| |
| |
![]() |
![]() | | Konu Seçenekleri | ![]() |
| | #1 |
| Rektör Düşünürler grubu ![]() | Uyarla, uyarla ekrana diz...
Uyarla, uyarla ekrana diz... RAHİME SEZGİN Yabancı televizyonlarda yayınlanan orijinallerinden apartılmış diziler ve yarışmalar ekranlarımızı esir almış durumda. Biri biterken öteki başlayan yarışmalara şimdi de ‘Güzel ve Dahi’, ‘Hasret Bitiyor’ eklendi. Orijinal fikrin izine kurşun sıkılan memleketimiz, eli mahkûm ‘Batı’dan uyarlanmış yapımlarla yetinmek zorunda. Ama ‘nereye kadar?’ sorusu da önemli, sabrın da bir sınırı var çünkü. Nasıl besleneceğimizden nasıl eğleneceğimize ne zaman ağlayıp ne zaman güleceğimize dahi adeta o beyazcam karar verir bir duruma geldik. Tabii durum böyle olunca şöhretli isimleri izlediğimiz ekranların kapıları sıradan insanlara da açılmaya başladı artık. Halkı bünyesine alarak adeta kendisinin bir parçası haline getiren TV’ler böylece etkinlik oranlarını da artırdı. ABD’de başlayan ve kahramanlarını halk arasından seçen yarışmaların son durağı Türkiye oldu. Bir yarışma furyası aldı başını gidiyor. Adeta salgın gibi yayılan yarışmaların ekranlardaki ömrü sanıldığı gibi kısa olmadı. Biri biterken öteki başlayan yarışmalara şimdilerde yenileri eklendi. Yayımlanmaya başlayalı iki hafta olmasına rağmen Güzel ve Dahi, Hasret Bitiyor gibi programlar bugünlerde yarışmaları yeniden tartışmalı bir şekilde gündeme getirdi. Kimilerine göre tamamen birer kopyalama kimilerine göre ise aslından daha kötü birer yapım olan bu yarışmalar nasıl oldu da hayatımıza bu kadar yerleşti ve algılarımızı değiştirdi. Dünya televizyonlarından Türk televizyonlarına uyarlanan ve bir anlamda bu furyanın başlamasına sebep olan ilk yarışma hepimizin hafızalarında yer edinen Biri Bizi Gözetliyor eviydi. 2001 yılında ekranlarda izlediğimiz yarışma ve kahramanları ilk olmaları hasebiyle bugün hâlâ hafızamızdaki yerlerini koruyor. Biri Bizi Gözetliyor yarışmasının dünyadaki orijinali Big Brother ilk olarak Danimarka TV ağı “Veronica” tarafından 1999 yılında yayımlandı ve daha sonra Fransa, Arjantin, Hollanda, ABD, Güney Afrika ve Türkiye dahil birçok ülkede yayımlanmaya başlandı. Türkiye’de BBG ilk ekrana gelmeye başladığı dönemde önce birbirini tanımayan erkek ve kadınların aynı ortamda nasıl yaşayabilecekleri izleyiciyi şaşırttı. Ne de olsa hâlâ değerleri olan bir toplumduk ve yabancı bir kadınla bir erkeğin aynı evde birlikte yaşayabileceği uçuk bir fikir olarak geliyordu. Biraz da bu meraktan olsa gerek evde neler olacağını izlemek için herkes sıkı bir takibe koyuldu. Tam yarışmacıların bir arada aynı evde yaşamalarına alışmıştık ki yarışmacılardan iki çocuk annesi Hülya Yamanoğlu ile kendinden yaşça oldukça küçük olan Melih Değirmenci arasında başlayan yakınlaşma izleyicileri rahatsız etmeye başladığı gibi şaşırttı da. Ne de olsa bu Türk halkının bir anlamda ilk refleksiydi. Daha sonra farklı yarışmalar ekranlarda boy göstermeye başladı. BBC’nin reality şovu Fame Academy’nin bir benzeri olarak yayımlanmaya başlayan Pop Star ile tanıştık sonraları. Yarışma yarışanlardan çok o dönemde Deniz Seki, Ahmet San, Ercan Saatçi ve Armağan Çağlayan’dan oluşan jürisi ile gündeme geldi. Reyting uğruna jüri tarafından eleştirinin dozu aşılarak adeta aşağılanırken yarışmacılar da şöhret olabilmek arzusu ile her türlü eleştiriye katlandı. Fakat sonuç İngiltere’deki gibi olmadı ve o yarışmadan bugüne ulaşan bir star çıkmadı. Fakat zaten önemli olan sonunda yarışmacıların ne olduğu değil yapımların reyting alıp almadığıydı. İzleyiciyi de ekrana bağlamak o kadar zor olmamıştı dolayısıyla yarışma salgını da devam ediyordu. Big Brother’ın yapımcısı Endomel Yapımcılık tarafından yayımlanan program ‘Şimdi Zayıflamak İstiyorum’ adı ile yayımlanmaya başladı ve şişman yarışmacılar zayıflamak için mücadele ettiler. İşin kolayı kopyalama Diğer taraftan yarışmacıların büyük ödülü kazanmak için göz, mide ve yağ parçacıklarını dahi yedikleri Fear Factor her hafta izleyenleri dehşete düşürmeyi başardı. Tüm bu yarışma furyası içinde Kim Beş Yüz Milyar İster?, Pasaparola ve Survivor en yararlı ve eğlenceli yarışmalar olarak ekranlara geldi. Yabancı yapım yarışmaların yanı sıra Dowsons’s Greek, Grey’s Anatomy gibi izlenme başarısı elde etmiş diziler de Türk versiyonları ile ekranlara geldi. Grey’s Anatomy, Doktorlar ismi ile bir kanalda geçen sezon yayımlanmaya başlandı. Dizilerin Türk versiyonları çekiliyor; fakat yabancı versiyonlarını izleyenlerin açıkça fark edebileceği bir gerçek var ki bu diziler birebir kopyalanıyor ve Türk kültürüne herhangi bir uyarlama yapılmıyor. Bu da elbette Türkiye’deki yapımcıların kolaycılığa kaçmasından ve fazla para ödemeden bu işten gelir elde etmek istemesinden kaynaklanıyor. Şimdilerde Güzel ve Dahi, Hasret Bitiyor gibi yarışmalar ile izleyiciyi yeniden ekrana bağlamak isteyen yapımcılar bundan sonraki süreçte de kopyalaması kolay, reytingi bol dizileri ve yarışmaları ülkemize getireceğe benziyor. Çok yakında BBG’nin yine reytingleri toplamak için ekranlara geleceğinin haberini aldık bile. Renove My Life’ı Türkiye’de Yoksa Rüya mı? ismi ile ekrana getiren yapımcılar haberci Uğur Dündar’a bu programı sundurarak bir yarışmayı olması gerekenden daha ciddiye aldılar. Şimdilerde ise Hasret Bitiyor ile duygular sömürülerek yapımcılar yeni bir metot deniyor. Önümüzdeki dönemlerde daha nasıl kopyalanan yapımlar ile karşı karşıya kalacağımızı hep beraber göreceğiz. r.sezgin@zaman.com.tr Her yarışma, Türkiye’de olmak zorunda değil Sina Koloğlu: Güzel ve Dahi çok tartışılan bir yarışma oldu. Üzerinde belki de bu kadar konuşmasak geçip gidecekti. Ben bu yarışmada oyun gereğinin, aptallığın oynandığını hissediyorum. Şimdilerde BBG tekrar ekranlara gelecek. TV’ler eskiden baskı kuruyordu şimdi insan hayatına giriyor ve her şeyi veriyor. Bu abartılı hale geldi. Bunun ilk örneği realite şov Big Brothers devam edecek. Bu bir furya değil. Pop star, dans yarışmaları, model yarışmaları vs. devam edecek. Bu yarışmaların yurtdışında da abartılı şekilde örneklerini görüyoruz. İnsanlar bunları izlemek istiyor. İzlenmesi doğru mu; çok da olması gereken şeyler değil bana göre. Ben daha önce “her kanalda bunlar yok, izlemek istemeyen değiştirsin” diyordum artık bununda sorunu çözmeyeceğini düşünüyorum. Doğru, sorunu ortadan kaldırmıyor. Ahlak bozuluyor kolaycılığına da kaçmak istemiyorum. Fakat bu yarışmalar illa olmalı da demiyorum. Ben de yeri geliyor bu yarışmaları izliyorum; ama hayat tarzımı etkilemiyor. Fakat her yarışma da bizde olmak zorunda değil. TV sektörü uyuşturulmuş halde Bekir Hazar: TV programlarında birebir aynısını yapmak kolaycılık oluyor. Birtakım kendi kültürümüze uygun nüanslar araya serpiştirilebilir. Fakat bizim yapımcılarımız tembel, ucuzcu ve beceriksiz. Yapımcılarda kültürel düşünce diye bir şey yok. Taklitçi kültür bizimki tamamen. Artık yabancı dizilerde önceden yadırgadığımız şeylere yerli dizilerde de rastlamaya başladık. Özendirici yerli dizilerde de ahlaki erozyon var. İnanılmaz bir gençlik geliyor. 10-15 yaş grubu tek başlarına Bodrum’da geziyor, babalarından aldıkları paralar ile kızlarla geziyor, uyuşturucu kullanıyor. Önceden bu tür vakalara daha geç yaşlarda rastlanırdı; fakat dizilerin getirdiği etkiyle bu daha alt yaş grubuna doğru iniyor. Ben yabancı formattan alıp dizilerin uyarlanmasına karşıyım. Evet reyting olarak bu programlar iyi reyting alıyor. Reyting alındı mı sanki başarılı olundu sanılıyor. Öyle değil oysa. İnanılmaz bir çalma ve kopyalama kültürü var bizde. Parasını ödemiş olsan bile birebir kopya yapılmaz ki. TV sektörü uyuşturulmuş durumda; bence bu durum rezillik. Vahşi yasalar ekranları esir aldı Yüksel Aytuğ: Hasret Bitiyor tamamıyla bir duygu istismarı yapıyor. Hem ailenin duyguları rencide ediliyor hem de ekran başındaki izleyiciye büyük saygısızlık, bir vicdan sömürüsü bu. Bir babayla kızın arasındaki kutsal duyguların reytinge tahvil edilmesi hazmedilebilecek bir şey değil. Bu konuda demokratik hoşgörü sınırlarının özgür yayıncılık sınırlarının da dışına taşındı. Bir yayıncılık skandalı bu. Ben o bayılma sahnesinden sonra açıkçası uyku uyumakta zorlandım. Vicdanlar buna nasıl el veriyor? Yani bunun böbrek satmaya çalışmaktan daha vahim bir durum olduğunu düşünüyorum. Artık TV sektöründe vahşi yasalar söz konusu. Bu tür bir program belki Hollanda’da, İsviçre’de yayınlanabilir; ama bu kadar büyük tepki almayabilir; ama bizim gibi duyarlı bir millete yakışmaz. Bütün dünyada bu format var Perihan Savaş: Öncelikle ekranda yaşanan çok farklı kirlilik var. Genç bir kızın babasıyla kavuşması kadar masumca bir şey yok. Şimdiye kadar bu olaylar çok yapıldı. Sinan Çetin, Kaya Çilingiroğlu da bunu yaptı. Şimdi niye böyle bir tepki gösterildi, ben bunu anlamadım. Zaten yarışmamızda psikiyatr da var. Sürekli kendisiyle birlikte her yere gidiyor. Sonuçta bu bir format ve dünyanın her yerinde bu formatta yarışmalar yapılıyor. Sonuçta bu insan babasını burada bulacak ve ona kavuşacak. Üç çocuğu var. Hiç olmazsa çocuklarının eğitimi ve kendisi için bu parayı kullanır. İnsan babasını hiç görmese bile içgüdüsel olarak mutlaka bir bağ oluyor. Onu da çözecektir. Duygular para altında eziliyor Prof. Dr. Arif Verimli: Medya kendisine insana eleştirel bir gözle bakan yeni bir alan buldu. Yurtdışında yapılan programlardan kopyalayarak yapıyorlar. Böyle bir programla babanın ortaya çıkması kurulan düzeni bozması bakımından bir sorun yaratabilir. Dengeler bozulabilir. Yeni psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. Yarışmaya katılan kişiye gerçek babasını bulması sorgulamalarla yapılıyor. Bu durumda gerçek babasını ne kadar erken kaybetmişse bulması o kadar zorlaşır. Ve o kadar çok bilinmezi vardır. Dolayısıyla kendi babasını bile bulamama durumu var. Kişi orada büyük bir duygusal fırtına yaşıyor. ![]() Selam doğru yolda gidenleredir Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık, Baygın gözlerimi aldı aydınlık, İçimde tıkandı, kaldı aydınlık, Bu aydınlık beni boğmak üzeredir. 1923 NFK Başarılar gelir geçer asaletin bize yeter |
|
![]() |
| Konu Seçenekleri | |
| |