DownLoaduc
Zamansız Tartışma Platform  Meydan  İnanç tartışmaları

Anket Sonuçlarını Göster: Tesadüf diye birşey varmı?
Hayır hiçbir şey tesadüf eseri değildir.. 54 65,06%
Tesadüf vardır,mümkündür.. 27 32,53%
Bilmiyorum,emin değilim 2 2,41%
Oylayanlar: 83. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
Konu Seçenekleri
Eski 08-12-07, 21:46 Çevrimdışı   #1
Asistan
Genç Kuvvet
 
hazardmt - ait Avatar
Genel Mesajlar: 293
Teşekkür etti: 91
Teşekkür edildi: 119
RepForum Gücü: 6
Forum Puanı:1308
hazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuş
Ruhsal Durumum:
Soru Sizce Tesadüf Mümkünmüdür

Tesadüf Mümkünmüdür Sizce....?

Yani ben;örneğin insan gözünün yapısını incelediğimde onda tesadüfen meydana gelmiş olabileceğine dair hiçbir şey görememe karşılık bu organın herbir ayrıntısında ayrı bir özellik ve muazzam bir yaratılış harikası görüp onun ancak mutlak bir kudret olan Allah tarafından yaratıldığını anlıyorum..

ve de değerli bir insanın bu konu hakkındaki görüşlerini paylaşmak isterim
Alıntı:
Neyin nasıl olacağının, en büyük canlıdan en küçük canlıya kadar daha baştan şifrelenmiş bulunmasını; bir baş döndürücü program içinde (DNA) ve (RNA)'ya en akıl almaz vazifelerin gördürülmesini; en küçük ve basit üniteden en komplikesine kadar her canlı bünyede fevkalâde mükemmel işleyen bir hiyerarşiyle her şeye en düzenli şekilde hizmet ettirilmesini rastlantılarla mı izah edeceğiz? Yoksa olup biten bunca işi, kafa kafaya vererek anlaşmış atom parça ve parçacıklarına mı vereceğiz? Bir bilgisayar dahi, önceden kendisine şifre edilen bir programla çalışırken, bu minik parçacıkların bu kadar harika işleri kendi kendilerinin yaptığına imkân ve ihtimal verilebilir mi? Böyle bir ihtimali mevcut ilimlerle telifimiz nasıl mümkün olacaktır? Muhalfarz, madde platformunda böyle bir şeye "evet" dense bile, çok komplike olan canlıların yapısındaki aşılmazlar nasıl aşılacaktır?

Kuş kanadı kalem olsa..
Ah Yazılmaz benim derdim
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (3 Kişi)
bandobras (09-12-07), MiD_NiGhT (16-03-08), Redkid (09-12-07)
Eski 09-12-07, 03:28 Çevrimdışı   #2
Doçent
Düşünürler grubu
 
BigBang - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.569
Teşekkür etti: 2.854
Teşekkür edildi: 2.888
RepForum Gücü: 107
Forum Puanı:46819
BigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazBigBang tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
TESADÜF Ve KAOS
M. Adnan HASBİOĞLU
MATEMATİK VE FİZİK TEORİLERİ NEDİR?
‘Çok farklı matematik teorileri arasında ilgi çekici münasebetler vardır. Bir teori içerisindeki kavramlar başka bir matematik teorisi içinde açıklama bulabilir ve bu durum, yeni, faydalı ve daha başka bakış açılarına kapı açar. Matematikte derin bir Vahdet’(unıty) vardır”
"İşin doğrusu fizik, matematik ile çok yakından alakalı, ama aynı zamanda bir hayli de farklıdır. Fiziğin gayesi çevremizdeki dünyadan manalar çıkarmaktır. Eğer bir fizikçi iseniz, her şeyi birden anlamaya çalışmaz, onun yerine, kâinatı incelemeğe en küçük parçalardan başlar, önce bir parçayı inceler ve bunu bir matematik teorisine oturtmaya çalışırsınız.”
“Bir fizik teorisi bir matematik teorisinin fiziki bir hakikat üzerine bina edilmesiyle elde edilir... Matematik içindeki vahdet, farklı matematik teorileri arasındaki mantıki münasebetlerin varlığından ileri gelmektedir. Fiziki teorilerde ise, böyle bir münasebetin bulunması şart değildir. Şu kadar ki bu teorilerde de belli bir vahdet söz konusudur. Çünkü bütün fizik teorileri de, temelde tek tek aynı hakikatı ifade eder”

KÂİNAT BİR KAOS GİBİ GÖRÜNSE DE, ASLINDA ÇOK İNZİTAMLI BİR SİSTEMDİR

Bir boru içerisinde akan suyun akış profilinden tutun da, bulutların hareketlerine kadar birçok sistem, son derece kompleks ve işleyişi önceden kestirilemez bir yapı sergilemektedir. Bu noktada sorulan soru şudur: ‘Kaos’ gibi görülen bu kadar ‘kompleks’ sistemleri tesadüfler ve ihtimaliyat hesapları ile açıklamak mümkün müdür? Yoksa, bize çok karmaşık gelen bu sistemler; tesadüflerin elini uzatamadığı belli kanunlara mı dayanmaktadır?”

‘Kaos’ ismi, önce Maryland Üniversitesi’nde uygulamalı matematik sahasında çalışan Jim Yorke tarafından ortaya atılmış, daha sonra ise, ‘kaos’ denilen şeyin, aslında başlangıç şartlarına çok bağımlı sitemlerin zaman içerisinde çok karmaşık bir görünüm sergilemesi olduğu fikri yaygınlaşmıştır. Burada bilardo toplarının bilardo masasında izlediği yol, meseleyi açıklamada bir misal olarak verilmektedir. Birbirine son derece yakın hızda iki bilardo topunun harekete geçirildiğini düşünelim. Farklı zamanlarda harekete geçirilen bu toplar, bir süre hemen hemen aynı rotayı takip edecek, fakat bir müddet sonra, toplardan önce yola çıkanın çarptığı bir başka topu, yola daha sonra çıkan top ıskalayacaktır. Neticede bu toplar, değişik yörüngelerde başka başka toplara çarparak ve yön değiştirerek hareket edecek ve adeta hareket yön ve şekillerini tespit etmek imkânsız hale gelecektir.

Topların baştan harekete geçirildiğini görmeyen birisi, onların kendi başına ve bağımsız hareket ettikleri sonucuna varacaktır. Çünkü, aslında harekete geçirmeyle belli kanunlar çerçevesinde yol alan topların ortaya koyduğu sistem, karmaşık ve iç parametreleri birbirinden tamamen bağımsız bir sistemmiş intibaı vermektedir. Bir de, masa üzerinde çok fazla topun bulunduğunu düşündüğümüzde, aslında ilk şartlara ve belli kanunlara çok bağımlı olan bir sistem sanki bir ‘kaos’muş gibi görünecek ve biz, bu sistemi tesadüflerle izaha kalkıp, ihtimaliyat hesaplarıyla modellemeye çalışacağız.
GENLERİN TAŞIDIĞI BİLGİ
Diyelim ki karşımızda biri si yazı tura atıyor ve biz onun nasıl yarı tura attığını görmüyoruz. Burada, paranın yazımı tura mı geldiğini bilmemiz, sadece şansa ve rastgele yapılacak tahminlere bağlıdır eğer be/kil bir formül veya metod çerçevesinde bir tahminde bulunabilirsek, ancak bu takdirde tahminimizde doğru çıkma şansımız yükselecektir.

Kâinatla genler veya hayat arasında çok sıkı bağlar vardır. Eğer, yukarıdaki misalde olduğu gibi kâinat ihtimal hesaplarına ve tesadüflere bağlı olmuş olsaydı, her bebeğe yerleştirilecek genlerin kâinatla münasebeti, yazı tura belirsizliğinden ibaret olurdu. Bu durumda, her çocuğa onu başkalarından ayrı sima, ayrı karakter, apayrı hususiyetler kazandıracak genler yerleştirmenin ihtimal nisbeti, herhalde 10 üzeri sonsuzdan daha aşağı düşmezdi. Hâlbuki gerçek hiç de böyle değildir. Hemen her doğan bebek, kendine has apayrı hususiyetleriyle kâinata ve hayata tam bir uyum sağlamakta ve ilahi yaratılış belirlemesinden değil de, sonradan kazanılan çok özel şartlar dışında, hiçbir kaide dışılık görülmemektedir. Bu da, kâinatın mükemmel bir düzen ve sistem içinde işlediğinin apaçık bir ispatıdır.

Tesadüf ve kaos birbiriyle ilintili sözcüklerdir..Yukarıda bilimin ışığında baktığımız tesadüf belki de demek istenen aşağıdaki şekliyle tartışılmak istenebilir...

"Doğu Anadolu ya giden şehirler arası bir otobüs geceningeç saatlerinde yolda bir adamın otobüse binmek amacıyla amacıyla el kaldırıp durmasını istiyor.

Şöför kapıyı açınca yolcu birazcık beklemesini,ailesini alıp geleceğini söylüyor.O arada şöför kafasını direksiyona dayayıp uyuyor.Aradan zaman geçiyor ve yolcu geri dönmüyor.

Yolcular sabırsızlanıp yolcunun gelmeyebileceğini söyleyip şöförün hareket etmesini söylüyorlar.Fakat şöförün hareketsiz öylece kalakaldığını görüyorlar ve şöförün öldüğü anlaşılıyor. Sizce bir tesadüf mü?"(alıntı)


  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (9 Kişi)
๓єђ๓єt (06-04-08), bandobras (09-12-07), hazardmt (09-12-07), MiD_NiGhT (16-03-08), RAMSES113 (19-03-08), Samson (23-03-08), saroth (10-12-07), Warmonger (09-12-07), Yσкє∂!¢! (09-12-07)
Eski 09-12-07, 05:30 Çevrimdışı   #3
Doçent
Kemalistler
 
KartofeL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.785
Teşekkür etti: 2.649
Teşekkür edildi: 3.506
RepForum Gücü: 38
Forum Puanı:12486
KartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmış
Kaos konusunu BigBang arkadaşım iyi açıklamış. Tesadüfle kaosun bağlantı noktası ise tesadüfün hiçbir kurala, düzene uymadan rastgele seçilen değerlerin verdiği sonuçlar olarak özetleyebiliriz. Gerçi bilim insanları bu olaya tesadüf değil olasılık adını vermektedir, ancak yine de bu açıdan bakmalıyız.

Belki de bilimin tesadüfi değerlerle en çok suçlanan dalı, hepinizin ilk başta söyleyebileceği gibi evrimdir. Zaten belli ki bu konu başlığı, örnek olarak gözü seçerek bu amaçla açılmış.

Gelelim bir evrimbilimcinin cevabına. Herşeyden önce, evrimciler tesadüf sözcüğünü reddetmekteler. Diyelim ki her parçadan yalnız bir tane almak şartıyla, size bir bilgisayar toplama şansı veriliyor, ve siz bilgisayarlar hakkında hiçbirşey bilmemektesiniz.

İlk yapacağınız şey, parçaları teker teker denemektir. İlk önce anakartlar arasından beğendiğiniz bir taneyi seçersiniz. Sonra ona uygun ramlerden ve işlemcilerden seçip bir performans testi yaparsınız. En iyi performansı aldığınız sete bir de ekran kartı takar ve tekrar performans testinden geçirirsiniz. Buna bilimde "deneme - yanılma metodu" adı verilir. Taki en iyi performansı aldığınız en iyi sistemi toplayıncaya kadar. Sonra bu çabanın keyfini sürersiniz. Bu konudaki bilgi dağarcığınız da bu denemeler sırasında iyice gelişmiştir.

Şimdi bizim bu koskoca deneyde tesadüfen seçtiğimiz tek şey anakarttır. Bu test süreçleri sona erdiğinde de halen yeterli performansı alamamışsanız anakartları teker teker test edebilir, yeni varyasyonlar deneyerek daha iyi bir sisteme ulaşmak isteyebilirsiniz. Bu iş tümüyle zaman problemidir, yeterki size yeterli süre verilsin.

Bilimde olasılık hesapları ve tesadüflerden ancak bu kadar sözedilir. Bunu herhangi bir yazılı parçadan da anlamak tam olarak mümkün değildir; herşeyden önce mantığını kavramak gereklidir.

Biyolojik yapılar da, yukarıda verdiğim örnek gibi devamlı bir test sürecinden geçmektedir. Bunu ise mutasyon dediğimiz değişimlerle sağlarlar. Bir mutasyon, genetik materyaldeki değişim demektir. Genetik materyal ise daha küçük olan genlerden; genler ise daha küçük yapıda olan nükleotidlerden oluşur. Mutasyonun çeşitli halleri vardır:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mutasyon internet sitesinden araştırmanızı yapabilirsiniz.

Bizim için evrimde en önemli olan mutasyon çeşidi ise nokta mutasyonlardır. Bu mutasyonlar sayesinde tek bir gen durumdan etkilenir ve değişikliğe uğrar. Oluşan yeni genin etkisi, diğerine göre daha yararlı, daha zararlı ya da etkisiz olabilir.

Peki bunun evrimde ne önemi var? Az önce topladığımız bilgisayarı hatırlayın. Size yeni parçaların verildiğini düşünün, eğer isterseniz bunlardan istediğinizi seçip, eski parçanızla değiştirebilirsiniz. Sizin tercihiniz yine performans testi ile sağlanacaktır. Eski bilgisayarınızdan daha iyi performans veriyorsa, yeni parçalardan istediğinizi eskisi ile değiştirebilirsiniz. Bu sayede bilgisayarınızın performansı artar.

Evrimde de yeni genler aynı etkiye sahiptir. Oluşan yeni bir gen, türün özelliklerini daha iyi ya da daha kötü hale getirebilir. Bu da türün yapısını değiştirebilir.

Yine bilgisayar örneğine dönelim. Aradan iki yıl geçmiş, ve halen daha sizin istediğiniz parçayı istediğiniz parça ile değiştirmenize izin vermekteler. Farkedeceğiniz ilk şey, bir süre sonra bilgisayarınızın ilk topladığınız bilgisayarla hiçbir ortak parçası olmamasıdır. Tamam, bütün parçalar aynı işi yapmaktadır. Ancak artık bilgisayarınızdan kat kat fazla verim almakta olduğunuz gerçeğini perdeleyemez.

Yani evrimde yaşanan basamak basamak gelişim, bir süre sonra neredeyse tüm genleri etkilemiş ve türün son hali ile ilk hali arasındaki fark oldukça açılmıştır. Hatta organizmanın tümüyle farklı bir tür olduğunu bile farkedebilirsiniz. İşte buna evrim, değişen genlere ise mutasyon denmektedir.

Ve farkettiğiniz üzere tesadüften eser yoktur. Size uygun parçalar verilmiş, siz ise deneyerek tercih ettiğiniz parçalardan kendinize bir sistem oluşturmuşsunuzdur. Bunun en büyük kanıtı ise GÖZ'dür.

Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak, gözün muhteşem mekanizmasından bahsetmek abes kaçacaktır. Evet, göz çok komplike bir organdır, ancak o da bilgisayar gibi parça parça gelişmektedir.

Peki evrimciler, tüm Dünya'da bahsedildiği gibi gözden bahsedildiğinde küçük dillerini mi yutarlar, yoksa tümüyle açıklayabilecekleri bir yapının konusu açıldığı için mutluluk mu duyarlar? Gelin cevabı araştıralım.

Gözün tarihsel gelişimine bakarsak, ilk olarak tek hücreli canlılarda görülen ışığa duyarlı pigmentlerin verdiği tepkiyle başlanmalıdır. Bazı moleküller üzerinde ışığın çok önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bir enerji birimi olduğu için ışık, bazı molekülleri uyarabilir ve bu moleküllerin parçalanmasına sebebiyet verebilir. Ki Dünya'da bu tarz moleküller, Klorofilden titanyum dioksite kadar çok çeşit ve karmaşıklık içerebilir.

Gelelim ilk organizmalardaki ışığa duyarlı pigmentlere. İlk hücrelerde oluşan artıkların yada mutasyon sonucu oluşmuş ürünlerden bazıları, ışığa tepki verir. Bunun sonucunda, hücre bu genetik bilgiden ışık kaynağı olan Güneş (ki bu canlılar doğduğunda yüksek radyasyon nedeniyle oldukça tehlikeliydi), lav akıntıları gibi ışık kaynaklarından korunmakta kullanmışlardır.
Örnek: Öglena'ların Stigma olarak adlandırılann gözbenekleri

Bir süre sonra ışık kaynağının varlığı ya da yokluğundan, ışık kaynağının nerede olduğunu farketmeye yönelik bir davranış geliştirmişlerdir. Bu çok basit bir şekilde oluşmuş bir fincanı ya yarımküreyi andıran bir girinti sayesinde sağlanmıştır. Bu sayede bu yarımkürenin hangi noktasına ışığın vurduğundan yola çıkarak ışık kaynağının nerede olduğunu yaklaşık bir sonuçla bulabiliriz.
Örnek: yassısolucanlar

Ancak halen bir sorun vardı; netlik. Bu girintiye gelen yüksek miktardaki ışık, ışık kaynağının yerini tam olarak belli etmese de yaklaşık bir sonuç vermekteydi. Işığın kaynağının girdiği deliğin küçülmesi ise, bu işin tek çözümü gibi görünmekte. Bunu da baştaki açıklığı görebilmek için bir iğne deliğine kadar sürdürmüş olma olasılığı oldukça yüksek görünmekte. Bu sayede iğne deliği kamerasına benzer bir sistemle karşı karşıya kalırız.

Bundan sonraki sorun, göze giren ışığın yeterli olmaması ve bu ışığın tek bir noktada toplanmasının zorluğudur. Bunun için iki sistem aklımıza gelir:
1) Ya retinayı odak noktasına taşıyacaksınız: Yani gözü eğip bükerek retinenın bulunduğu yeri sabit olan orak noktasına taşıyarak görüntüyü retina üzerine taşıyacaksınız
Örnek: Nautiluslar

2) Ya da gözbebeği ile retinanın arasına şekli değiştirilebilen bir mercek yerleştirerek odak noktasını değiştirecek ve görüntüyü sabit olan retinaya düşüreceksiniz.
Örnek: İnsan gözü.


http://www.youtube.com/watch?v=lEKyqIJkuDQ
Bu yukarıdaki videoda, gözün evriminin basamaklarını animasyonla görebilir,
http://www.youtube.com/watch?v=2ybWucMx4W8
Bu videoda ise gözün evrimindeki etkenlerin değişimini kendi gözlerinizde adım adım görebilirsiniz.

Sanırım yukarıda verdiğim bilgisayar örneği size bilimdeki tesadüfiliği anlatmamda yardımcı olarbilir.

Başar Demirsoy.
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (9 Kişi)
acü (12-01-08), bandobras (09-12-07), BigBang (10-12-07), DREWFOSTER (13-12-07), HANNİBAL (05-02-08), MiD_NiGhT (16-03-08), mvovh (31-01-08), saroth (10-12-07), Warmonger (09-12-07)
Eski 09-12-07, 12:09 Çevrimdışı   #4
Asistan
Genç Kuvvet
 
hazardmt - ait Avatar
Genel Mesajlar: 293
Teşekkür etti: 91
Teşekkür edildi: 119
RepForum Gücü: 6
Forum Puanı:1308
hazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuş
Ruhsal Durumum:
Alıntı:
KartofeL´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
2) Ya da gözbebeği ile retinanın arasına şekli değiştirilebilen bir mercek yerleştirerek odak noktasını değiştirecek ve görüntüyü sabit olan retinaya düşüreceksiniz.

Benim anlayamadığım sürekli şu sanki insan veya canlılar kendini geliştiriyor gibi laflar etmen yani o milyonlarca yıl önceden beri kendini geliştirebilen insan teknolojinin doruklarındaki günümüzde neden kendi bedeni üzerinde bir değişiklik yapamıyor...?


Dahası bu gelişme safhalarından bahsetmişsin bu durumda ara dönemlerde hiç göremeyen canlılar ortaya çıkardı ve de şu evrimde bahsedilen güçlü olan güçsüzü yok eder prensibiyle kör canlıların neslinin tükenmesi gerekmezmiydi yani bu durumda güya! gözünü geliştirmeye çalışan canlıların tamamının neslinin tükenmesi gerekmezmiydi

Kuş kanadı kalem olsa..
Ah Yazılmaz benim derdim
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
Yσкє∂!¢! (09-12-07)
Eski 09-12-07, 19:13 Çevrimdışı   #5
Rektör
Huzur Pınarı
 
Yσкє∂!¢! - ait Avatar
Genel Mesajlar: 6.760
Teşekkür etti: 2.212
Teşekkür edildi: 3.209
RepForum Gücü: 102
Forum Puanı:38915
Yσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ruhsal Durumum:
insanlar degişime ugradı bu bir gerçek fakat evrim yani başka türden oluşmadı..
bunun kanıtları daha önce insanlar çok uzun yaşıyordu şimdi ömürleri kısaldı...
Ad kavmi helak olan bir kavimdi ve boylarının ve omuzlarının çok uzun oldugu söylenir dagları oyarak kendilerine saray ve ev yapmıilardı şimdi insanlar bakın ne halde gittikçe küçülmekte
degişim gelişim bu şekilde oldu acaba daha fazla geliştikmi yoksa daha fazla köreldikmi onu ben bilemiyorum

Ö(lürsem)S(ebebi)S(ensin)




Kristallnacht
Sanmam Kurt Adam Angolosakson Rüyasi
Gidin Sorun Belki De Kendisi Akinci Dölü
TÜRK Oglu Türktür
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-12-07, 19:55 Çevrimdışı   #6
Doçent
Kemalistler
 
KartofeL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.785
Teşekkür etti: 2.649
Teşekkür edildi: 3.506
RepForum Gücü: 38
Forum Puanı:12486
KartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmış
Alıntı:
hazardmt´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster

Benim anlayamadığım sürekli şu sanki insan veya canlılar kendini geliştiriyor gibi laflar etmen yani o milyonlarca yıl önceden beri kendini geliştirebilen insan teknolojinin doruklarındaki günümüzde neden kendi bedeni üzerinde bir değişiklik yapamıyor...?


Dahası bu gelişme safhalarından bahsetmişsin bu durumda ara dönemlerde hiç göremeyen canlılar ortaya çıkardı ve de şu evrimde bahsedilen güçlü olan güçsüzü yok eder prensibiyle kör canlıların neslinin tükenmesi gerekmezmiydi yani bu durumda güya! gözünü geliştirmeye çalışan canlıların tamamının neslinin tükenmesi gerekmezmiydi
1) İnsan kendisini halen daha değiştirmekte. Bunun da çok açık belirtileri var. Örneğin bağışıklık sistemimiz çiçek hastalığına direnç göstermeye başladı. Eğer biraz araştırırsan, 1900'lerin başında, çiçek aşısı olmamış bireylerin çiçek hastalığına karşı tepki gösterebildiklerini görüyoruz. 1940'larda kanıtlandı, 1970'lerden itibaren çiçek aşısı gereksiz görülmeye başlandı.

2) Teknolojik bilgi kendini değiştirmek yerine çevreni değiştirmeye yarayan bilgidir arkadaşım. Yani biz, hasta olmamaya çalışıyoruz, hastalıklara direnç göstermeye değil. Aynı şekilde, kullandığımız araçların şekillderini ken bedenlerimize uygun hale getirmeye çalışıyoruz, onların bizim bedenimizi şekillendirmeleri için rahatsızlık uyaran bir sistem yapmıyoruz. Bu nedenle de evrim hızı düşmekte..

3) Evrimsel aşamalar, tümüyle çevresel etmenlere bağlıdır. Herhangi bir özellik, bulunduğunuz çevreye uyumlu değilse, ne kadar güzel bir özellik olursa olsun, kullanamadığınız için gereksiz ve kötü bir özellik haline gelecektir. Ara safhalarda neden göremeyen bir yapı oluşsun ki ayrıca, adımlar çok basit bir şekilde anlatılmakta. Düz bir yapının ovalleşmesi için o yapının o özelliğini tümden kapatması mı gerekir? Ya da gözbebeğinin önündeki saydam kısma su pompalanması o gözü görmez yapmaz ki? Sadece görüşteki buğu giderilmiş olur.

Bu düşünceye nereden takıldın onu anlayamadım. Çünkü bir canlının görüşünün engellenmesi için o canlının reseptör hücrelerinin engellenmesinin, yada ışık yolunun kapatılmasının gerekli olduğunun farkındasındır umarım. Hangi aşamada bunlardan herhangi birinin olduğunu gösterirsen sevinirim.

Yani, bu durumda, Güya(!) gözü evriminde mantık hatası var diyenler, yanılmış olmakta.

Başar Demirsoy.
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi)
saroth (10-12-07), Warmonger (09-12-07)
Eski 09-12-07, 20:05 Çevrimdışı   #7
Rektör
Düşünürler grubu
 
Virane - ait Avatar
Genel Mesajlar: 9.054
Teşekkür etti: 5.401
Teşekkür edildi: 5.774
RepForum Gücü: 175
Forum Puanı:70592
Virane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazVirane tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ruhsal Durumum:
ya neden acik anket yapmaz ki millet !!!!

"Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hos,
Dünle beraber gitti cancagizim;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Simdi yeni seyler söylemek lazim."

- Mevlana -
  Alıntı ile Cevapla
Eski 09-12-07, 20:05 Çevrimdışı   #8
Doçent
Kemalistler
 
KartofeL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.785
Teşekkür etti: 2.649
Teşekkür edildi: 3.506
RepForum Gücü: 38
Forum Puanı:12486
KartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmış
Alıntı:
Yokedici´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
insanlar degişime ugradı bu bir gerçek fakat evrim yani başka türden oluşmadı..
bunun kanıtları daha önce insanlar çok uzun yaşıyordu şimdi ömürleri kısaldı...
Ad kavmi helak olan bir kavimdi ve boylarının ve omuzlarının çok uzun oldugu söylenir dagları oyarak kendilerine saray ve ev yapmıilardı şimdi insanlar bakın ne halde gittikçe küçülmekte
degişim gelişim bu şekilde oldu acaba daha fazla geliştikmi yoksa daha fazla köreldikmi onu ben bilemiyorum
Evet insanlar değişime uğramıştır, hem de başka bir türden. Bunun çok açık kanıtları vardır. İsteyen istediği yerde de bulabilir. Hatta daha geçen gün Denizli'de bulunduğu açıklanan homo erectus kafatası da buna bir örnektir.

Kanıt olarak sunulan çok uzun ömrün kısalması çok saçma bir teoridir. Çünkü Şimdiye kadar bulunan hiçbir homo erectus ve homo neanderthalis fosilinin 25 yaşını görmüş bireylerini bulunamamıştır.

Gelelim boyutlara.. İnsanlık tarihindeki en uzun boylu dönem günümüz dönemidir. Bazı ulusların boy ortalaması 1.75'i geçmiştir. Ve bu ulusların uzun boylu olmalarının tek nedeni, beslenme rejimlerinin değişmesi, kemik gelişimi konusundaki teknolojik ilerlemelerin izlenmesi gibi şartlardır.

Tarihe bakarsak bu ulusların Ortaçağda en güçlü ve en iri bireyleri şövalye oldukları için buradan bir çıkarma yapmaya kalkıştığınızda, en uzun şövalye zırhlarının 1.55 cm yi geçmemesi sizi şaşırtmasın..

Bunun dışındaki detaylar, homo erectuslara hadar inildiğinde görülen 1.20 1.25 cmlik boylarla insanların zaman ilerledikçe uzadığını kanıtlamakta. Buna karşıt olan herhangi bir fosil ise henüz bulunamamıştır.

Başar Demirsoy.
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
saroth (10-12-07)
Eski 09-12-07, 20:15 Çevrimdışı   #9
Dekan
Düşünürler grubu
 
`KarameL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 5.084
Teşekkür etti: 1.539
Teşekkür edildi: 1.827
RepForum Gücü: 71
Forum Puanı:25036
`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz`KarameL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
ben de tesadüf diye bir şeyin olmadığına inananlardanım. ki zaten bu bilimsel olarak açıklanmış bi gerçektir. olasılık teorisinin temellerini De Moivre yazdığı bi kitapla atmış. De Moivre şans diye bir şeyin olmadığına, bunun bir yanılsama olduğuna inanıyodu. Yani tesadüf gibi görünen şeylerin bi fiziksel nedeni olduğunu savunmuş.

Örneğin bir bozuk parayı havaya attığımızda bunun tura ya da yazı gelmesi şansa bağlanır.Ama parayı havaya attığımızda bunu etkileyen; elin açısı, yerden yüksekliği, fırlatmak için kullanılan güç gibi fiziksel özellikleri hesaplayabilseydik paranın yazı mı yoksa tura mı gelceğini yüzde yüz bilebilirdik. Bunları hesaplıyamıyo olmamız, parayı attığımızda ne gelceğinin şansa bağlı olduğunu göstermez.

Yani evrende olaylar rastgeleymiş gibi görünse de tamamen fiziksel koşullara bağlıdırlar, her şey önceki bir sebebin sonucu olarak ortaya çıkar.

İçimde kalbimi unuttum..
İçince düşüyor aklıma yaşamak
İnansam düşerdim peşine...
Ama 'yalanlar' !
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (4 Kişi)
hareketli (18-12-07), KartofeL (09-12-07), saroth (10-12-07), Warmonger (09-12-07)
Eski 09-12-07, 22:41 Çevrimdışı   #10
Rektör
Huzur Pınarı
 
Yσкє∂!¢! - ait Avatar
Genel Mesajlar: 6.760
Teşekkür etti: 2.212
Teşekkür edildi: 3.209
RepForum Gücü: 102
Forum Puanı:38915
Yσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazYσкє∂!¢! tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ruhsal Durumum:
Alıntı:
KartofeL´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Evet insanlar değişime uğramıştır, hem de başka bir türden. Bunun çok açık kanıtları vardır. İsteyen istediği yerde de bulabilir. Hatta daha geçen gün Denizli'de bulunduğu açıklanan homo erectus kafatası da buna bir örnektir.

Kanıt olarak sunulan çok uzun ömrün kısalması çok saçma bir teoridir. Çünkü Şimdiye kadar bulunan hiçbir homo erectus ve homo neanderthalis fosilinin 25 yaşını görmüş bireylerini bulunamamıştır.

Gelelim boyutlara.. İnsanlık tarihindeki en uzun boylu dönem günümüz dönemidir. Bazı ulusların boy ortalaması 1.75'i geçmiştir. Ve bu ulusların uzun boylu olmalarının tek nedeni, beslenme rejimlerinin değişmesi, kemik gelişimi konusundaki teknolojik ilerlemelerin izlenmesi gibi şartlardır.

Tarihe bakarsak bu ulusların Ortaçağda en güçlü ve en iri bireyleri şövalye oldukları için buradan bir çıkarma yapmaya kalkıştığınızda, en uzun şövalye zırhlarının 1.55 cm yi geçmemesi sizi şaşırtmasın..

Bunun dışındaki detaylar, homo erectuslara hadar inildiğinde görülen 1.20 1.25 cmlik boylarla insanların zaman ilerledikçe uzadığını kanıtlamakta. Buna karşıt olan herhangi bir fosil ise henüz bulunamamıştır.


ben halen şunu belirtiyorum orda evrim konusunda anlaştık burda yine işi bozdun insanlar direk insan olarka yaratıldı başka türden degişime ugramadı neden kendinizi bu kadar indandıryorsunuz sen başka türden bu hale geldi diyorsun ilk insanlar kıllı hayvan gibimiydiler bunun bi kanıtı varmı ayrıca
sen kuranı kerimdeki Ad kavmiyle iligili yerlere göz attınmı onların yaptıklarındanda bahsediliyor insanlar küçülmedi uzun yaşamada vardı ilk peygamberlerin uzun yaşadıgı söylenmezmi yada ilk insanların insanlar çogadıkça nasılki kız kardeşiyle evlenme yasaklandı çünkü yeteri dereceye ulaşılmıştı nufus onla dogru orantılı olarak insanların ömrüden kısaldı şu an dünyada her dk da insanlad doguyor ve ölüyor herşeyde bi hikmet vardır allah insanları en düzgün şekilde noksansız bi şekilde yarattıgını kuranı kerimde söylemiyormu???

Ö(lürsem)S(ebebi)S(ensin)




Kristallnacht
Sanmam Kurt Adam Angolosakson Rüyasi
Gidin Sorun Belki De Kendisi Akinci Dölü
TÜRK Oglu Türktür
  Alıntı ile Cevapla
Eski 10-12-07, 00:14 Çevrimdışı   #11
Rektör
Antikapitalistler
Genel Mesajlar: 8.382
Teşekkür etti: 6.488
Teşekkür edildi: 6.617
RepForum Gücü: 64
Forum Puanı:16138
troçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaztroçki tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Ödüller:
hareketin olduğu yerde tesadüf yoktur bence

parasız eğitim , parasız sağlık ve parasız aşk istiyoruz !
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi)
katharsis (13-12-07), saroth (10-12-07)
Eski 10-12-07, 16:16 Çevrimdışı   #12
Grup Lideri
Huzur Pınarı
 
Kayıp_Şair - ait Avatar
Genel Mesajlar: 7.207
Teşekkür etti: 4.139
Teşekkür edildi: 5.373
RepForum Gücü: 93
Forum Puanı:32082
Kayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazKayıp_Şair tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Bana göre....

Her şeyin tesadüfen meydana geldiğini bilim değil ateist söylüyor. Bilim ise aksini söylüyor. Bir ateist bırakın bir karınca yaratmayı, bir buğday tanesi, bir arpa tanesi yapamadığı halde, muazzam bir varlık olan insanın kendiliğinden tesadüfen yaratıldığını söylemesi mi hurafe, yoksa gerçek olan insan mı hurafe? Güneş, ay, yıldızlar kâinattaki varlıklar kendiliğinden mi oldu?

Milyonlarca mahluk incelenirse, hiç birinde tesadüfen olması mümkün olmayan ne harikalar mevcuttur. Mesela Güneş dünyamıza şimdiki yerinden daha yakın olsa idi, her şey yanar, hayat olmazdı. Çok uzak olsaydı yine soğuktan hayat olmazdı.

Ebedi Cehennem azabına müstahak olmayı düşünmek ne kadar ahmaklık olur. Peygamber efendimiz diyor ki:
(Ahir zamanda herkes dinsiz birer kâfir olacak, bir tek müslüman kalmayacak. Ondan sonra kıyamet kâfirler üzerine kopacak. Kâfirler Cehennemde sonsuz azap çekecek, müslümanlar da ebedi olarak Cennette yaşayacak.)Hazret-i Ali,

dirilmeye inanmayan bir ateiste diyor ki:

Biz inanıyoruz. Diyelim ki senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, inanıp ibadet etmekle bizim hiç zararımız olmazdı. Bizim inancımız doğru ise, sen sonsuz olarak ateşte yanacaksın.

Ateist ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. İslamiyet e göre ise, o Cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan da, sonsuz nimetler içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette, ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl kabul eder? Halbuki, ahiret hayatı, bir ihtimal değil, apaçık bir gerçektir. Hangi şey tesadüfen yaratılmıştır ki? Kendiliğinden meydana gelmiş bir eser var mıdır? O halde aklı, ilmi olanın, Allah a ve ahirete inanması gerekir. İnanmamak, ahmaklık olur.



Solmadan avuçlarıma düş
Sokul yüreğime
Gülüşünle ısınsın bedenim
Ve
Dudaklarımda acıyan yara öpüşlerinde can bulsun



/..Öp Beni ve Öyle Kal Bende../

Konu Kayıp_Şair tarafından (10-12-07 Saat 16:18 ) de değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden: (2 Kişi)
ẶЙÐ_ЌùŹĠúŇî (20-03-08), hazardmt (10-12-07)
Eski 10-12-07, 16:48 Çevrimdışı   #13
Asistan
Genç Kuvvet
 
hazardmt - ait Avatar
Genel Mesajlar: 293
Teşekkür etti: 91
Teşekkür edildi: 119
RepForum Gücü: 6
Forum Puanı:1308
hazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuş
Ruhsal Durumum:
Alıntı:
KartofeL´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
1) İnsan kendisini halen daha değiştirmekte. Bunun da çok açık belirtileri var. Örneğin bağışıklık sistemimiz çiçek hastalığına direnç göstermeye başladı. Eğer biraz araştırırsan, 1900'lerin başında, çiçek aşısı olmamış bireylerin çiçek hastalığına karşı tepki gösterebildiklerini görüyoruz. 1940'larda kanıtlandı, 1970'lerden itibaren çiçek aşısı gereksiz görülmeye başlandı.

2) Teknolojik bilgi kendini değiştirmek yerine çevreni değiştirmeye yarayan bilgidir arkadaşım. Yani biz, hasta olmamaya çalışıyoruz, hastalıklara direnç göstermeye değil. Aynı şekilde, kullandığımız araçların şekillderini ken bedenlerimize uygun hale getirmeye çalışıyoruz, onların bizim bedenimizi şekillendirmeleri için rahatsızlık uyaran bir sistem yapmıyoruz. Bu nedenle de evrim hızı düşmekte..
Arkadaşım yani sen diyosun ki biz eskiden kendimizi geliştirmek le meşgulduk şimdi ise kendimizden ziyade çevreyi geliştiriyoruz diyorsun..

Bu görüşüne katılmıyorum çünkü biz esas bu dönemde öyle bir çevre oluşturdukki fabrika atıkları biyokimyasal atıkalr derken dünya yaşanmaz bir hâl alıyor ve teknolojik bilgiyle geliştirdiğimiz çevre hasta olmamıza engel olmuyor aksine buzulların erimesi ile yeni hastalıklar bile ortaya çıkıyor!

Ancak ilk verdiğin örnek insanın kendini geliştirmesi değil de çevrenin gelişmesi yani teknolojik bilginin ilerlemesi sonucu dersen ona inanırım..Çünkü çiçek aşısı o yıllardan beri yapılmakta ve heralde yani bu aşıyı olduğunda daha az tepki vercen ki bi afrika kabilesine gitsen çiçek aşısı uygulasan yüksek tepki vercektir...

Hem geliştirmekten kastın dediğin gibiyse dünyada çok sayıda kendini geliştirememiş insanlarında yaşıyor olması gerekmezmiydi yada bizden üstün ütopik varlıklar böyle telepati ile konuşan felan!

Ya da diyelim ki başka bir yazında da dediğin gibi başka bir varlıktan geldiğimize inanalım..Birden yaratılışın olmadığına inandığına göre birden evrimleşmeye inanmazsın o halde ara canlılar olmalıydı ve bu konuda bu konunun babasından sana bir söz nakledeyim
"Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu, benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır. (Charles Darwin, The Origin of Species, ss.172-280)"

Gözle ilgili sözümde ise hâlâ ısrarcıyım.bugüne kadar bahsedilen anormal ve bozuk yapılı gözlere sahip tek bir canlı fosili bile bulunmamıştır. Fosil kayıtlarında yer alan tüm canlılar kendilerine has mükemmel göz sistemlerine sahiptirler. Bu gerçek göstermektedir ki, evrim teorisinin "küçük değişimlerle meydana gelen canlılar" iddiası kesin bir aldatmacadır.

Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (Secde Suresi, 7-9)

Kuş kanadı kalem olsa..
Ah Yazılmaz benim derdim
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
Samson (23-03-08)
Eski 11-12-07, 19:07 Çevrimdışı   #14
Rektör
Düşünürler grubu
 
HeLL's AnGeL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 7.080
Teşekkür etti: 4.475
Teşekkür edildi: 6.336
RepForum Gücü: 186
Forum Puanı:80411
HeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymazHeLL's AnGeL tanımayanı zamansız forum da kimse adam yerine koymaz
Kaos(kargaşa) ve kozmos(düzen).....Varsa eğer gerçeklikte....tesadüfün olmasıda normal değilmidir.

Yanarmış yürek böyle,
Islak bir yeşil sebebiyle.

Kaçarmış insan kendinden...
Nereye gittiğini bilmeden!

Ağlarmış gizlice,
Kurumuş toprağı ıslata ıslata...

Severmiş de sevilmezmiş!
Yalan da olsa gülermiş,

Sebebini bilmeden... (:
  Alıntı ile Cevapla
Eski 11-12-07, 19:43 Çevrimdışı   #15
Asistan
Genç Kuvvet
 
hazardmt - ait Avatar
Genel Mesajlar: 293
Teşekkür etti: 91
Teşekkür edildi: 119
RepForum Gücü: 6
Forum Puanı:1308
hazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuşhazardmt üç beş tanıdığı olmuş
Ruhsal Durumum:
Alıntı:
Xevanescence´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Kaos(kargaşa) ve kozmos(düzen).....Varsa eğer gerçeklikte....tesadüfün olmasıda normal değilmidir.
konuyu açrken değerli bir insanın görüşünede yer vermiştim ya okumadınmı...

"Neyin nasıl olacağının, en büyük canlıdan en küçük canlıya kadar daha baştan şifrelenmiş bulunmasını; bir baş döndürücü program içinde (DNA) ve (RNA)'ya en akıl almaz vazifelerin gördürülmesini; en küçük ve basit üniteden en komplikesine kadar her canlı bünyede fevkalâde mükemmel işleyen bir hiyerarşiyle her şeye en düzenli şekilde hizmet ettirilmesini rastlantılarla mı izah edeceğiz? Yoksa olup biten bunca işi, kafa kafaya vererek anlaşmış atom parça ve parçacıklarına mı vereceğiz? Bir bilgisayar dahi, önceden kendisine şifre edilen bir programla çalışırken, bu minik parçacıkların bu kadar harika işleri kendi kendilerinin yaptığına imkân ve ihtimal verilebilir mi? Böyle bir ihtimali mevcut ilimlerle telifimiz nasıl mümkün olacaktır? Muhalfarz, madde platformunda böyle bir şeye "evet" dense bile, çok komplike olan canlıların yapısındaki aşılmazlar nasıl aşılacaktır?"

Kuş kanadı kalem olsa..
Ah Yazılmaz benim derdim
  Alıntı ile Cevapla
Mesaja teşekkür eden:
Samson (23-03-08)
Eski 13-12-07, 22:46 Çevrimdışı   #16
Doçent
Kemalistler
 
KartofeL - ait Avatar
Genel Mesajlar: 2.785
Teşekkür etti: 2.649
Teşekkür edildi: 3.506
RepForum Gücü: 38
Forum Puanı:12486
KartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmışKartofeL Rep olayını aşmış
Alıntı:
Kayıp_Şair´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Bana göre....

Her şeyin tesadüfen meydana geldiğini bilim değil ateist söylüyor. Bilim ise aksini söylüyor. Bir ateist bırakın bir karınca yaratmayı, bir buğday tanesi, bir arpa tanesi yapamadığı halde, muazzam bir varlık olan insanın kendiliğinden tesadüfen yaratıldığını söylemesi mi hurafe, yoksa gerçek olan insan mı hurafe? Güneş, ay, yıldızlar kâinattaki varlıklar kendiliğinden mi oldu?

Milyonlarca mahluk incelenirse, hiç birinde tesadüfen olması mümkün olmayan ne harikalar mevcuttur. Mesela Güneş dünyamıza şimdiki yerinden daha yakın olsa idi, her şey yanar, hayat olmazdı. Çok uzak olsaydı yine soğuktan hayat olmazdı.

Ebedi Cehennem azabına müstahak olmayı düşünmek ne kadar ahmaklık olur. Peygamber efendimiz diyor ki:
(Ahir zamanda herkes dinsiz birer kâfir olacak, bir tek müslüman kalmayacak. Ondan sonra kıyamet kâfirler üzerine kopacak. Kâfirler Cehennemde sonsuz azap çekecek, müslümanlar da ebedi olarak Cennette yaşayacak.)Hazret-i Ali,

dirilmeye inanmayan bir ateiste diyor ki:

Biz inanıyoruz. Diyelim ki senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, inanıp ibadet etmekle bizim hiç zar