-03-08), ẶЙÐ_ЌùŹĠúŇî (20-03-08), antiterorES (28-07-08), BaRRaCuDa (14-04-08), BigBang (22-03-08), hazardmt (20-03-08), karahindiba (08-04-08), Kayıp_Şair (21-03-08), n!da (21-03-08), poor_youth (12-08-08), RAMSES113 (22-03-08), Samson (20-03-08), selucreh (22-03-08), Sevda_Nehri (20-03-08), Sk8er Boi (21-03-08), Snorland (20-03-08), spy_arif (15-04-08), Yσкє∂!¢! (20-03-08), YaGMuR_CiNi (20-03-08), ŞiYaR (20-03-08) |
| | #3 |
| Grup Lideri Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 20.090
Teşekkür etti: 15.490
Teşekkür edildi: 15.569
Forum Gücü: 443 Forum Puanı:185853 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | İmanlı olmak inançla alakalıdır Ve inancı olmayan insan hiçbir şeyi kazanamaz başaramaz. Evet İmanla kazanıldı ![]() Seni neden sevdiğimi düşündümde bulamadım Bir sebep olsun istedim öyle çoktu ki sayamadım Kaptırdım kendimi birsürü yalanlara Ama en sonunda anladım Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum |
|
| Mesaja teşekkür eden: (20 Kişi) | !s!s (20-03-08), нѕуη (21-03-08), ๓єђ๓єt (23-03-08), ẶЙÐ_ЌùŹĠúŇî (20-03-08), AяiηηA (21-03-08), agbar (24-03-08), antiterorES (28-07-08), J.Mengele (20-03-08), Kayıp_Şair (21-03-08), n!da (21-03-08), p0lly (11-08-08), poor_youth (12-08-08), RAMSES113 (22-03-08), Samson (20-03-08), Sevda_Nehri (20-03-08), tuanaa (31-03-08), Virane (22-03-08), YaGMuR_CiNi (20-03-08), _ŞizofreN_ (28-07-08), ŞiYaR (20-03-08) |
| | #4 |
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 1.104
Teşekkür etti: 1.183
Teşekkür edildi: 1.033
Forum Gücü: 37 Forum Puanı:16005 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | bence imanla bir alakası yoktur... inanmakla inançla alakası vardır... bir savaşı kazancagınıza inanmazsanız zaten kazanamazsınız... seve... omedya mına |
|
| | #5 | |
| Grup Lideri Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 20.090
Teşekkür etti: 15.490
Teşekkür edildi: 15.569
Forum Gücü: 443 Forum Puanı:185853 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
İman nedir en basitinden din ile alakalandırabileceğimiz bir olay Peki din nedir inanç değilmidir Kimi dinine inancıyla bağdaştırır kimi kendine olan güveniyle kimide silahlı gücüyle O zamanı gözünün önüne getirirsen dine olan inançtan daha büyük bir inanç gösterebilirmisin? İşte bu yüzden İmanla alakası yoktur demen doğru değil. ![]() Seni neden sevdiğimi düşündümde bulamadım Bir sebep olsun istedim öyle çoktu ki sayamadım Kaptırdım kendimi birsürü yalanlara Ama en sonunda anladım Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum | |
|
| Mesaja teşekkür eden: (12 Kişi) | нѕуη (21-03-08), ẶЙÐ_ЌùŹĠúŇî (20-03-08), antiterorES (28-07-08), BigBang (22-03-08), J.Mengele (20-03-08), p0lly (11-08-08), Samson (20-03-08), Sevda_Nehri (20-03-08), Sk8er Boi (21-03-08), spy_arif (15-04-08), YaGMuR_CiNi (20-03-08), ŞiYaR (20-03-08) |
| | #6 | |
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 1.104
Teşekkür etti: 1.183
Teşekkür edildi: 1.033
Forum Gücü: 37 Forum Puanı:16005 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
seyit onbasıdan bahsedildi iman gücüyle o yükü kaldırdı savaşta denildi... peki seyit onbasıya savaştan sonrada aynı yükü verseniz kaldırabilir mi? kaldıramıcagını hepimiz biliyoruz... o zaman şöyle bir durum ortaya cıkıo; savaş zamanı imanlıydı ondan sonra imansız oldu ya da imanı mı azaldı? hayır tabiki de ... ama sizin (bence) anlayamadıgınız şey, işi dine dayandırmak... bu cok yanlıs... çünkü müslümanlarda aynı allaha inanıo hristiyanlarda , belki o hristiyanların içinde tanrı ya baglılıgı çanakkale savasında savaşan müslümanların cogundan daha fazlaydı... kim bilebilir ki? inanç konusu ise... bu biraz geniş bir kelimedir... dini boyutuda vardır baska boyutlarıda... mesela sevgiline diyebilirsin; seni sevdigime inanıomusun... onun evet inanıom ya da hayır inanmıom demesi tamamen inançla alakalıdır ... inanç kelimesini tek bi yönden ele alamassınız... sizin dediğiniz anlamda bakarsak... ya da karsınızda ateistlerden bir ordu var ama silah gücü bakımından sizden cok üstün... siz onları yenebilirmisiniz? kim bilir belkide yenersiniz... bu imanla belli olmaz ama , bu savası kazanmaya olan inancınızla alaklıdır ve tabikide kaabiliyetinizde önemlidir... mesela abd vietnam savasında abd kazanamadı... bu vietnamlıların abd lilerden daha mı imanlı oldugunu gösterir? seve... omedya mına | |
|
| | #7 |
| Öğretim üyesi Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 1.041
Teşekkür etti: 1.405
Teşekkür edildi: 2.135
Forum Gücü: 65 Forum Puanı:29966 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 253 bin şehidin iNANCI, üstün vatan sevgisi,fedakarlık ruhu ile kazanılan Çanakkale Zaferi'nin emsalsiz bir tarihi zafer olduğunu Bilmeyenden Şüphe duyarım ..Mehmetçiğin Çanakkale destanını yazarken silah ve cephane eksiğini iman gücüyle telafi ettiğini bildiren Helvacılar, şunları söylemişlerdir.. ''Çanakkale Zaferi, sadece cesaret, yiğitlik, kahramanlık ve fedakarlık faktörlerinin sonucu değil, aynı zamanda yüksek manevi değerlerin destanıdır..." Bu duyguyu daha yogun hissetmek için Çanakale'yi şehitlerimizi ziyeret etmek gerekir ayrıca bu atmosfer Çanakkale şuurunu ve Çanakkale ruhunu canlı tutmak ve o şuurdan kopmamak için yeterli gelecektir ...253 bin Mehmetçiğimizi saygı ve şükranla anıyorum... ![]() |
|
| | #8 | |
| Grup Lideri Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 20.090
Teşekkür etti: 15.490
Teşekkür edildi: 15.569
Forum Gücü: 443 Forum Puanı:185853 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
kazanabildilermi yada savaşmaktan vazgeçtilermi? Onlarda inançla saldırdı karşısında daha çok inanan vardı. Yukarıda bahsedilen savaşları ele alarak veriyorum ben cevabımı. Diğer yönüyle ele bile almadım O savaşlarla ilgili türlü rivayetler ve inanışlar vardır savaşı kazandırabilecek hakim bir tepeyi ele geçirmek isteyen düşman taburunun yok olması. Düşman askerlerinin gördüğü söylenen sarıklı süvariler. Zaten silah gücü olarak bizden çok üstün değillermiydi yada sayı olarak? Evet Abd askeriyle Vietnam askeri arasındaki farkı düşün biri ne için savaşırken diğeri ne için savaşıyordu. Biri ölümüne biri çıkar uğruna. Her savaş imanla kazanılıyor demiyorum ki... Savaşa girerken Allah yardımcımız olacak inancı yada Şehitlik mertebesinin önemi Müslümanlar için çok önemlidir diğer hiç bir dinde buna karşılık bir mevki duymadım ![]() Seni neden sevdiğimi düşündümde bulamadım Bir sebep olsun istedim öyle çoktu ki sayamadım Kaptırdım kendimi birsürü yalanlara Ama en sonunda anladım Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum | |
|
| Mesaja teşekkür eden: (5 Kişi) | antiterorES (28-07-08), Samson (20-03-08), Sevda_Nehri (20-03-08), ~sebofan_memo~ (20-03-08), ŞiYaR (20-03-08) |
| | #9 | ||
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 1.104
Teşekkür etti: 1.183
Teşekkür edildi: 1.033
Forum Gücü: 37 Forum Puanı:16005 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
madem imanla alakalı o zaman viyanayı neden fetedemedi osmanlı? onlardan daha imanlı degilmi osmanlı? herşeyi dine dayandırmanız (bence) sizin en büyük yanlısınız... kendin demişsin ama diger yönüyle ele almadım bile, alman lazımdı tarafsız bir yorum için bence... çanakkale savası ile ilgili olan seyler konusunda ceşitli rivayetler var dedin... bu senin kendi düşüncen buna laf etme hakkım yok... herkes kendi düşüncesinde özgürdür... bikeresinde bir arkadasım anlatmıstı bana çanakkale savasında savasanlardan bazılarının kafalarının kesik oldugunu söylemişti... rivayet dedi... gercekten öyle bir rivayet varmı bilmiom ama bana inanması zor, abestle iştigal gelio... diger savaşlarla ilgili olarak; bu tamamen strateji meselesidir... vietnam gerilla taktigi kullanarak biraz da zekasını kullanarak bu savası kazanmıstır... yerin altından tüneller kazıp birbirlerine yiyecek silah yardımı yapmak iman degil zeka ve kazanma inancından kaynaklanan bişey... Alıntı:
savaşlarda cok uygulanan bişeydir... sen benden cok güçlüsündür belki ama ben seni pusuya düşürür öldürürüm... olamaz mı? seve... omedya mına | ||
|
| Mesaja teşekkür eden: | ŞiYaR (20-03-08) |
| | #10 | |
| Grup Lideri Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 20.090
Teşekkür etti: 15.490
Teşekkür edildi: 15.569
Forum Gücü: 443 Forum Puanı:185853 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
Filistin - İsrail gözümüzün önünde zaten. Yukarıda bahsedilen savaşlarla ilgili benim söylemlerim. Arkadaşının sana anlattığı şey, sen inanmadığın(dini olarak söylemiyorum) için abestle iştigal geliyor. Ama inanana da bişey diyemeyiz. Her savaşın kazanılmasında gerekli şeyler vardır. Silah, adam, strateji gibi ama hiç biri ölmeyi onur sayan inançlı bir insandan daha faydalı değildir. Yukarıda sözü geçen savaşlarda hangisi ön plandaydı sen de biliyorsun ![]() Seni neden sevdiğimi düşündümde bulamadım Bir sebep olsun istedim öyle çoktu ki sayamadım Kaptırdım kendimi birsürü yalanlara Ama en sonunda anladım Seni sen olduğun için çok, çok seviyorum Bu sevgiyi sende bulduğum için yaşıyorum | |
|
| Mesaja teşekkür eden: (3 Kişi) |
| | #11 |
| Öğretim üyesi Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 1.093
Teşekkür etti: 1.343
Teşekkür edildi: 1.227
Forum Gücü: 23 Forum Puanı:8779 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | geçmiş zamanlara dönelim bakalım...bedir savaşı gibi savaşlara...sonra Hasan Sabbah ın fedailerine...kabaca 10 kişilik bir topluluğun 100 kişilik bir topluluğa karşı üstünlük kazanmasına...bunlarda bana göre büyük bir inanç vardı...sonsuz bir inanç...kazanacaklarına emin olma hissi vardı...ölmek bile bir kazançtı onlar için...şehit olmak gibi çok büyük bir rütbeye sahip oluyorlardı...ve bu yüzden kendilerine verilen fırsatı sonuna kadar en son güçlerine kadar kullanıyorlardı... hani diyoruz ya futbol için bunlar maça inanmamışlar...topa kafalarını sokmuyorlar diye... bu kazanma inancı her şeyden üstün gelmiştir... şimdi birde zamanımıza dönelim inanç neye yarıyor... savaş kazandırıyor mu...yoksa uçaklardan güle oynaya bombaları yere bırakan insanlarda sonsuz bir inanç mı var...yerdekiler istedikleri kayayı kaldırsınlar şimdi neye yarar... zaman ilerledikçe gelişen teknoloji bazı şeylşeri geçti...artık bir insan bile binlerce iman gücü bulunan insana karşı tek başına savaşı kazanacağını hissettirirken...inançlılar ise kazanma hissini kaybediyorlar... sonuç olarak hayır iman gücü ARTIK savaş kazandıramaz... ![]() Dostluklar kurulsun insanlar gülsün barış güvercini uçsun dünyada... |
|
| Mesaja teşekkür eden: | ŞiYaR (20-03-08) |
| | #12 |
| Rektör Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 7.271
Teşekkür etti: 3.152
Teşekkür edildi: 3.015
Forum Gücü: 94 Forum Puanı:33555 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Allah'ın yardımıyla,askerlerimizin aslan gibi yüreğiyle ve imanımızla kazandık o savaşları...
![]() Kan kokusunu özler misin? пиперуда обичам те |
|
| Mesaja teşekkür eden: (3 Kişi) |
| | #13 | ||
| Dekan ![]()
Mesajlar: 5.942
Teşekkür etti: 2.738
Teşekkür edildi: 2.976
Forum Gücü: 124 Forum Puanı:50912 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
imanlı bir insan için yenilse de yense de kendisi galiptir, önemli olan elinden geleni yapabilmektir. İslam tarihindeki savaşlara bakılırsa asker ve komutanların "biz zaferle değil seferle mükellefiz" inancı ile hareket ettiklerini görürüz. Yukarıda da arkadaşlar bahsetmiş; bir orduyu veya gurubu daha kuvvetli yapan şeylerden biri inançtır. Fakat inanlardaki inanç ile inanmayanlardaki inanç arasında çok ince fakat büyük bir farklılık vardır. Bu fark, inananların, sonuç ne olursa olsun, ellerinden geleni yapmışlarsa, ilahi bir huzur içinde olmalarıdır. İnananlarda savaşmak iki kısıma ayrılır; birine küçük cihad derler, diğerine büyük cihad. Büyük cihad insanın kendi ile verdiği mücadeledir.Galip olarak dönülen bir seferden sonra Allah Rasûlü ordusuna, “Şimdi, küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz” demişlerdir. Büyük cihadın ne olduğunu soran sahâbeye de, “Nefisle mücâdele” cevabını vermişlerdir. Çanakkale savaşında bulunan kişilerin inancı iman idi. Bundan şüphesi olan, şehit olmadan dakikalar önce namaz kılarken çekilmiş atalarımın fotoğrafına baksın ki bu sadece delillerden bir tanesi. Seyit Onbaşı o mermiyi kaldırırken imanlı imiş, sonra imansızlaşmış mı? Seyit onbaşının o mermiyi kaldırması iman gücü ile anlatılır, gerçekte bu Allah'ın yardımıdır. Allah elinden geleni yapıp artık gücü kalmayan kuluna yardımını gönderir. Bu tür olaylara dini tarih kadar resmi tarihte delildir. Alıntı:
Alıntı:
konuyla bağlantısı olan bir hikayeden bir bölüm: "Gaipten bir ses şefkatle cevap verir: �Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim ve sen de yapmıştın. Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Kolların daha da güçlendi, pazuların büyüdü. Sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi. Bacakların kalınlaştı ve kuvvetlendi. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı |