| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Rektör Antikapitalistler ![]() | tarihsel maddecilik üzerine --franz mehring TARİHSEL MADDECİLİK ÜZERİNE-FRANZ MEHRİNG ![]() Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht ile birlikte Alman Komünist Partisinin kurucularından, döneminin önde gelen marksistlerinden Franz Mehring'in türkçede ilk kitabı çıktı. Yazarı: FRANZ MEHRİNG Çeviren: HALİL ÇELİK Hazırlayan: Yayınevi: PRİNKİPO Yayın Yeri: İSTANBUL ISBN NO: Yayın Yılı: 2008 . parasız eğitim , parasız sağlık ve parasız aşk istiyoruz ! ![]() |
|
| Mesaja teşekkür eden: | interlude (26-09-08) |
| | #2 |
| Rektör Antikapitalistler ![]()
Mesajlar: 8.382
Teşekkür etti: 6.488
Teşekkür edildi: 6.615
Forum Gücü: 64 Forum Puanı:16138 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | yayınevinin notu ... elinizdeki kitapla birlikte , hem yeni bir yayıneviyle hem de yalnızca siyasi faaliyetleriyle değil ; felsefe , tarih , estetik ve edebiyat alanlarındaki çalışmalarıyla da önde gelen marksistlerden biri olmasına karşın , türkiyeli okurlar tarafından fazla tanınmayan franz mehring ' le karşılaşmış oluyorsunuz . yayın hayatımıza , marksizmin önde gelen kuramcılarından franz mehring ' in broşür olarak ilk kez 1893 yılında yayınlanmış olan tarihsel maddecilik üzerine adlı bu çalışmasıyla başlamamızın nedeni , onun , tarihsel maddeci yöntemi son derece yalın biçimde özetlemesidir . toplumun gelişim yasalarını kavramanın biricik bilimsel yöntemi olan tarihsel maddeciliğin , özellikle içinde yaşadığımız türdeki kapsamlı altüst oluş dönemlerinde son derece büyük önem taşıdığını düşünüyoruz ... ***** biliyoruz ki insanlık , çözümü için gerekli koşulları oluşmamış ya da oluşum sürecinde olmayan sorunları gündemine almaz . bir başka deyişle , hiçbir sorun kendi çözümü için gerekli koşullarınyokluğunda ortaya çıkmaz .bu çözümler de ,sınıfların tek tek üyelerinden önce onların aydınları tarafından öngörülür . ancak bu öngörüler ne ''olağanüstü yeteneklere '' sahip bireylerin kişisel becerilerinin ürünüdür ; ne de herhangi bir başka yer ve zamanda ortaya çıkabilirler . her bir düşünce akımı , üretici güçlerin belirli gelişim aşamasına ve bir sınıfın toplumsal konumuna denk düşecek şekilde doğar ve biçimlenir . sanat , edebiyat , felsefe , politika alanlarındaki bütün düşünsel ürünler , onları üreten aydınlar farkında olsun ya da olmasınlar , belirli bir sınıfın üretim sürecinde işgal ettiği yere ; dolayısıyla onun maddi çıkarlarına uygundur ! . ancak aydınlar ve düşünce akımları , içinde geliştikleri maddi üretim süreçlerinin basit ifadeleri olmakla kalmaz ; aynı zamanda , mevcut toplumsal üretim ilişkileri üzerinde etkide bulunurlar . düşünce akımlarının ve aydınların bu etkisi , üretici güçlerin verili toplumsal ilişkiler kalıbını zorlamaya başladığı tarihsel geçiş dönemlerinde belirleyici bir önem kazanır . her biri ekonomik bir kriz üzerinde yükselen ve kaçınılmaz biçimde toplumsal çalkantılarla damgalanan böylesi süreçlerde insanlar , gerek bireysel olarak ; gerekse topluca bir arayış içine girerler . çünkü , insanlığın onbinlerce yıl boyunca geliştirmiş olduğu üretici güçler ile varolan üretim ilişkileri arasındaki çelişki , verili mülkiyet ilişkilerinden kurumlara ve düşünme biçimlerine kadar , alışık olunan bütün toplumsal oluşumları sarsacak ; elde olan her şeyi tehdit edecek denli yoğunlaşmıştır . bu yüzden , sözkonusu dönemlerde mülk sahibi sınıfların üyeleri kural olarak elde olanı korumak adına bilinene sarılır , yani yüzlerini geçmişe dönerler . bu geçmişe yönelmenin kitleler içindeki ifadesini ,günlük yaşam içinde tek tek bireylerin fala , büyüye vb. merak salmasında ,genel olarak inançların ve geleneklerin ön plana çıkmasında ; siyasi alanda totaliter ve despotik rejimlere olan özlemin artmasında ; felsefi düzeyde ise idealizmin metafizik düşünce biçimlerinin canlanmasında görmek mümkün ... öte yandan bu arayış , sıradan insanlarla ve onların günlük yaşam etkinliklerindeki kendiliğindenlikle sınırlı değildir . '' eski güzel günler'' in özlemi içindeki küçük burjuvalar ve bu sınıfın derin ideolojik , kültürel ve siyasi etkisi altındaki işçiler - deyim yerindeyse - bir gün sonra ne olacağını bilmemenin etkisiyle , günlük yaşam içinde giderek daha fazla kökleri ilkel insanın doğa karşısındaki güçsüzlüğünde yatan geçmişin güçlü inançlarına yöenlirler ! ***** mülk sahibi sınıfların aydınları bu tür kriz dönemlerinde , sanat ve edebiyattan , tarihe ve siyasete kadar , faaliyet gösterdikleri her alanda bilimsel yöntemden uzaklaşır ; giderek daha fazla idealizme ve metafiziğe sarılırlar . . çünkü onlar , üretici güçlerle , verili üretim ilişkileri arasındaki çelişkilerin düşünsel ifadelerini öncelikli ve sistematik bir biçimde yaşarlar . kriz , onlara şu iki yoldan birini seçmeyi dayatır :üretici güçlerin gelişmesini engelleyen üretim ilişkilerine ve onun üzerinde kurulu bütün eski kurumlara , düşüncelere vb. karşı çıkmak ; ya da üretici güçlerin gelişmesini -- onların sakatlanması ve imhası da dahil ne pahasına olursa olsun -- önlemek için , tarihin çöplüğünde işe yarayacak ne varsa çıkartmak ve yeni ambalajlarla sunmak (yani sözcüsü olduğu sınıfın ömrünü biraz olsun uzatmak için kitleleri barbarlığa sürüklemek) unutmamak gerekir ki aydınlar , kimi istisnalar hariç , bu süreci hiç de hesaplı kitaplı biçimde , planlayarak yaşamazlar . onlar , kültürel ,sanatsal , siyasal vb. alanlardaki düşünsel üretimlerini , çoğu zaman sınıfsal bir tercihin farkına bile varmaksızın , görünürde ''bireysel '' dürtüleriyle sürdürürler . bu ''farkında olmama '' nın son yıllardaki en çarpıcı örneklerini , marksist maskeliler de dahil ,küçük burjuva radikal solu içinde görüyoruz . kendisini '' marksist '' olarak tanımlayanlar da dahil bu '' sol '' yüzünü her zamankinden fazla ulus devlete ve sendikalara dönmekte ; tarihin kalıntıları arasından çıkarttığı 1. enternasyonal 'i yeniden kutsamakta ; che guevara , mahir çayan , deniz gezmiş gibi , marksizmle ve işçi sınıfıyla ilişkisi olmayan küçük burjuva radikal önderlere sarılmaktadır ! biz bu geriye savrulmanın maddi temellerinin , kapitalizmin son 30 -40 yıldır içinden geçtiği köklü değişimde yattığını düşünüyoruz . özel mülkiyet ve ücretli emeğin sömürüsü üzerine kurulu kapitalist üretim , çok uluslu ve ulus ötesi şirketler eliyle giderek artan ölçekte dünya çapında gerçekleşmekte ; bu durum , eski ulusal piyasaların ardı ardına ortadan kalkmasına ; onmilyonlarca köylünün topyekün mülksüzleşmesine ; işçi sınıfı içinde , önceki onyıllara damgasını vuran ve ulusal korumacılıktan kaynaklanan '' ulusal '' farklılıkların hızla azalmasına ; emperyalist işgaller , savaşlar ve ayaklanmalar gibi son derece kapsamlı toplumsal ve siyasal sonuçlara yol açmaktadır . küçük burjuvazinin , kendisini yıkıma uğratan bu kapsamlı ekonomik ve toplumsal altüst oluşa tepkisi , modern tarihte onlarca örneğini gördüğümüz gibi , ifadesini bir kez daha '' eski güzel günler '' e dönme arzusunda bulan gericilik oluyor . onun aydınları da yaşanmakta olan derin krize dinsel , milliyetçi , '' laik ulusalcı '' ya da '' sözde sosyalist ''' ideolojik çerçeveler içinde farklı çözümler üretiyor . '' ancak bütün bu yanıtların ortak özelliği , küçük mülkiyetin uluslararası kapitalist rekabet karşısında korunması talebidir ''... ***** parasız eğitim , parasız sağlık ve parasız aşk istiyoruz ! ![]() |
|
| Mesaja teşekkür eden: | interlude (26-09-08) |
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |