| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #101 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]() | Dolar inmiş-çıkmış, kimin umurunda
Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş dolar kurundaki hareketlerin bankaların umurunda olmadığını, ancak reel sektörün etkilendiğini söyledi. Finansbank CEO'su Ömer Aras ve Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş Bankanın 20. yıl dönümü dolayısıyla düzenledikleri basın toplantısında gelecek döneme ilişkin hedeflerini aktardı. Ömer Aras, dünyada likidite sıkışıklığı olursa bunun gelişmekte olan piyasalara da yansıyabileceğini belirterek, “Bu tempoda giderse Çin’in, 2035’te ABD ekonomisini geçeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla geriye bakarak ‘Geçmişte böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak’ demek yanlış. Dikiz aynasına bakarak araba kullanamayız. Önümüze bakmamız lazım” dedi. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM İYİMSER DEĞİL Aras, konuşmasında, subprime mortgage piyasası ile başlayan kredi riski sorununun kartopu gibi büyüyerek ABD’den Avrupa’ya kadar etkili olduğunu belirterek, dünyada tüm varlığa dayalı menkul kıymet piyasasının, risk sermayesi işlemlerinin durduğunu, gelişmiş piyasalardaki kredi sorununun arttığını ve en büyük riskin ABD ekonomisinde olası resesyon olarak görüldüğünü söyledi. Bunun Avrupa’ya sıçrayabileceğini, göreceli olarak bundan gelişmekte olan piyasaların da etkilenebileceği değerlendirmesi yapan Aras, gelişmekte olan piyasaların subprime riski olmamasından dolayı kredibilitelerinin arttığını, bunun şans olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Dünya zenginlik dengesinde ciddi değişiklikler yaşandığını, Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerde ortaya çıkan zengin şirketlerin Batı’dan aktif satın almak istediğini, bunun ise politik bir yanının da bulunduğunu dile getiren Aras, gelişim sermayesi ve hedge fonların dünyada emeklilik ve sigorta fonlarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi. Aras, paranın daha çok esnek fonlara aktığını, dolayısıyla finans gücünün de şekil değiştirdiğini anlattı. Aras, “Önümüzdeki dönem için gelişmiş piyasalar için çok iyimser bir tablo çizmek pek mümkün görünmüyor. Bu durum, piyasaların kredi riskiyle karşı karşıya kalması nedeniyle uzun soluklu olabilir" dedi. HEDEFLERİN GERÇEKLEŞMESİ TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİNE BAĞLI Ömer Aras, banka olarak her konuda yüzde 10’un üzerinde pazar payı hedeflediklerini, önümüzdeki 2 yılın sonunda bireysel bankacılıkta yüzde 10’un üzerinde, mortgage kredilerinde yüzde 14, KOBİ bankacılığında yüzde 15, kredi kartlarında yüzde 11 pazar payına ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti. Bu hedefleri gerçekleştirmenin Türkiye’nin büyümesine bağlı olduğunu dile getiren Aras, “Türkiye yüzde 5’in üzerinde büyürse biz de bu rakamları yaparız diye düşünüyoruz. Her şey makro ekonomideki büyümeye bağlı. Türkiye’de büyümede bir duraklama olursa bizim bu rakamları gerçekleştirmemiz söz konusu olamaz” diye konuştu. DİKİZ AYNASINA BAKARAK ARABA KULLANILMAZ, ÖNÜMÜZE BAKALIM” Aras, dünyadaki olumsuzluğun ağırlıklı olarak gelişmiş piyasalardaki kredi riskiyle ilgili olduğunu, bunun gelişmekte olan piyasalar için avantaj olarak değerlendirilebileceğini belirtti. “Ancak bunun da bir dozu var. Dünyada likidite sıkışıklığı olursa bu gelişmekte olan piyasalara da yansıyabilir. Dünyanın büyümesinde, motorunda değişiklikler oluyor” değerlendirmesi yapan Aras, “Bu tempoda giderse Çin’in, 2035’te ABD ekonomisini geçeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla geriye bakarak ‘Geçmişte böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak’ demek yanlış. Dikiz aynasına bakarak araba kullanamayız. Önümüze bakmamız lazım” dedi. "KURUN BU DÜZEYE İNECEĞİNİ BEKLEMİYORDUK" Ömer Aras, kurun bu düzeye kadar düşmesini kimsenin beklemediğini, Banka olarak daha yüksek tahminler yaptıklarını belirterek, “İhracatçıların Merkez Bankasına faiz baskısını haklı buluyor musunuz?” sorusu da “Kendi açılarından haklılar. Yavaş yükselen bir kur ihracatçı için daha uygun bir ortam sağlar, ancak düşüş onlar için olumsuzluk yaratır. Haklı olarak kendi lobilerini yapacaklardır” dedi. Genel Müdür Sinan Şahinbaş ise dolar kurunun şu anda geldiği düzeyin reel sektördeki karlılığı olumsuz etkilediğini, ancak bankalarda firmaların rahatlıkla gelip finansal riskleri elimine edeceği ürünler bulunduğunu söyledi. Şahinbaş, Türkiye’de herkesin her şeyden para kazanmaya çalıştığını, bu dönemin geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur inmiş, çıkmış bankaların çok umurlarında değil. Çünkü açık pozisyon taşımıyor. Ancak reel sektörde böyle bir pozisyon taşınıyor. Bu pozisyonun da bankalar kredi verirken elimine edilmesi, zorlanması lazım. Firmalara ‘sen sadece kendi işinden para kazan’ denilmesi lazım. Biz elimizden geldiğince bunu yapıyoruz. Bilançosunda dengesizlikler olan şirketlere ‘şunları yapın’ diyoruz” dedi. Merkez Bankasından 0.50 ile 0.75 puan daha indirim beklediklerini, önümüzdeki yıl toplam 1.5-2 puanlık inişle faizlerin 13.5-14 seviyelerine ineceğini tahmin ettiklerini belirten Şahinbaş, faizlerin bu seviyeye inmesi halinde de konut kredisi faiz oranlarının da düşeceği öngörüsünde bulundu. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #102 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bosch'tan 28 milyon euroluk yatırım
A.A. Bosch, Bursa'da benzin püskürtme sistemleri bileşenleri için 28 milyon avroluk yatırım gerçekleştirilecek. Bosch'tan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'deki üretim faaliyetlerini genişleten şirket, Bursa'daki fabrikasında benzinli motorlarda kullanılan benzin püskürtme valfleri üretimine başlayacak. 2009 yılı sonuna kadar 28 milyon avroluk yatırım ile gerçekleştirilecek yüksek basınç benzin püskürtme valfi imalatında, hali hazırda Bursa fabrikalarında çalışan 200 personel görev yapacak. 2008 yılı ortalarında başlanacak numune üretimi sonrasında, 2009 yılında seri üretime geçilecek. 2009 yılının sonuna kadar, günde yaklaşık 9 bin 200 adet ürün imal edilmesi planlanıyor. Bosch'un Türkiye temsilcisi Hermann Butz, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Amacımız, Bursa'daki Bosch fabrikalarının 30 yılı aşkın üretim tecrübesini ve rekabetçiliğini benzin püskürtme sistemleri iş alanına da taşımak” dedi. Butz, Türkiye'nin sürekli gelişen alt yapısı, kalifiye ve deneyimli iş gücü ve Türkiye'deki kaliteli ve geliştirmeye açık tedarikçilerin bilgisinin, bu yatırım kararında önemli rol oynadığını kaydetti. Verilen bilgiye göre, benzinli motorlarda kullanılan benzin püskürtme valfleri, Bosch'un ikinci jenerasyon benzinli motorlarda kullanılan püskürtme enjektör sistemlerinin önemli bir bileşeni. Bu sistemler yanmayı daha etkin hale getirerek, motorun verimliliğini artırıyor. Bosch bu yıl, yaklaşık 900 bin benzin direkt püskürtme sistemi teslimatı gerçekleştirmeyi planlarken, 2010 yılında bu rakamın 2 milyon adedi aşmasını öngörüyor. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #103 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Türkiye, İran elektrik şebekesine bağlanacak
ANKA Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, arz açığı nedeniyle, Türkiye’nin izole bölge besleme yöntemiyle İran’dan elektrik alması için düzenleme hazırladı. Bu çerçevede Türkiye, İran’a komşu bir bölgeyi Türkiye şebekesinden ayırıp İran şebekesine bağlayarak doğrudan elektrik alımında bulunabilecek. Enerji Bakanlığı, Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılacak değişiklik taslağına isim belirtmeden İran düzenlemesini koydu. ARZ GÜVENLİĞİNDE SIKINTI OLURSA UYGULANACAK Düzenlemeye göre, uluslararası enterkoneksiyon şartı oluncaya kadar, Türkiye elektrik sisteminde arz güvenliğinin sıkıntıya düşmesi, iletim ve/veya dağıtım şebeke kısıtı oluşması durumlarında Bakanlık görüşü doğrultusunda ülke içerisinde oluşturulacak izole bölge besleme yöntemiyle elektrik enerjisi ithal edilebilecek. İzole bölge besleme yöntemi, bir alanın mevcut ülkenin elektrik şebekesinden ayrılıp, komşu ülkenin elektrik şebekesine bağlanması anlamına geliyor. Böylece ayrıca bir yatırım yapılmadan doğrudan elektrik temin edilebiliyor. ALANI İRAN’A BAĞLAYIP İÇERİYİ RAHATLATACAK Sistem uygulandığında Türkiye İran sınırında bir bölgeyi Türkiye şebekesinden ayırıp İran şebekesine bağlayacak. Söz konusu bölgeye Türkiye şebekesinden verdiği elektriği de arz sıkıntısı yaşanan diğer bölgelere kanalize edebilecek. Teorik olarak Türkiye’nin sözkonusu uygulamayı gerçekleştirebileceği üç komşusu bulunuyor. Trakya’nın belli bir bölümü için Bulgaristan ile bu sistemi uygulamak teknik olarak mümkün olmakla birlikte, Bulgaristan elektrik arz sorunu yaşadığı ve Türkiye normal yolla da elektrik alımını kestiği için mümkün görülmüyor. Rusya ile de böyle bir sistemin kurulması teorik olarak olasılık bulunmakla birlikte pratikte mümkün görünmüyor. Bu durumda geriye yalnızca İran kalıyor. İRAN ANLAŞMASININ DEVAMI İran sözkonusu sistemin uygulanmasının kolay olduğu tek komşu ülke konumunda bulunuyor. Yeni düzenleme 20 Kasım’da Ankara’da Enerji Bakanı Hilmi Güler ile İran Elektrik Bakanı Perviz Fettah tarafından imzalanan elektrik anlaşmasının devamı niteliğinde olacak. Anlaşmaya göre; İran’da toplam 10 bin MW (megavat) gücünde hidroelektrik santralleri kurulacak. Bunları da Türkiye’deki özel şirketler yapacak. Karşılıklı santral kurulması kapsamında; İran’da yapılacak santrallerde Türk şirketinin payı yüzde 49, İran şirketinin payı yüzde 51, Türkiye tarafında kurulacak santrallerde ise Türk şirketinin payı yüzde 51, İran şirketinin payı yüzde 49 olacak. Khoy-Başkale-Van elektrik iletim hattının geliştirilmesi ve kapasitesinin artırılması, Doğubeyazıt-Bazargan elektrik iletim hattı üzerinde yapılacak çalışmaların detaylandırılması ve Türkiye-İran arasında 2 bin MW elektrik alışverişi yapılacak hat üzerindeki çalışmalar da anlaşma kapsamında bulunuyor. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #104 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Hanelerin borçluluk oranı beş yılda üç kat arttı
ANKA Son beş yıllık dönemde tek parti hükümetlerinin sağladığı siyasi istikrar ve ekonomide ortaya çıkan göreli iyileşmenin verdiği güvenle vadelerin uzaması, bankaların artan likidite ile tüketicileri fonlaması, bireylerin tüketim ve borcunda hızlı bir büyümeye yol açtı. Hanelerin 2003 yılında 13.4 milyar YTL olan toplam borcu, yaklaşık altı katlık artışla bu yılın Eylül sonu itibariyle 90.3 milyar YTL’ye ulaştı. 2003’te yüzde 7.5 düzeyinde bulunan hane halkı borç yükünün harcanabilir gelirine oranı, bu yılın Eylül sonu itibariyle yüzde 26.5 ile yaklaşık dört katına çıktı. 2003 yılında 13 milyar 442 milyon YTL olan hane halkı borcu 2004 yılında 28 milyar 259 milyon, 2005’te 49 milyar 979 milyon, 2006’da 73 milyar 654 milyon ve bu yılın Eylül sonu itibariyle de 90 milyar 348 milyon YTL’ye ulaştı. Anılan dönemde hane halkı borcunda yüzde 273.2 oranında artış yaşandı. Aynı dönemde hane halkı harcanabilir gelirindeki artış ise bir kata bile ulaşmadı. 2003 yılında 180 milyar 305 milyon YTL olan hane halkı toplam harcanabilir geliri, bu yıl Eylül itibariyle 340 milyar 786 milyon YTL oldu. Hane halkı borcundaki yüzde 572’lik artışa karşılık, harcanabilir gelirdeki artış yüzde 89’da kaldı. 2003 yılında yüzde 7.5 olan hane halkı borç yükünün, harcanabilir gelirine oranı, 2004’te yüzde 12.9’a, 2005’te yüzde 19.6’ya, 2006’da yüzde 25.2’ye ve bu yıl Eylül itibariyle yüzde 26.52’ye ulaştı. Borçluluk oranı anılan dönemde yaklaşık üç kat büyüdü. FAİZ YÜKÜ DE ÜÇ KAT ARTTI Bu arada hanelerin faiz ödemelerinin 2003 yılında 3 milyar 983 milyon YTL olan tutarı da borçlanmadaki artış paralelinde büyüyerek 2004’te 7 milyar 245 milyon, 2005’te 10 milyar 264 milyon, 2006’da 12 milyar 175 milyon ve bu yılın Eylül sonu itibariyle yıllık bazda 14 milyar 863 milyon YTL’ye ulaştı. Hanelerin faiz yükünde anılan dönemde yüzde 273.2 artış yaşandı. ”BORCUN MİLLİ GELİRE ORANI AB DÜZEYİNE YAKLAŞACAK” Hanelerin borç yükünün harcanabilir gelirine oranı son yıllarda hızlı bir büyüme gösterirken, Merkez Bankası’nca hazırlanan Finansal İstikrar Raporu’nda hane halkı toplam yükümlülüğünün GSYİH’ya oranının ise halen birçok ülkeden daha düşük düzeyde bulunduğuna dikkat çekildi. Söz konusu oran, konut kredileri dışarıda tutularak hesaplandığında ise Türkiye’de, özellikle AB’ye yeni üye olan ülkelerle yakın bir düzeyin bulunduğuna işaret edildi. Ekonomik istikrarın sürmesi, düşen faiz oranları ve ipotekli konut finansman sisteminin işlerlik kazanmasıyla birlikte daha da artması beklenen konut kredisi kullanımıyla Türkiye’de de hane halkı yükümlülüğünün AB ülkeleri düzeylerine yaklaşmasının beklendiği vurgulandı. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #105 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sanayici 400 bin ara eleman arıyor
ANKA Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, 400 bini acilen olmak üzere 1.5 milyon kalifiye elamana ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Aygün, Türkiye’de bir yandan işsizlik sorunu büyürken diğer yandan nitelikli ara eleman sıkıntısı çekildiğini belirtti. Resmi rakamlara göre, gençlerde işsizlik oranının yüzde 19.2’ye ulaştığını, 2007 Ağustos ayı itibariyle 15-24 yaş arası genç işsiz sayısının ise 946 bin olduğunu vurgulayan Aygün, “Buna karşılık 400 bini acilen olmak üzere 1.5 milyon kalifiye elemana ihtiyacımız var” dedi. Aygün, yazılı açıklamasında, emek arzı ile emek talebi arasındaki dengesizliğin sanayiyi tehdit ettiğini belirterek, “Yapılan araştırmalar gösteriyor ki ara eleman sorunu çözülmezse önümüzdeki 10 yıl içerisinde sanayimiz ağır darbe alacak” dedi. Aygün, nitelikli eleman bulamadığı için sanayicinin işini büyütmekten korktuğunu söyledi. ÇİN’DEN ELEMAN İTHAL EDECEK HALE GELDİK Kepçe operatörü, kalıpçı, sıvacı, fayansçı, parkeci, ütücü, overlokçu, düz makineci, perdeci, frezeci, grafiker, doğramacı, büz ustası gibi meslek dallarında eleman bulamadıklarına dikkati çeken Aygün, “Ne yazık ki ülkemiz genç, dinamik fakat vasıfsız insan gücü cenneti haline geldi. Çin’den ara eleman ithal edecek hale geldik” dedi. Aygün, sadece Ankara’da 131 meslek dalında 150 bin nitelikli elemana ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Aygün, meslek liseleri politikalarının değiştirilmesi gerektiğini de vurguladı SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #106 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ayvalık Zeytinyağı Pazarı kapılarını açtı
Ahmet ERTAN/AYVALIK (Balıkesir), (DHA) AYVALIK Ticaret Odası ve Ayvalık Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği ‘1. Ayvalık Zeytinyağı Pazarı’ kapılarını açtı. 600 metrekarelik kapalı alana sahip İsmet İnönü Kültür Merkezi'nde açılan Ayvalık Zeytinyağı Pazarı'na ilçeden ve çevre illerden birçok firma katıldı. Üç gün açık kalacak Zeytinyağı Pazarı'nın girişinde Ayvalık Kültür Sanat Derneği üyelerinin çektiği zeytin konulu fotoğraflar sergilendi. Firmalar ürettikleri yağ ve zeytin çeşitlerinin yanında zeytinyağı ile yapılan yemeklerden de örnekler sundu, zeytinyağı sektörüyle ilgili makineler sergilendi. Zeytinyağı Pazarı'nda en ilginç standı İzmir'den katılan Efendi firması kurdu. Firma kendi adını taşıyan bir zeytinyağı tenekesinin içinden akan ve havuza dökülen zeytinyağı ile tüm katılımcıların dikkatini toplamayı başardı. Açılış töreninde konuşan Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Rahmi Gencer, Ayvalık Belediyesi ile ortaklaşa Zeytinyağı Pazarı açma kararı aldıklarını belirterek, “Ticaret Odası Ayvalık Zeytinyağının coğrafi işaretini aldı ve bunu uygulamaya başladı. Ayvalık yüzyıllardır zeytinin zaten bir pazarı, merkezi. Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarından beri Türkiye'de en önemli zeytin merkezi Ayvalık” dedi. Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, “Amacımız küresel gelişmenin ışığı altında Ayvalık'ı ulusal ve uluslar arası platformda zeytinyağının ve zeytinyağlı yemek kültürünün vazgeçilmez noktalarından biri haline getirmek. Yapılacak tüm etkinlikler ve tanıtım mecralarında Ayvalık markasını zeytinyağı ve zeytinyağlı yemeklerle bütünleştirmek. Ayvalık'ın tarihi dokusu ile zeytinyağı ve zeytinyağlı yemekler kültürünü bütünleştirerek yöreye hem markasal, hem de turistik canlılık kazandırmak” diye konuştu. Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu, açılış töreninde, Ayvalık'ın zeytinyağı sektöründe Türkiye ve dünyada tanınmış bir marka olduğunu belirterek, ilçenin böyle bir organizasyon ile sektördeki farklılığını bir kez daha gösterdiğini söyledi. Tariş, Komili, Kırlangıç, Özgün, Sokol, Miranda ve Ayvada gibi tanınmış zeytinyağı markalarının da aralarında bulunduğu 26 firmanın 600 metre karelik kapalı alana sahip İsmet İnönü Kültür Merkezi'nde ürünlerini sergilediği pazar, 3 gün açık kalacak. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #107 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Fortis Türkiye CEO'su: Türk ekonomisi, ekşi dünyada tatlı lokum
Oktay ENSARİ- Demet ÖZTÜRK/KAYSERİ, (DHA) FORTİS Türkiye CEO'su Yvan De Cock, Türk ekonomisi için pembe tablo çizerken, Türk ekenomisinin Avrupa'nın hatta dünyanın vazgeçilmezleri arasına girdiğini, yabancı yatırımların 2008 yılında daha da artacağını belirterek, “Türk ekenomisi, global ekşi ekonomide, dünyanın tatlı lokumu oldu” dedi. Bankacılık hizmetlerini inceleyerek, oda ve çeşitli kuruluşlarla fabrikaları ziyaret eden Fortis Türkiye İcra Kurulu Başkanı Yvan De Cock Hilton Oteli'nde bir araya geldiği işadamı ve yatırımcılara dünyadaki ve Türkiye'deki ekonomik gelişmeleri içeren sunum yaptı. Konuşmasına Türkçe başlayan Yvan De Cock, “Türkçe konuşuyorum. Sizin bana borç vermenizi istemeyeceğim. Ama birkaç yıl müsade ederseniz Türkçe sunum yapacağım” dedi. Fortis olarak Türkiye'den çok memnun olduklarını, Kayseri'nin Türk ekonomisinde önemli bir yeri bulunduğunu ve Cumhurbaşkanı çıkartan bu kentin birçok alanda ‘Anadolu Kaplanı'nı içlerinde barındırdığını söyledi. Cock, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'de büyüme hızının 7.4'e ulaşmış olması çok etkileyici. Ben bankacıyım ve rakamlardan hoşlanırım. Size rakamlarla söylemek gerekirse tekstil ve televizyon yatırımında Avrupa'nın en büyüğüsünüz. Türkiye, Avrupa'nın en büyük ikinci cam üreticisi, turizm gelirlerinde dünyanın sayılı 10 ülkesinden biridir. Türkiye'de 2 yılda yabancı yatırım 3 milyardan 20 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu daha da artacaktır. Türkiye ekonomik gücünü, dünyada Ağustos ve Eylül aylarında yaşanan ekonomik krizden etkilenmeden atlatarak bir kez daha gösterdi. Şeffaflık, kurumsallık ve ileriye yönelik odaklanma Türk ekonomisine çok şeyler kazandırdı.” Fortis Türkiye Ceo’su Yvan De Cock bankasının Türkiye’de 73 yeni şube açtıklarını, bu sayede 1000 kişiyi daha istihdam ettiklerini, kredilerini yüzde 25 artırdıklarını anlatırken, “Bankacılık merkezimiz Avrupa ile sürekli iletişim halindedir. Kredi kartı konusunda en düşük faizi uyguluyoruz. 2 yeni korumalı fon ile yatırımcılara daha fazla yardımcı olup katkı sağlayacağız. Fortis, şu anda Avrupa'da bankacılık sektöründe ilk 5 içinde. 2007 yılında ‘Batı Avrupa'nın en iyi bankası' seçildik. Bu ödül bizi oldukça motive etti. Türkiye'nin 800 milyar dolara yakın gelirini, yani Gayri Milli Safi Hasılasını ve hükümetin kişi başı milli geliri 10 bin dolara çıkartma anlayışını bir bankacı olarak çok daha fazla istiyoruz” diye konuştu. “DOLAR DÜŞER' DEYİNCE BANA GÜLMÜŞLERDİ” Fortis Risk Yönetimi Direktörü Belçikalı Marie Victoire De Groote, Türk ekonomisini yakından tanıdığını ve çözümler ürettiğini, gelişmeleri Belçika'dan izlediğini hatırlatırken, şunları söyledi: “Türkiye, globalleşen ve giderek ekşiyen ekonomide iyi performans gösteren tatlı Türk lokumu gibi duruyor. Türk ekonomisinde olumlu adımlar atılıyor. O nedenle ekşi dünyada tatlı Türk lokumları deyimim çok abartılı değildir. Türk ekonomisi son dönemde beni ve yatırımcıları hayli etkiliyor. Ekonomik kriz tüm dünyada petrol fiyatlarının artmasından kaynaklanıyor. Ama, Türkiye yoluna devam ediyor. Geçen yıl bankacılık sektörü açısından dünyada ekonominin riskli olacağını, bankaların likitide bulmak için çabalayacağını, doların düşeceğini, euronun yükseleceğini söylemiştim. Doların geleceğinin sıkıntılı olduğunu ve paritesinin 1.4 olacağını söyleyince herkes bana gülmüştü. 2008 yılında da dolar düşecek. ABD'de daha önce enflasyon olmadı ama bana göre yeni yılda ABD yeni yılda enflasyon yaşayabilir. Ekonomide ‘eski Avrupa' dediğimiz ülkeler ve Çin, oldukça başarılı. Ama Türkiye bana göre Avrupa ve Çin'den bile daha iyi bir performans gösteriyor.” “YTL ÇOK FAZLA DEĞER KAZANIYOR” Ekonominin güvene dayandığını, Türkiye’de piyasaların borsa ve emlak baskılarına rağmen Avrupa'nın önemli ekonomik motorlarından biri haline geldiğini belirten Marie Victoire De Groote, YTL'nin çok fazla değer kazandığı ve faizlerin de çok yüksek olduğunun düşünülmemesini istedi. Groote, şöyle devam etti: “Son 5 yılda Türkiye'de enflasyonun düşmesi çok etkileyici. Türkiye'nin bana göre en önemli sorunu bütçe açığıdır. Hükümet de bu konuyu iyi irddeleyerek üzerine gidiyor. Türkiye'de ekonomide kesinlikle istikrar var. AB ile ilişkilerine gelince Türkiye AB müzakereleri sırasında yabancı sermaye akışı gördü. Yani olumsuz görülen müzakerelerin uzaması Türkiye’ye yabancı yatırımlar açısından bir artı getirdi. Güçlü ekonomisi nedeniyle artık yatırımcılar Türkiye’yi spekülatif bir ülke olarak görmüyor. Lira güçlü konumu ile Türkiye’de ekonomiye duyulan güveni simgeliyor. Dolara karşı güçlü liranız ve petrol ithalatınız da iyi. Türkiye’de faiz oranlarının birkaç kez daha düşeceğini öngörüyorum. Avrupa artık Türkiye’nin en büyük ortağıdır. İhracata rağmen ithalatta artıyor.” KATI MALİ POLİTİKA Türkiye’de seçimlerin ardından seçimden çıkan her ülkede olduğu gibi Hükümetin katı mali politika izleyeceğini bildiren Fortis Risk Yönetimi Direktörü Groote, Türkiye'de hükümetin böyle daha katı mali polikita izleyeceğini öne sürerken, “Zira hükümet yapısal reformları yapmakta ısrarlı gözükmektedir. Faizler aşağı çekilse bile Türk ekonomisi oldukça başarılıdır. 2B alan Türkiye’nin hedefi 3B olmalıdır ve bu yakındır. Bana göre 2008 yılında petrol fiyatları zayıflayacak Türkiye’de küresel ekonomik gelişmelerden hayli etkilenecek büyüme hızı yüzde 4’ler civarında olacak. Faizlerin oranı düşecek, YTL biraz daha zayıflayacak, dolar da düşecek. Bu felaket senaryosuna göre dolar 1.55 dolayında olacak. Yani ekonomik deyimle söylemek gerekirse euro da depresyon, dolarda ise devalüasyon olacak” diye devam etti. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #108 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Kasım ayı ihracat rakamları açıklandı
Mustafa DEMİRER/ÇORUM, (DHA) TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, kasım ayı ihracatının, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29.09 artarak 11 milyar 111 milyon 226 bin dolara yükseldiğini belirterek, “Kasım ayı ihracatımız ilk kez 11 milyar dolar sınırını geride bıraktı” dedi. Bu sabah Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile birlikte Çorum’a gelen TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TSO) Türkiye kasım ayı ihracat rakamlarını açıkladı. TSO salonunda düzenlenen toplantıya Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Çorum Valisi Mustafa Toprak, AKP Çorum Milletvekilleri Agah Kafkas, Murat Yıldırım, Belediye Başkanı Turan Atlamaz, Çorum TSO Başkanı Kenan Malatyalı, Çorumlu sanayici ve işadamları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantıda TİM Başkanı Oğuz Satıcı, ihracat rakamlarında gelinen noktanın çok çarpıcı olduğunu belirtti. Kasım ayı ihracatında ilk kez 11 milyar dolar sınırı geride bıraktıklarını vurgulayan Satıcı, bu ayda ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29.09 artışla 11 milyar 111 milyon 226 bin dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Ocak- Kasım ayını kapsayan 11 aylık ihracatın ise yüzde 25.32 artışla 96 milyar 529 milyon 984 bin dolara ulaştığını söyleyen Satıcı, 2007 Kasım ayı itibariyle son bir yıllık ihracatın da yüzde 24.84 artışla 105 milyar 280 milyon 646 bin dolara ulaştığını açıkladı. Satıcı, kasım ayında en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri de 2 milyar 241 milyon dolar ile otomotiv, 1 milyar 594 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon, 1 milyar 54 milyon dolar ile de elektrik- elektronik sektörleri olarak sıraladı. TARIM VE HAYVANCILIKTA ARTIŞ Satıcı, tarım ve hayvancılık sektörleri ihracatının kasım ayında yüzde 24.07 artışla 1 milyar 374 milyon dolar olduğunu, tarım ve hayvancılık sektörlerinde en fazla artışı yüzde 45.92 ile fındık ve fındık mamulleri sektörü olduğunu kaydetti. Kasım ayında ülke ihracatının yüzde 85.24’ünü gerçekleştiren sanayi sektörlerinde aylık ihracat yüzde 29.68 ile 9 milyar 471 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi sektöründeki son 12 aylık ihracat 91,3 milyar doları geride bıraktı. Kasım ayında sanayide en büyük ihracat artışı ise yüzde 44.25 ile çimento ve toprak ürünleri sektöründe gerçekleşti. Madencilik ürünleri sektörü kasım ayı ihracatını ise yüzde 35.52 artış ile 265,3 milyon dolara çıkardı. 2007 yılının ilk 11 ayında yüzde 33.97 artış kaydeden madencilik sektörünün son bir yıllık ihracatı ise yüzde 34.93 artışla 2 milyar 714 milyon doları geride bıraktı. ‘İHRACATÇILARIN DESTEĞE İHTİYACI VAR’ Başarının ihracatçının ortaya koyduğu fedakarlıklar sayesinde elde edildiğini dile getiren TİM Başkanı Oğuz Satıcı, şunları söyledi: “Şimdi ihracatçılarımızın her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duydukları bir zaman diliminden geçiyoruz. Tüm kesimlerin ihracatımızın daha da gelişmesi ve ekonomimizin daha da dışa açılması için neler yapabilirizi oturup düşünmeleri gerekiyor. Verimlilikse verimlilik, kalite ise kalite, katma değer ise katma değer. İhracatımızı, Türkiye’nin geleceğini, sadece ihracatçılarımızın özverisine bırakmamamız lazım. Onları desteklemek için herşeyin yapılması gerekiyor.” ‘AB SÜRECİNDEN MEMNUN DEĞİLİZ’ Konuşmasında AB sürecine de değinen Oğuz Satıcı, sürecin bugünkü gidişatından memnun olmadıklarını belirterek, bugüne kadar tüm aday ülkelerin müzakerelerini üyelik için belirlenen somut bir tarih doğrultusunda yürüttüklerini, ancak Türkiye’nin belirlenmiş bir tarihi olmadığına dikkat çekti. Satıcı, “Biz hangi durakta ve ne zaman bineceğimizi bilmediğimiz, hızlı bir trene yetişmeye çalışıyoruz. Üyelik tarihi netleşmeden ve özel sektöre danışılmadan hazırlanan takvimin hayata geçirilmesi halinde sadece iş dünyasının değil, ekonomik ve sosyal dengeler açısından da ciddi riskler ortaya çıkabilecektir” diye konuştu. ‘BAŞARI TRENDİNİ YAKALADIK’ TİM Başkanı Oğuz Satıcı’dan sonra kürsüye gelen Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise, 2000 yılından beri artış trendini sürdüren ihracatın 2007 yılı başından itibaren gerek aylık bazda, gerekse bir önceki yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 25’in üzerinde büyüdüğünü, artık gelenek hale gelen ihracat raramlarını açıklama törenlerinin ise, başarıları paylaşma gururunu yaşattığını söyledi. Tüzmen, “10 milyar doları aşan bir performanstan bahsediyoruz. Bu dile kolay. Bu rakam 1980 yılında ulaştığımız toplam dış ticaret hacmine yakındır. Bu rakam 1987 yılı toplam ihracatımız düzeyindedir. 10 milyar dolar, 10 bin kilometre duble yol, 2 modern nükleer reaktör, 3 Atatürk Barajı inşa edebilirsiniz demektir. 16 derslikli 4 bin 500 modern okul, 8 boğaz köprüsü demektir” dedi. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #109 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Türkmenistan, Gazpromla 2008 doğal gaz fiyatında anlaştı
A.A. Rusya'ya yılda 50 milyar metreküp doğal gaz satan Türkmenistan'ın, Gazprom şirketiyle 2008 fiyatında anlaştığı bildirildi. Türkmenpress ajansının haberine göre, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhamedov, Aşkabat'ta kabul ettiği Gazprom Başkanı Aleksei Miller ile Türkmenistan'ın Gazprom'a önümüzdeki yıllarda satacağı doğal gazın fiyatını görüştü. Görüşmede varılan anlaşmaya göre, Türkmenistan'ın son dönemde Gazprom'a bin metreküpünü 100 dolara sattığı doğal gazın fiyatı, 2008 yılının ilk yarısı için 30 dolar artırılarak 130 dolar, ikinci yarısı için 20 dolar daha artışla 150 dolar olarak belirlendi. Anlaşmaya göre Türkmenistan, Gazproma 2008 ve 2009'da yılda 50 milyar metreküp doğal gaz satacak. Türkmenistan'ın Gazprom'a 2009-2028 yılları arasında satacağı doğal gazın fiyatı ise dünya enerji piyasasına göre ayarlanacak. Görüşmede ayrıca, Hazar sahili boyunca Türkmenistan'dan başlayarak Kazakistan üzerinden Rusya'ya uzanacak doğal gaz boru hattı projesinin de gündeme geldiği ve tarafların, projeyi 2008 yılı başlarında başlatmayı kararlaştırdıkları belirtildi. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #110 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Erdoğan: Cari açık bizi ürkütmüyor
ANKA Merkez Bankası’nın cari açık konusunda uyarıda bulunmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Cari açık bizi ürkütmüyor” açıklamasında bulundu. İNTES’in 23’üncü Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Erdoğan, cari açık konusuna değinerek, “Türkiye’nin bir cari açık gerçeği var ama bu bizi ürkütmüyor” dedi. Cari açığın kaynaklarına bakıldığında 30 milyar doların enerjiden, kalanının dış ticaret açığından olduğunun görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, cari açığı azaltma yönündeki çalışmalara işaret ederek, “Ama bunlar peyderpey azalacak. Güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuz için rahatız” dedi. Göreve geldiklerinde Merkez Bankası’nın 26 milyar dolar olan döviz rezervinin 70 milyar dolara çıktığına dikkat çeken Erdoğan, “Bunlar önemli gelişmeler, bunları görmek gerekiyor” diye konuştu. BÜYÜMEYİ GÖRMEMEZLİKTEN GELENLER VAR Erdoğan, konuşmasında, Türkiye ekonomisinin son beş yılda rekor düzeyde büyüdüğüne işaret ederek, “Bu büyümeyi görüp de görmemezlikten gelenler olabilir ama büyümenin içinde olanlar bunu hissediyor” dedi. 1993-2003 döneminde Türkiye toplam yüzde 26 büyürken, inşaat sektörünün yüzde 22 küçüldüğünü vurgulayan Erdoğan, göreve geldiklerinden bu yana ise inşaat sektörünün her yıl sırayla yüzde 4,6, yüzde 21,5, yüzde 19,4 ve yüzde 16,2 büyüdüğünün altını çizdi. Ekonomide gelinen noktanın içerde seçimler, dışarıda savaş ve finansal çalkantılara rağmen sağlandığını anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde 22 dolar olan petrolün 100 dolara vurduğuna dikkat çekti. Borsa endeksinin göreve geldiklerinde 12 bin lira olduğunu, daha sonra 58-59 binlere vurduğunu ifade eden Erdoğan, “Şu anda 54 binlerde. Ama yine o düzeyleri yakalayacak. Bunu söyleyince, ‘Başbakan borsa için neden rakam söylüyor’ diyenler olabilir. Başbakan bunları söyler. Ben hedef koyuyorum” dedi. FAİZ İÇİN DİRETENLER YÜZDE 64 SANIKLARINI YARGILASIN AKP göreve geldiğinde borçlanma faizinin yüzde 63,4 olduğunu, bugün ise yüzde 16 olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bunu bile bize her zaman dayatanlar oluyor... Gönlümüzden tabii ki tek haneli rakamlar geçiyor, hedefimiz bu. Ama beş yıl önce yüzde 63,4’ü niye görmüyorsun? Yüzde 63,4’ün sanıklarını niye yargılamıyorsun?” diye konuştu. Merkez Bankası gecelik faizinin de aynı dönemde yüzde 44’ten yüzde 16,25’e indiğini, ancak bunun da görülmediğini kaydeden Erdoğan, enflasyondaki düşüşe işaret ederek, “Vatandaş artık acaba yarın canavar hangi kapıdan, pencereden girecek düşünmüyor. Benim hükümetim, devletim canavarı dizginledi, diyor” değerlendirmesinde bulundu. Konut kredisi faizlerinin yüzde 1’lere indiğini, 2002 yılında 464 milyon YTL olan konut kredileri toplamının 29 milyar YTL’ye çıktığını belirten Erdoğan, “Yani yaklaşık 1’e 60 artmış. Rakamla konuşuyorum. Hayal konuşmuyorum. Matematik bu. İki kere iki dört. Beş eder mi, etmez. Akşam sabah değişir mi, değişmez” dedi. TÜRKİYE’DE DEFANS OYUNCUSU ÇOK Türkiye’nin su zengini olmadığının alını çizerken, kişi başına 1750-1800 metreküp olan su varlığının 3 bin metreküpe çıkarılması için çalıştıklarını kaydetti. Bazı projelere karşı çıkanlara işaret eden Erdoğan, “Bazı gruplar çıkıyor, güya insanların iyiliğini düşünüyorlar. Yok böyle bir şey. Bu sular denizlere akıp gitsin diye insanların emrine verilmiyor. Akılla, bilimle, deneyimle değerlendirilsin diye veriliyor. Yeter ki sağı solu tahrip etmeden bunu en güzel şekilde değerlendirelim. Yaptığımız budur” diye konuştu. Nükleer Enerji Yasasının çıktığına dikkat çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Ama bakıyorsunuz buna da dikilenler var. Türkiye’de defans oyuncuları çok. Ama biz ofansif oynuyoruz. Gol atacağız, buna ihtiyacımız var. Ofansif yaklaşıyoruz. Ama onlar duvarları örüyor, geçemezsiniz, diyor. Geçmeye mecburuz, bak millet diyor ki geç. Sen yürü ki Türk Milleti de arkadan yürüsün, diyor. Bunu istiyor.” ABDESTİNDEN ŞÜPHESİ OLMAYANIN NAMAZINDAN DA ŞÜPHESİ OLMAZ Geçmişte örneği bulunan, işadamlarıyla görüşmeyen devlet yöneticilerinden olmadıklarını ifade eden Erdoğan, “Eğer abdestinizden şüpheniz yoksa namazınızdan da şüpheniz olmasın” dedi. Ekonomik büyümeyi, iyileşmeyi başka saiklere bağlayanlar bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Uluslararası konjonktür diyor, döviz bolluğu diyor, küresel iyileşme diyor. Başarıya kulp takma noktasında maşallah takdire şayan hayal güçleri var. Ama Anadolu’yu bir dolaşsalar her şeyi çok net, çok somut görecekler” dedi. MİLLET ZEKİ, ZEKASINI ŞERRE YORUP RANT SAĞLIYOR- Kamu İhale Kanunu ile ilgili yakınmalara değinen Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde karşılaştığı yolsuzluk çabalarına işaret ederek, “İnanın bu millet çok zeki. Zekasını hayra kullandığı zaman millet bunun rantını paylaşıyor. Şerre kullandığı zaman rantını bir yere kadar alıyor. Ama yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor” dedi. Daha önceki ortalama fiyat uygulamasında, bir şirketin beş şirket ile ihaleye girip, fiyatı da ayarlayarak, ihaleyi kazandığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu: “Yeni Kamu İhale Kanunu’nda iş daha kötü oldu. En düşük fiyata verilir mantığı. TOKİ ihalelerinde görüyoruz. Yüzde 65, 60, 50, böyle kırım olur mu? Ondan sonra malzemeden, işçiden; çalabileceği ne varsa çalıyor. Üzerinde tekrar çalışma yapıyoruz. Ortalama olayı bu işin çözümü değil. Daha başka bir yöntem bulmamız lazım. Ama benim o zeki vatandaşlarım bunun da çözümünü bulacaktır. Ama onlar bulana kadar idare edeceğiz, o arada milletimiz kazanacak.” SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #111 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | THY'nin net karı 194 milyon YTL
ANKA Türk Hava Yolları (THY), yılın ilk dokuz aylık döneminde, 418 milyon YTL tutarında net esas faaliyet karı elde ederek, net dönem karını geçen yılın ayı dönemine göre yüzde 52 artışla 194 milyon YTL'ye çıkardı. THY, yılın ilk on ayı itibariyle 7 milyon 610 bini dış hat, 8 milyon 438 bini de iç hat olmak üzere toplam 16 milyon 518 bin 58 yolcu sayısına ulaştı. “NET DÖNEM KARI 194 MİLYON YTL” Ocak-Eylül dönemi mali sonuçlarını açıklayan THY Genel Müdürü Temel Kotil, belirlenen strateji ve hedefler doğrultusunda gelinen noktada THY’nin büyüklük bakımından ikiye katlandığını vurguladı. THY’nin net esas faaliyet karının 418 milyon YTL ile rekor bir düzeye ulaştığını ifade eden Kotil, net dönem karının da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52 artarak, 194 milyon YTL olduğunu kaydetti. Kotil, esas faaliyet gelirlerinin yüzde 21 artışla 3 milyon 567 bin olarak gerçekleştiğini, esas faaliyet giderleri içinde akaryakıt giderlerinin yüzde 27, personel giderlrinin ise yüzde 24 pay oluşturduğunu dile getirdi. Kotil, geçen yılın aynı dönemindeki akaryakıt giderlerinin payının yüzde 29, personel giderlerinin payının da yüzde 20 olduğunu söyledi. 2006’da 4 milyon 49 bin YTL olan satış gelirlerinin 2007 sonunda 4 milyon 800 bin YTL’ye ulaşmasının beklendiğini bildiren Kotil, “Ortaklığımızın elde ettiği yüzde 12 operasyonel kar marjı, yüzde 5 net kar marjı oranları dünyanın en iyi şirketlerinden biri olduğunu göstermektedir” dedi. “2008’DE KOLTUK SAYISI 18 BİN 388’E ÇIKACAK” Mayıs 2006’da yapılan halka arzla gerçekleşen ortaklığın yüzde 49.2’sinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğunu ifade eden Kotil, geri kalan yüzde 50.88’inin de İMKB’de işlem gördüğünü belirtti. Kotil, 2006 yılında 24 yeni hat açıldığını hatırlatarak, THY’nin 69 ülkede, 138 şehirde 141 noktaya uçuş gerçekleştirdiğini bildirdi. Eylül ayı itibariyle 83.3 oranında zamanında kalkış yapıldığını söyleyen Kotil, “Şu ana kadar teslim alınan 38 adet yeni uçağın filoya katılımıyla birlikte verimlilik de artmış ve günlük uçuş utilizasyonu, 2005 yılında 10 saat 21 dakika iken, 2006’da 10 saat 31 dakikaya, 2007’nin ilk 9 ayı sonunda ise, 11 saat 10 dakikaya ulaşmıştır” diye konuştu. Kotil, 2005 yılında 65 uçağa sahip olan THY’nin, 30 Kasım 2007 itibariyle 2'si kargo olmak üzere toplam 101 uçak sayısına ulaştığını kaydederek, koltuk sayısının 2005’te yüzde 19.1, 2006’da yüzde 24.4 arttığını ifade etti. Kotil, koltuk sayısının 2008’de ise yüzde 27.5 artarak, 18 bin 388’e ulaşacağını bildirdi. “2007’NİN İLK 10 AYINDA TAŞINAN YOLCU SAYISI 16.5 MİLYON”- Genel Müdür Kotil, bu yıl Ekim sonu itibariyle taşınan yolcu sayısının önceki yıla göre yüzde 16.6 artışla 16 milyon 518 bin 58’e ulaştığını ve 2007 sonunda beklentinin 170 bin konma ile 20 milyon yolcuya ulaşmak olduğunu bildirdi. Kotil, “2005 yılı Ağustos ayında 2 milyon 77 bin yolcu taşıyarak aylık taşınan yolcu sayısında büyük bir başarı elde edilmiştir. Özellikle Ortadoğu’da yüzde 27.5 ve Uzakdoğu’daki yüzde 29’luk yolcu sayısı artışlarımız bu bölgelerde yüksek doluluk oranları yakalamamızı sağlamıştır” dedi. Bu yılın ilk on aylık döneminde 7 milyon 610 bin dış hat, 8 milyon 438 bin de iç hat yolcu sayısınıa ulaşıldığını kaydeden Kotil, geçen yılın aynı dönemine göre iç hatlardaki artış oranının yüzde 13.8 olduğunu, dış hat yolcu sayısında bir önceki yıl yüzde 15.8 olan artış oranının ise 2007’nin aynı döneminde yüzde 18.5’e çıktığını anlattı. Kotil, arz edilen koltuk kilometrenin 2007’nin ilk 10 ayında bir önceki yıla göre yüzde 13.1 artarak 34 bin 715’e yükseldiğini söyleyerek, “2007 yılı sonunda 170 bin konma sayısı hedeflenirken ilk 10 aylık dönemde 140 bin 533 konma gerçekleşmiştir. Planlanan seferlere ilk 10 ayda 193 milyon 943 kilometre ve 331 bin 508 saat uçuş yapılmıştır” dedi. “IATA’NIN 2008 YILLIK TOPLANTISI İSTANBUL’DA OLACAK” Dünya havayolu taşımacılığının 3’te 2’sini gerçekleştiren 3 havayolundan biri olan Star Alliance’a girme yönündeki ilk adımı 2006'nın Aralık ayında attıklarını hatırlatan Kotil, 2008 yılının Mart ayında da tam üyeliği hedeflediklerini dile getirdi. Kotil, THY’nin, Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği (IATA)’da ilk kez geçen sene temsil edildiğini belirterek, IATA’nın 2008 yıllık toplantısının Haziran ayında İstanbul’da yapılacağını bildirdi. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #112 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Dolar 1.15'in de altına indi
Dolar 1.15'in de altına indi ABD para birimi doların kabusu sürüyor. Uluslararası piyasalarda neredeyse tüm para birimlerine karşı değer kaybeden dolar, içeride de çok kuvvetli destek seviyesi olan 1.15 YTL'nin altına sarktı. Dolar şu sıralar Kapalıçarşı'da 1.1480-1.1490 YTL'den el değiştiriyor. Böylece dolar kurunun YTL ile bire bir seviyesine gelmesine 15 kuruştan da az kaldı. Doların düşüşündeki en önemli etken, uluslararası piyasalardaki mortgage krizine bağlı dalgalanmalar ve ABD ekonomisine yönelik resesyon kaygıları. Uzmanlar, dolardan kaçışın devam ettiğine işaret ederken, doların uluslararası piyasalardaki 'güvenli liman' özelliğini de kaybetmeye başladığını belirtiyor. Dolar düşerken, yatırımlarını korumak isteyenler altına, euroya ve petrol başta olmak üzere diğer emtilara yöneliyor. Dolar gelinen nokta itibariyle son 6.5 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor. TABLO DEĞİŞEBİLİR Öte yandan içeride kurların hızla gerilemesinin nedenlerinden biri olarak gösterilen doların uluslararası piyasalardaki kan kaybının 2008'de duracağı tahmin ediliyor. Uluslararası haber ajansı Bloomberg'de yılın ilk günlerinde yer alan ve 42 kur stratejistinin katıldığı anketin sonuçlarına göre, dolar 2008 yılında euro karşısında yüzde 3,5 değer kazanarak 1,40 seviyesini görebilir. Aynı ankete göre, geçen sene yüzde 14'ün üzerinde değer kazanan Türk Lirası, Brezilya Reali ve Güney Afrika Randı bu yıl dolara karşı en azından 3.75 değer yitirecek. 2006 yılında dolara karşı değer kaybeden Türk Lirası 2007 yılında ise tarihindeki en iyi performansı gösterdi ve yüzde 17.7 değer kazandı. YTL bu artışla gelişmekte olan ülke para birimleri arasında dolara karşı en çok yükselen para birimi ünvanını da almış oldu. KORKAK DEĞİL CESUR YATIRIMCI KAZANDI UZMANLAR NE DİYOR? Dolarda çıkış olasılığı yüksek Tekstilbank Döviz Masası Yönetmeni Semin Dülek: Şu an, döviz satarak edinilen TL ile tahvile yönelim var. Bu hareket doların bu hafta gevşemesine neden oldu. Ancak bu durum, yıl boyunca sürmez. Doların şu anki seviyelerinde salındıktan sonra aşağıya gidemeden yukarıya doğru bir düzeltme hareketi yapma ihtimali daha yüksek. Dolarda düşüşün sürmesi zor Abank Döviz Masası Şefi Sevgi Aytekin: Enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle enflasyon tüm dünya ülkelerini zorlayacak. Ancak büyümenin düşmesi nedeniyle yılın ikinci yarısında enflasyon üzerindeki baskılar bir miktar azalabilir. Bu yıl oldukça dalgalı olacak. Doların yılı ortalama 1,20 YTL seviyelerinden tamamlamasını bekliyorum. Dolarda düşüşün sürmesi için ABD ekonomisine ilişkin kaygıların azalması gerekiyor. Türkiye Cumhuriye Merkez Bankası'nın faiz indirimleri işlerin iyi gittiği mesajını verdiği için kurları yükseltmiyor. Enflasyon MB'nin elini bağlıyor TEB Yatırım Ekonomisti Sertan Kargın: Doların 1 YTL olmasının gerçekleşmesi çok güç. Önümüzdeki süreçte dolar için 1.20 YTL seviyesine gelmesi gerçeğe dönüşebilir. Doların 1.1 YTL'ye gelmesi için Türkiye'nin kredi notunun artması ve Halkbank satış sürecinin tamamlanması gerekir. Ancak Halkbank satış sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması ise doları 1.20 YTL'nin çok üzerine 1.30 YTL seviyelerine yükseltebilir. TSKB Başekonomisti Gündüz Fındıkçıoğlu: 2008'in bütününe bakıldığında, YTL'nin dolar karşısında herhangi bir şekilde pariteden bağımsız olarak değer kazanacağını zannetmiyorum. Dolar biraz daha zayıf gider, senenin büyük kısmında yerlerde sürünürse, o zaman dolar 1.1 YTL'yi görebilir. YTL'nin dolar karşısında değer kaybetmesi ve 1 YTL'nin altına düşmesi için bunun dışında bir neden görmüyorum. Bunun olabilmesi içinse, büyük bir para akışının olması lazım. Daha düşmez Finansbank Faiz ve Risk Yönetimi Bölüm Başkanı Ali Özenç: Doların şu anki seviyesi görülebilecek en düşük seviye. Yurtdışındaki bankalar zarar açıkladıktan sonra tekrar güvenilir hale gelir ve Türkiye'ye gelen paralar gidebilir. Bu da 2008'in içinde kesin olur. Yılbaşı ve üçüncü ay bilançolarında yabancıların kâr zararları ortaya çıkacak. Bu da çıkışa neden olur. 2008'de içerideki performansın da çok iyi olmayacağını bekliyoruz. Türkiye'ye carry trade ile para girmeye devam ediyor. Japon yeninden dolara, oradan da YTL'ye dönüldüğü için, dolardaki faizlerin dolar paritesini yukarıya atmaması bekleniyor. Şu anki seviyeler doların gelebileceği en düşük seviyedir. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #113 |
| Doçent Düşünürler grubu ![]()
Mesajlar: 3.081
Teşekkür etti: 495
Teşekkür edildi: 1.015
Forum Gücü: 107 Forum Puanı:46588 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Hazine gelecek hafta 884.9 milyon dolar dış borç ödeyecek
ANKA Hazine, gelecek hafta 884.9 milyon dolarlık dış borç ödeyecek. Hazine, 21 Ocak'ta 870.6 milyon dolar, 23 Ocak'ta 7.9 milyon dolar, 24 Ocak'ta 600 bin dolar ve 25 Ocak'ta 5.8 milyon dolarlık dış borç ödeyecek. Hazine'nin gelecek hafta yapacağı ödemeyle birlikte yılbaşından bu yana gerçekleştirdiği dış borç ödemesi 2 milyar 457.1 milyon dolara çıkacak. Hazine, 2007 yılı boyunca 17 milyar 102 milyon dolarlık dış borç geri ödemesi gerçekleştirmişti. Geçen yıl Ocak ayında 1 milyar 250.3 milyon, Şubatta 2 milyar 851.9 milyon, Martta 848 milyon, Nisan ayında 1 milyar 346 milyon, Mayıs ayında 1 milyar 780.7 milyon dolar dış borç geri ödemesi gerçekleştiren Hazine, Haziran ayında 861.8 milyon, Temmuz ayında 1 milyar 20.8 milyon, Ağustos ayında 1 milyar 11.6 milyon, Eylül ayında 1 milyar 461.1 milyon, Ekim’de 3 milyar 192.6 milyon, Kasım'da 638.1 milyon ve Aralık'ta 839.1 milyon dolarlık dış borç geri ödemesinde bulunmuştu. SELAM VER ŞEHİTLERE MEZAR OLUR BU VATAN İHANETÇİ İTLERE!!! |
|
| | #114 |
![]() ![]() Forumda uzman
Mesajlar: 9.345
Teşekkür etti: 5.702
Teşekkür edildi: 7.512
Forum Gücü: 185 Forum Puanı:75789 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | MÜSİAD: Herkes işini düşünsün Başkanı Ömer Bolat, Dünya ve Amerika ekonomisindeki dengesizlikler nedeniyle artçı öncü sarsıntılar olabileceğini, ancak bundan kimsenin paniğe kapılmaması gerektiğini söyledi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) Gala Yemeği'nde işadamlarına ortak mesaj verildi. MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat, dünya ekonomisindeki dengesizliklerden dolayı kimsenin paniğe kapılmamasını isterken, makro dengelerin sakin olduğunu, sanayicilerin kendi işlerine bakmasını ve temkinli olmasını istedi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da, tüketim ekonomisine bağlı bir yaşam tarzının oluştuğuna dikkat çekerek, "Bu bizim için arzu edilen bir şey değil. Ekonomi daralırsa kamu oraya kaynak aktarmazsa yetersiz kalır bu sefer topyekûn kriz hali devam eder. Onun için arkadaşlar başınızın çaresine bakın. Devlete de bakın arasıra ama daha çok kendi işinize bakın." dedi. Kahramanmaraş'ta MÜSİAD'ın Genel İdare Kurulu toplantısına katılan Ulaştırtma Bakanı Binali Yıldırım, işadamlarıyla akşam Gala Yemeği'nde de bir araya geldi. Yemekten sonra konuşma yapan MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat, Dünya ve Amerika ekonomisindeki dengesizlikler nedeniyle artçı öncü sarsıntılar olabileceğini, ancak bundan kimsenin paniğe kapılmaması gerektiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 6- 7 aydır global mali piyasalardaki çalkantılara son derece iyi bir direnç gösterdiğini hatırlatan Bolat, bunu makro dengelerin sakin olmasına bağladı. Bu anlamda sanayici ve işadamları olarak kendi işlerine bakmaları gerektiğini ifade eden Bolat, tedbiri de elden bırakmamalarının doğru olacağını savundu. Dünyadaki trendleri çok iyi şekilde izlemeleri gerektiğini kaydeden Bolat, "İşlerimizde de açık pozisyon vermemeliyiz. Döviz gelirlerimiz yoksa döviz üzerinden de yükümlülükler yapmamaya çalışmalıyız. Bizim bu açıdan üretime, yatırıma, istihdam oluşturmaya ihtracatımızı devam ettirmeye konsantre olmamız lazım. Sel gider geriye kum kalır sözü vardır. Karışıklıklar olabilir ama sonunda yine işini sağlam tutan, sağlam kazığa bağlayan dürüst çalışan basiretli çalışanlar yollarına devam eder." dedi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da yaptığı konuşmada artık kamu eliyle kalkınma döneminin geride kaldığını söyledi. Özel sektörün geliştiğini dile getiren Yıldırım, "Biz 12 |